Turkish words: H
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- hava taşıtı. aircraft carrier uçak gemisi. airdrop havadan yapılan yiyecek v.b. yardımı. airfield havaalanı
- hava tesiriyle değişmek
- hava tesirlerine karşı dayanmak. weathering hava etkisiyle meydana gelen değişiklik.
- hava trafiği
- hava tutması. airspace bir binanın üzerindeki boş yer
- hava verme.
- hava vermek
- hava veya deniz tabakası
- hava veya gaz borusu.
- hava yastıklı tekne
- hava yastığı
- hava yolu
- hava üssü
- hava. climat'ic iklimle ilgili.
- hava. smell about araştırmak. smell a rat şüphelenmek
- havaalanı
- havaalanına nasıl gidebilirim
- havacı
- havacılık
- havacılık: uçan
- havacıva
- havada
- havada asılı kalma
- havada doğru çizgi. airliner dev uçak.air mail uçak postası. airman havacı
- havada duraksamak
- havada durmak
- havada kavis yapan top
- havada tutmak
- havada uçmak
- havada yapılan
- havada. Rumors are afloat. Ortalıkta şayialar dolaşıyor. The firm is afloat. şirket masrafım çIkarıyor.
- havadaki
- havadan gemiye
- havadan geçip gitmek: pek çabuk geçmek
- havadan havaya
- havadan havaya füze
- havadan karaya
- havadan karaya füze
- havadan nakledilen
- havadan nem kapma
- havadan yere
- havadar
- havadayken
- havadis
- havadis.
- havagazı
- havai
- havai fişek
- havai fişek fitili
- havai fişek gösterisi
- havaküre
- havalandırma
- havalandırma tertibatı.
- havalandırmak
- havalanma
- havalanmak
- havale
- havale edilebilir. transference nakletme
- havale etme veya olunma
- havale etmek
- havale etmek. win over taraftarlığını kazanmak.
- havale senedi
- havaleli
- havali
- havalimanı
- havalimanına nasıl gidebilirim
- havalisinde
- havalı
- havan
- havan tokmağı
- havan topu
- Havana
- havanda dövmek
- havanda su dövmek
- havaneli
- havanın aerodinamik direnci
- havanın buzları eritecek derecede ısınması
- havanın estiği yön
- havanın getirdiği koku
- havari
- havari. discipleship taraftarlık
- havarilerin özelliğini taşıyan
- havarilik.
- havaryun
- havası bozuk
- havasında olmak
- havasında olmak. good humor iyi huy
- havasından.
- havasız
- havaya ait
- havaya dikmek
- havaya doğru dik uçmak
- havaya fırlatmak
- havaya göstermek
- havaya uçmak
- havaya uçurmak
- havaya uçurtmak
- havaya yükseltmek. levita'tion havaya yükselme olayı.
- havayolu
- havayı koklama
- havayı koklamak
- havayı veya suyu kirleten kimyasal madde.
- havayı yumuşatmak
- havaî
- havhav
- havhav.
- havi olmak
- havi olmak.
- havlama
- havlama sesi.
- havlama taklidi
- havlamak
- havlamaya benzer sesler çıkarmak
- havlayan köpek ısırmaz
- havlu
- havlu atmak
- havlu dokusunda kesilmemiş düğüm
- havlu ve perde yapımında kullanılan kaba bez.
- havlı
- havlıcan
- havra
- havra.
- havsala
- havsalaya sığan
- havsalaya sığar. conceivably belki
- havuz
- havuz balığı
- havuz. lake trout göllerde yaşayan alabalık.
- havuza çekmek
- havuç
- Havva
- Havva. dauqhter of Eve Havva'nın kızı
- havya
- havyar
- havza
- havza: batakhane.
- havâle etmek
- havı dökülmüş
- havşa
- Hawaii
- Hawaii .
- Hawaii adalarına ait telli kitara.
- Hawaii dili
- Hawaii kargası
- Hawaii ördeği
- Hawaii'de kol hareketleriyle yapılan ve bir anlam taşıyan dans.
- Hawaii'de takılan ve çiçek ile tüylerden yapılmış kolye.
- Hawaiili
- Hawaiililik
- hay
- Hay Allah !
- hay hay
- haya
- hayal
- hayal edilen şeyler silsilesi.
- hayal etmek
- hayal etmek. back talk küstahça karşılaık verme.go back on inkar etmek
- hayal etmek. picture book resim kitabı
- hayal gibi görmek. visional hayali.
- hayal gibi hareket etmek
- hayal gucu
- hayal gördüren
- hayal gücu kuvvetli
- hayal gücü
- hayal gücüne dayanan hikâye
- hayal kabilinden
- hayal kurma
- hayal kurma. put to flight kaçmak mecburiyetinde bırakmak. take to flight kaçmak
- hayal kurmak
- hayal kırıklığı
- hayal kırıklığına uğramış
- hayal kırıklığına uğratmak
- hayal kırıklığına uğratmak. dash to pieces çarpıp paramparça etmek.
- hayal kırıklığına uğratmak: amacına engel olmak. frustrated boşuna didinmiş
- hayal mahsulu
- hayal mahsulü
- hayal mahsulü olan
- hayal peşinde koşmak. get on one's high hors ayak diremek
- hayal.
- hayalci
- hayale dayanan
- hayale kapılan kimse
- hayalen canlandırmak
- hayalet
- hayalet gibi.
- hayalet halinde görünmek
- hayalet kasaba
- hayalet.
- hayalete ait
- hayali
- hayali düşman
- hayali düşünceleri olmak
- hayali fictionalize roman şekline sokmak fictionist romancı
- hayali fictitiously hayal mahsulu olarak. fictitiousness hayal mahsulu oluş.
- hayali kimse veya şey. mythic
- hayali olmak
- hayali ve garip fikirleri olan kimse
- hayali.
- hayali. ideal gas basit fiziksel kurallara tümüyle uyan hayal unsuru bir gaz ideally .ideal olarak
- hayali. imaginary number sanal sayı.
- hayali. romantically romantik olarak. romanticism romantizm. romanticist ro- mantik kimse.
- hayali. unreally hayali olarak.
- hayalperest
- hayalperest kimse.
- hayalperest kimse. visionariness kuruntululuk
- hayalî
- hayasız
- hayasız. barefoot yalınayak. barehanded silahsız
- hayasız. shamelessly utanmadan
- hayat
- hayat böyle
- hayat böyledir
- hayat değerinde
- hayat dolu
- hayat hikayesine ait
- hayat hikâyeleri yazan kimse
- hayat hikâyesi
- hayat iksiri
- hayat ilmi.
- hayat için gerekli
- hayat kadını
- hayat kurtaran kimse veya şey
- hayat merkezi
- hayat merkezine ait
- hayat müddeti.
- hayat noktası
- hayat sahası
- hayat sigortası
- hayat sigortasına zam koymak
- hayat standardı
- hayat sürmek
- hayat tarzı
- hayat tecrübesinden fazla kitaplara bağlı olan
- hayat verici öz
- hayat verici.
- hayat vermek
- hayat veya kuvvet veren tesir.
- hayat yolu. the beaten path herkesin geçtiği yol
- hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.
- hayata ait
- hayata elverişli
- hayati
- hayati kimya
- hayati olarak.
- hayatiyet
- hayatiyet şevk.
- hayatiyet. animal worship hayvana tapma
- hayatla kaynaşan
- hayatnı kurtarmak için. for life bütün hayat boyunca
- hayatta