Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- saraç.
- saraçlık
- sardalya
- sardalye
- Sardinya
- Sardinyalı.
- Sarduca
- sardunya
- Sardunya dili
- Sare
- sarf
- sarf etme
- sarf etmek
- sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.
- sarfedilmiş
- sarfedip bitirmek
- sarfetmek
- sarfetmek. exert oneself çabalamak
- sarfi
- sarfiyat
- sarfolunmuş parayı tediye etmek
- sarfça
- sarfınazar etmek
- sarfınazar etmek.
- sargı
- sargı bezi
- sargılamak
- sarhoş
- sarhoş adam
- sarhoş edici içki. soft drinks meşrubat
- sarhoş edici maddelere düşkün olmayan
- sarhoş etmek
- sarhoş gibi sendeleme
- sarhoş gibi sendeleyerek yürümek
- sarhoş olmak
- sarhoş.
- sarhoş. in the wind' eye tam rüzgara karşı. break wind yellenmek
- sarhoşluk
- sarhoşlukla ilgili
- sari
- sari.
- sarih
- sarih meful
- sarih sıfat
- sarih. unequivocally su göturmez bir şekilde.
- Sark
- sarkan
- sarkan bir şey ile vurmak
- sarkan bir şeyin çarpması veya çarpma sesi
- sarkastik
- sarkaç
- sarkma
- sarkma.
- sarkmak
- sarkmak bükülmek
- sarkom
- sarkık
- sarkık kapak veya örtü koymak: çarpmak
- sarkık yanaklı akbaba
- sarkık.
- sarkıt
- sarkıtmak
- sarma
- sarmak
- sarmak veya sarılmak
- sarmal
- sarmal eksen
- sarmal galaksi
- sarmal gök ada
- sarmal sargı
- sarmal sonsuz vida
- sarmalamak
- sarman
- sarmaşık
- sarmaşık ağı.
- sarmaşıkgiller
- sarmısak
- sarmısak otu
- sarnıç
- sarp
- sarp bir yerin kenarı.
- sarp kayalık. cliff dweller kanyonlarda veya dik kaya oyuklannda yaşayan ilkel Amerikalı
- sarp yamaç
- sarpa
- sarpın
- sarraf
- sarraflık
- sarsak
- sarsma
- sarsmak
- sarsmak.
- sarsılmak
- sarsılmamak. one foot in the grave bir ayağı çukurda. on foot yaya olarak
- sarsılmamış
- sarsılmaz
- sarsılmazlık.
- sarsılmazlık. stably sabit olarak
- sarsıntı
- sarsıntı doğuran.
- sarsıntı.
- sarsıntılı
- sarsıntılı olma.
- sarsıntılı. shakiness sarsaklık
- Sart
- sarus turnası
- sarı
- sarı alınlı kanarya
- sarı arı. wasp waist sıkma bel.
- sarı ayaklı martı
- sarı babun
- sarı bacaklı kum kuşu
- sarı bacaklı martı
- sarı başlı kuyruksallayan
- sarı benek
- sarı bez
- sarı boya
- sarı boyunlu aynak
- sarı bülbül
- Sarı Deniz
- sarı gagalı dalgıç
- sarı gagalı dağ kargası
- sarı gagalı kaşıkçı
- sarı gagalı keten kuşu
- sarı gagalı kılkuyruk
- sarı gagalı leylek
- sarı gagalı saksağan
- sarı gagalı ördek
- sarı gerdanlı serçe
- sarı gerdanlı tohumcul
- sarı göğüslü florya
- sarı göğüslü lori
- sarı göğüslü saksağan
- sarı kamışçın
- sarı kanarya
- sarı kantaron
- sarı kart
- sarı karınlı iskete
- sarı kaşlı tohumcul
- sarı kaşlı çıvgın
- sarı kiraz kuşu
- sarı kuyruksallayan
- sarı mayo
- sarı mukallit
- sarı renk
- sarı renkli
- sarı samur
- sarı sağrılı iskete
- sarı sağrılı kanarya
- sarı sebboy
- sarı yassıkuyruk
- sarı yağ
- sarı yüzlü iskete
- sarı çinte
- sarı çizgili lori
- sarı çizmeli Mehmet Ağa
- sarı çiğdem.
- sarı ışık
- sarı şebboy
- sarı-yeşil lori
- sarıasma
- sarıasma ispinozu
- sarıasmagiller
- sarıağız
- sarıbacak
- sarıbalık
- sarıca
- sarıcalık
- sarıcık
- Sarıdeniz
- sarıgöz
- sarıhumma
- sarık
- Sarıkamış
- sarıkanat
- sarıkuyruk
- sarıkuş
- sarılan
- sarılgan
- sarılgan. winding sheet kefen.
- sarılma
- sarılma.
- sarılmak
- sarılık
- sarılıp yatmak.
- sarılış
- sarımsak
- sarımsak ezici
- sarımsak gibi. garlic mustard sarımsak otu
- sarımsaklı ekmek
- sarımsı
- sarımsı kahverengi
- sarımsı pembe renk. salmon trout kırmızı etli alabalık.
- sarımtırak
- sarınacak şey
- sarınmak
- sarıntılı
- sarınıp yatmak.
- sarıp saklamak
- sarıp sarmalamak
- sarısabır
- sarısalkım
- sarıya bakan kahverengi
- sarıya çalan kestane rengi
- sarıyeşil
- sarıçalı
- sarıçam
- sarığa benzer kadın başlığı
- sarışın
- sarışın kimse
- sarışın.
- sarışınlık
- sası
- sasımak
- satak ederi
- satan
- satanist
- satanizm
- sataşkan.
- sataşma
- sataşmak
- satelit
- saten
- sateni andıran
- satha yakın veya satıhta olan
- sathi
- sathi. frivolously hafiflikle
- sathilik. superficially görünüşte
- satir
- satkanlık
- satkın
- satma
- satmak
- satmak. sell short henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak
- satmanlık
- satranç
- satranç oyununda at
- satranç tahtası
- satranç takımı
- satranç taşı
- satranç veya dama taşı
- satranç veya damada bir taşı usulüne göre yürütmek
- satranç şahı
- satrançlı
- satrançta açış. open market serbest piyasa.
- satrançta kale.
- satranççı
- satrap
- satsuma
- sattırmak
- Saturday