Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- Saksonya
- saksı
- saksı bitkisi
- saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık
- saksıgüzeli
- saksılık
- saksıya dikmek
- saksıya konmuş
- sakura
- sakçı
- sakın düşme. if you dont mind bir mahzuru yoksa
- sakınalamaz
- sakıngan
- sakınma
- sakınmadan
- sakınmak
- sakınmak.
- sakınmasız .
- sakıntılı
- sakınık kuvvet
- sakınılabilir
- sakınılır
- sakınım
- sakınım yasası
- sakırga
- sakıt
- Sakız
- sakız agacı
- sakız ağacı
- sakız gibi
- sakız gibi.
- sakız kabağı
- sakız koyunu
- sakız topu
- sakız verir. resinol renksiz reçineli alkol
- sakız. dragongum tree kardeşkanı agacı
- sakızdan çıkan. resiny sakızlı
- sakızkabağı. vegetable oil bitkisel yağ. vegetable oyster tekesakalı
- sakızlı
- sal
- sal ile taşımak
- sal kullanmak.
- sal yapmak
- sal yarışı
- sala
- sala yüklemek
- salah
- salah bulmak
- salahiyet
- salahiyet vermek
- salahiyet, yetki
- salahiyetli.
- salahiyetliler
- salahiyetname
- salahiyetsiz.
- salahiyetsizlik.
- salahiyettar
- salak
- salaklık
- salakça
- salam
- salam. salammoniac nişadır.
- salamak
- Salamanca ili
- salamandra
- salamanje
- salamlık
- salamura
- salamura yapmak
- salamuracı
- salapurya
- Salarca
- salarlık
- salata
- salata sosu.
- salata. salad days gençlik çağı
- salatalık
- salatalık turşusu
- salcı
- saldırgan
- saldırgan hareket
- saldırgan kimse veya memleket.
- saldırgan. hostilely düşmanllkla.
- saldırganlık
- saldırganlık. nonaggression saldırmazlık
- saldırma
- saldırmak
- saldırmak için mızrağı doğrultmak
- saldırmak. come back hatıra gelmek
- saldırmak. lay aside bir yana koymak
- saldırtmak
- saldırı
- saldırıdan zarar görmezlik. invul'nerably yaralanamaz bir şekilde.
- saldırıp soyan kimse
- saldırıp soymak
- saldırıya ait.
- saldırıyla ilgili
- saldırış
- salep
- salepgiller
- salgı
- salgı bezi
- salgı çıkaran.
- salgılamak
- salgılı kasnak. eccentrically garip bir şekilde
- salgın
- salgın hastalık.
- salgın nezle
- salhane
- Salih
- salim
- salim kafayla düşünmesini engellemek
- Salima
- salip
- salise
- salisilik asit
- salklm haline gelmek.
- salkım
- salkım ağacı
- salkım halinde meyva vermek.
- salkım halinde yetişen
- salkım haline getirmek
- salkım söğüt
- sallama
- sallama çay
- sallamak
- sallanan
- sallanan sandalye
- sallandırma
- sallandırmak. vibratile titrek titreyen.
- sallanma
- sallanmadan dolayı zor ilerlemek
- sallanmak
- sallanmamak
- sallanmaya eginik
- sallanmaz
- sallantı
- sallantıda kalmak mualIâkta kalmak. Depend upon it Emin olunuz. dependable güvenilir
- sallantıda olan
- sallantılı
- sallantılı küpenin ucundaki süs
- sallanıp durmak
- sallanış
- sallayarak. uyutmak
- salma
- salmak
- salmaklı
- salmastra
- salmonella
- salname
- salname.
- salon
- salon bitkileri
- salon drawing knife
- salon futbolu
- salon kadını
- salt
- salt değer
- salt mükemmellik
- salt okunur
- salt sıcaklık
- saltanat
- saltanat kayığı
- saltanat sürmek
- saltanatlı
- saltçılık
- saltık
- Salvador
- Salvadori incir papağanı
- Salvadori kanaryası
- salya
- salyangoz
- salyangoz sümüğü
- salyangoz çaylağı
- salyası akmak
- salyaya ait. salivate salya akıtmak
- Salzburg
- salâ vermek
- salâh
- salâhiyet
- salâhiyet attributive verici
- salâhiyet sahibi oluş
- salâhiyet tanımak
- salâhiyet vermek
- salâhiyet vermek. licensee ruhsat sahibi.
- salâhiyet. authen'tically güvenilir şekilde.
- salâhiyeti haricinde
- salâhiyetli
- salâhiyetsizlik
- salâhiyetsizlik.
- salça
- salça ilave etmek
- salça olmak
- salça veya hardal gibi lezzet veren şey
- Salé
- salı
- salık
- salık verme
- salık vermek
- salım izgesi
- salınarak hızla geçmek
- salıncak
- salıncak gibi olan şey
- salıncakta sallanmak
- salınma
- salınmak
- salınım
- salıverilmemek. smothery boğucu.
- salıverme
- salıvermek
- salıvermek.
- salıvermek. set in başlamak
- salıvermek. set off ayrı koymak
- salıvermemek
- salıştırma
- sam
- saman
- saman alevi
- saman altından
- saman gibi
- saman nezlesi
- saman veya kuru ot yığını
- saman veya ot gibi hayvan yemi
- saman veya ot kümesi
- saman yığmak.
- saman yığını
- samandan yapılmış hayvan yatağı
- samani
- samankapan
- samanlı.
- samanlık
- samanlıkta iğne
- samanuğrusu
- Samanyolu
- samanyoluna ait
- Samar
- Samara Oblastı
- Samarit
- Samarya
- samaryum
- samba
- samba.
- Sami
- Sami dillerine ait. Semitics Sami kavimlerinin tarih
- Sami Irkından kimse.
- samimi
- samimi bir şekilde konuşturmak. draw straws kur'a çekmek. draw the line sınırlandırmak. draw up tanzim etmek
- samimi ev toplantısı
- samimi karşılama
- samimi konuşmak