Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- samimi olarak
- samimi olarak.
- samimi olarak. frankness açık sözIülük
- samimi olarak. with heart and soul seve seve
- samimi olmasına müsaade etmemek. race won by a length bir at veya kayık boyu ile kazanılan yarış.
- samimi çok yakın
- samimi.
- samimi. folkways bir millete özgü âdetler.
- samimi. genuinely gerçekten
- samimileşme
- samimileşmek
- samimiyet
- samimiyet göstermek
- samimiyet.
- samimiyetle
- samimiyetle.
- samimiyetle. heart iness içtenlik
- samimiyetle. welcomeness hüsnükabul
- samimiyetle. Yours sincerely Saygılarımla.
- samimiyetsiz
- samimiyetsizlik
- samimiyetsizlik. break one' faith sözünde durmamak
- samimiyetsizlik. hollow victory bir şeye yaramayan zafer
- Samiye
- Samoa
- Samoa Bağımsız Devleti
- Samoaca
- Samoalı
- samsa
- Samsat
- samsu
- Samsun
- Samsung
- samur
- samur kürk
- samuray
- samyeli
- san
- San Luis Potosí
- San Marino
- San Marino Cumhuriyeti
- San Marino şehri
- San Marinolu
- San'a
- san. teşbih
- sana
- sana aşığım
- sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
- sana kapak olsun
- sana ne?
- sanal
- sanal gerçeklik
- sanal makine
- sanal sayı
- sanal seks
- sanal yöre
- sanat
- sanat aşkı
- sanat erbabı
- sanat eseri
- sanat filmi
- sanat icrası
- sanat meraklısı kimse
- sanat okulu
- sanat okulu. trade secret mesleki sır. trade union sendika. trade wind alize.
- sanat simsarı
- sanat veya meslek terimleri
- sanat yönü olan
- sanat.
- sanata ait
- sanatkar himaye eden kimse. patron saint bir kimse veya meslek veya kurumu himaye ettiği farzolunan aziz
- sanatkâr
- sanatkârane
- sanatkârane bir şekilde.
- sanatkârlık
- sanatlı
- sanatoryum
- sanatsal
- sanatsallık
- sanatta eski Yunan ve Roma uslubu
- sanatçı
- sanatçının isminin şöhretine göre afişlerde aldığı sıra
- sanatı
- sanayi
- sanayi alanı
- Sanayi İnkılabı
- sanayi tipi fırın
- sanayici
- sanayie ait
- sanayileşme
- sancak
- sancı
- sancılanmak
- sancılı
- sandal
- sandal ağacı
- sandal gezintisi. row against the tide akıntıya karşı kürek çekmek
- sandal ile taşımak
- sandal.
- sandalcıların tutunması için geminin yanında asılı duran halat. grabber yağmacı kimse
- sandalet
- sandalla gezmek
- sandalye
- sandalye arkasına konan dantela örtü
- sandalye kapmaca
- sandviç
- sandviç ve hafif yemekler yenilen lokanta.
- sandviç yapmak
- sandık
- sandık balığı
- sandık bölmesi.
- sandık odası.
- sandık ve çekme. cede koşe bağının dişleri
- sandıklamak
- sandıklamak.
- sandıkçı
- sanem
- Sanghay
- Sango
- sangria
- Sangu
- sani
- saniye
- saniye ölçer saat
- saniye.
- saniyen.
- sanki
- Sankt Petersburg
- Sankt-Peterburg
- sanmak
- sanmıyorum
- sanrı
- sanrıl
- sanrılamak
- sanrısal gerçekçilik
- sansar
- sansargiller
- sansargillerden herhangi bir hayvan
- sansasyon
- sansasyon.
- sansasyonel.
- Sanskrit
- Sanskritçe
- sanslı. lucky penny uğurlu para. luckiness şanslılık.
- sansur memuru
- sansür
- sansür işleri.
- sansür koymak. censor'ial sansüre ait
- sansürcü kimse
- sansürcülük görevi yapmak
- sansürle ilgili. censorship sansür
- sansürlemek
- sansürlü
- Santa Ana Departmanı
- Santa Claus Noel baba. St. Patrick' Day irlanda'da resmi yortu günü
- Santiago
- Santiago Province
- santigram
- santigrat
- santigrat derece
- santigrat termometreye ait. centigrade thermometer santigrat termometre.
- santilitre
- santim
- santimantal
- santimantalite
- santimantalizm
- santimetre
- santimetreküp
- Santiyago.
- santral
- santral on the telephone telefonda
- santrifuj
- santrifüj
- santur
- sançmak
- sanı
- sanık
- sanık sandalyesi
- sanılanın aksine
- Sao Tome kocabaşı
- Sao Tome ve Principe
- Sao Tome ve Principe Demokratik Cumhuriyeti
- Sao Vicente
- sap
- sap gibi şey
- sap kerevizi
- sap takmak
- sapa
- sapak
- sapan
- sapan.
- sapanla atmak
- saparna
- sapkın
- sapkın. twist'er büken şey veya kimse
- sapkınlık
- saplama
- saplama.
- saplamak
- saplanmış
- saplantı
- saplantılı
- saplanıp kalmak
- saplarını koparmak
- saplı sultan
- saplı süpürge
- saplı tencere
- sapma
- sapma açısı
- sapmak
- sapmaksızın
- sapmış
- saprofit
- sapsarı
- sapsız meşe
- saptama
- saptamak
- saptırma
- saptırmak
- sapyoseksüel
- sapık
- sapıklık
- sapıkça
- sapından tutup çevirmek
- sapınç
- sapıtmış
- sapış
- sara
- sarahat
- sarahaten
- sarahatle
- sarahatle.
- saran şey veya kimse
- saranmak
- sararmak
- sararmış
- sarartmak
- sararıp solmak
- sararıp solmak.
- Saray
- saray gibi bina
- saray katibi
- saray mensubu
- saray vb
- saray veya resmi ikametgah odası
- saray çiçeği
- saraya ait.
- Saraybosna
- Saraybosna.
- saraç