Turkish words: H
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- hayatta kalma
- hayatta kalmak
- hayatta olmak
- hayatta. see how the land lies işlerin ne halde olduğuna bakmak
- hayatı boyunca. all-inclusive herşey dahil. all night bütün gece. all the others ötekilerin hepsi
- hayatı devam ettirici
- hayatı ebedîleştirdiği farz olunan madde. elixir of life abıhayat
- hayatı olan
- hayatın anlamı
- hayatın ilkbaharı. May apple Amerika'ya mahsus ve meyvası yenir bir bitki
- hayatın olgunluk devri
- hayatına kastetmek
- hayatında isa'nın yolunu takip eden kimse
- hayatını felsefe ve mantık üzerine düzenleyen kimse
- haydamak
- haydan gelen huya gider
- Haydarabad
- Haydarabat hükümdarının ünvanı.
- haydavcı
- haydi
- haydi oradan
- haydi!
- Haydi! Defol! Kışt! Hoşt!
- haydut
- haydut devleti
- haydut çetesi.
- haydutluk
- Hayfa
- hayhuy
- haykıran
- haykıran turna
- haykırma
- haykırmak
- haykırmak. die out sönmek: nesli tükenmek. pass out dağıtmak
- haykırış
- haykırış.
- haylaz
- haylaz kimse
- haylazca hareket veya tavır
- haylazlık
- haylazlık etmek. dally away vakit öIdürmek. dally with oynaşmak.
- haylazlık etmek. loafer laylak veya boş gezen kimse
- hayli
- hayli. a great many pek çok.
- hayli. pretty difficult hayli güç. pretty much the same hemen hemen aynı
- haymatlos
- hayran
- hayran bırakmak
- hayran bırakmak. fascinating cazip
- hayran etmek
- hayran etmek. bewitcher cezbedici kimse
- hayran kalmış.
- hayran olarak.
- hayran olmak
- hayranlık
- hayranlık duymak
- hayranlıkla bakmak. catch one's eye dikkatini çekmek
- hayret
- hayret etmek
- hayret uyandıran şey
- hayret verici
- hayret verici manzara. spectacularly harikulade bir şekilde.
- hayret verici şey
- hayret verici.
- hayret veya keder belirten
- hayret.
- hayrete dusurmek. be astonished at hayret etmek
- hayrete düşmek. puzzle over çok düşünmek
- hayrete düşürmek
- hayrete düşürmek.
- hayrete düşürmek. amazement hayret
- hayretten ağzı açık kalmış
- haysiyet
- haysiyetli
- haysiyetsiz
- hayta.
- hayvah
- hayvan
- hayvan bilimci
- hayvan bilimi
- hayvan derisi
- hayvan gibi adam
- hayvan gibi insan
- hayvan gibi vahşi
- hayvan güden kimse
- hayvan hakları
- hayvan ini
- hayvan ini.
- hayvan izi.
- hayvan kesme
- hayvan memesi .
- hayvan pençesi
- hayvan postunu doldurma sanatı. taxider'mic hayvan postunu doldurmayla ilgili. taxidermist hayvan postunu dolduran sanatçı.
- hayvan sesi
- hayvan surüsü
- hayvan sığınağı
- hayvan tersi
- hayvan testi
- hayvan türleri
- hayvan veya bitkilerin üremesi. reproductive yeniden hâsıl eden veya olan
- hayvan yavrusu
- hayvan yavrusu derisi.
- hayvan yavrusu.
- hayvan yaşamı
- hayvan yemi
- hayvan çiftliği
- hayvana mahmuz vurup gitmek
- hayvanat bahçesi
- hayvanat bahçesi.
- hayvanbilim
- hayvanca
- hayvanca davranan kaba kimse beast of burden yük hayvanı. beast of prey yırtıcı hayvan
- hayvancılık
- hayvani
- hayvanlar
- hayvanlar ilimi
- hayvanlar kralı
- hayvanlara dağ vuran kimse. wrestling güreşme
- hayvanlarda soy
- hayvanlarda tırnak yerine bulunan pençe veya toynak
- hayvanlarla ilgili.
- hayvanları küme halinde toplama veya sürme.
- hayvanları taze otla beslemek
- hayvanları toplayıp gütme
- hayvanları yatırmak için serilen saman veya kuru ot
- hayvanların canlandırıldığı karton filim
- hayvanların doğması
- hayvanların korunması
- hayvanların muhafaza edildiği veya tuzağa düşürüldüğü yer
- hayvanların yaladıklan tabii tuz.lick clean yalayıp temizlemek. lick into shape biçim vermek
- hayvanların çitlerden geçememeleri için boyunlarına veya boynuzlarına geçirilen takım.
- hayvanlaştırmak
- hayvanperestlik. domestic animal ehli hayvan
- hayvansal
- hayvanî
- hayvanı iple kazığa bağlamak
- hayvanı tuzağa çekmek için sıralanmış yem
- hayvanımsı
- hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde
- hayvanın yan ve sırt tarafından elde edilen tuzlanmış veya tütsülenmiş domuz eti
- hayvanın yuvarlandığı çamurlu yer.
- hayvanın çıkıntı hâsıl eden ağzı ile burnu
- hayâ
- hayâsız
- hayâsızlık
- hayıflanmak
- hayır
- hayır cemiyeti
- hayır dua
- hayır işi
- hayır işlemek
- hayır kelimesi
- hayır sahibi
- hayır seven
- hayır yapan
- hayırhahlık
- hayırlı
- hayırlı sabahlar
- hayırlı yolculuklar
- hayırsever
- hayırseverlik
- hayırseverlik.
- hayırsız
- hayıt
- hayız
- hayız.
- haz
- haz almak
- haz. zestful zevkli
- hazan
- Hazar
- Hazar Denizi
- Hazar Denizi.
- Hazar sumrusu
- Hazarca
- hazcı
- hazcılık
- hazin
- hazin.
- hazine
- hazine sandığı
- hazine yığmak
- hazinedar
- haziran
- hazla
- hazlmsızlık. get into trouble belaya çatmak
- hazma ait
- hazmedici
- hazmedilir olmak
- hazmedilmiş olan
- hazmetmek
- hazmetmek. take measures tedbir almak. Take my word for it Bana inanınız Sizi temin ederim. take notice of dikkat etmek
- hazmetmek: tasnif etmek
- hazmettirici
- hazmi mümkün
- hazmı kolay
- hazne
- hazne veya depoda saklamak.
- haznedar
- haznedar.
- Hazreti Davud' un öIdürdüğü dev gibi adam
- Hazreti İsa
- Hazreti isa nın on iki havarisinden biri olup ismini dört incilden birine veren
- Hazreti İsa'ya ihanet eden öğrencisinin adı
- Hazreti Meryem
- Hazreti Muhammed
- Hazreti Süleyman. solomonic Hazreti Süleyman gibi dirayetli
- Hazreti Yusuf
- hazzetme
- hazzetmek
- hazzetmemek
- hazık
- hazım
- hazım gücü
- hazım sistemi
- hazım ve tahammülü güç bir şey
- hazımsızlık
- hazır
- hazır bulunanlar
- hazır bulunma
- hazır bulunmak
- hazır bulunmamak için çekilip gitmek absent oneself gitmek
- hazır bulunmayış
- hazır bulunmayış.
- hazır cevap
- hazır cevaplık.
- hazır cevaplıkla. wittiness zeka
- hazır etmek
- hazır ilaç
- hazır ilaç. take one' medicine hoşa gitmeyen bir şeyi yapmaya mecbur olmak
- hazır ilâç.
- hazır kahve
- hazır ol
- hazır olma
- hazır olmak
- hazır olmak.
- hazır olmak. alertness tetiklik
- hazır tutmak
- hazır ve nazır
- hazır ve nazır. ubiquitously her zaman bulunarak. ubiquitousness her yerde hazır olma veya bulunma.
- hazır yemek
- hazır yiyecekler
- hazır. ripe'ly olgunlukla
- hazırcevap
- hazırcevap kimse.
- hazırcevaplık
- hazırlama
- hazırlamak
- hazırlamak. lick ones boots el etek öpmek
- hazırlamak. ready money hazır para