LexiTurk← Dictionary

Turkish words: H

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • hasenat
  • haset
  • haset etmek
  • haset.
  • hasetçi
  • hasis
  • hasis. niggardly cimri
  • hasislik
  • hasiyet
  • hasiyetli
  • Hasköy
  • hasllât
  • haslık
  • hasret
  • hasret çeken
  • hasret çekmek
  • hasret çekmek.
  • hasretini çekmek
  • hasretini çekmek.
  • hasretle. wishfulness isteklilik
  • hasretmek
  • hasretmek. commit to memory ezberlemek. commit to prison hapsetmek. commit to writing yazmak.
  • hasretmek. confined sınırlanmış
  • hasretmek. restrictive kısıtlayıcı
  • hassa
  • hassalar
  • hassas
  • hassas nokta
  • hassas. irritabil'ity alınganlık
  • hassasiyet
  • hassasiyet. emo'tionalize duygusal yönünü uyandırmak. emo'tionally heyecanlı olarak
  • hassaslık
  • hassaslık.
  • hassiyum
  • hasta
  • hasta etmek
  • hasta kimse
  • hasta mizaçlı
  • hasta olmak
  • hasta olup evde kalma
  • hasta veya ölü taşımaya mahsus teskere
  • hasta yüzlü. sickliness hastalıklı hal.
  • hasta zayıf
  • hasta.
  • hastabakıcı
  • hastabakıcılık.
  • hastaca
  • hastahane
  • hastalanmak
  • hastalar.
  • hastalikli
  • hastallk
  • hastalık
  • hastalık etkisini giderici madde
  • hastalık getiren
  • hastalık hastası
  • hastalık izni
  • hastalık nöbeti
  • hastalık oranı
  • hastalık sebebiyle evde veya yatakta
  • hastalık veya yorgunluktan sonra çabucak kendine gelen
  • hastalık veya üzüntü gösteren
  • hastalıklar bilimi
  • hastalıklar bilimi uzmanı. pathological patolojik. patholog'ically patolojik olarak.
  • hastalıklı
  • hastalıksal
  • hastalıktan ileri gelen zehir
  • hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler
  • hastalığa ait
  • hastalığa yakalananların sayısı
  • hastalığı
  • hastalığı sirayet ettirmek
  • hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek
  • hastane
  • hastane gemisi
  • hastane hademesi. orderliness intizam
  • hastaneye göndermek
  • hastaneye kaldırmak
  • hastanın battaniyeye sarılması
  • hastaya bakan kimsenin veri
  • hastaya bakmak
  • hastaya mahsus
  • hastayım
  • hastaIıklı
  • hasut
  • hası1 etmek. grow on one gittikçe daha çok beğenilmek
  • hasıl eden kimse
  • hasıl etme
  • hasıl etmek
  • hasıl olmak
  • hasıla
  • hasılat
  • hasılat getirmek
  • hasılât
  • hasılât bakiyesi
  • hasım
  • hasım.
  • hasım. foeman düşman.
  • hasımlık
  • hasır
  • hasır ile örtmek
  • hasır otu
  • hasırcı
  • hasırdan yapılmış
  • hasırlaşmak
  • hasırotu
  • hat
  • hat meşgul
  • hat çizen aletle çizmek.
  • hata
  • hata ayıklama
  • hata ederek
  • hata ederek.
  • hata etme eğilimi.
  • hata etmek
  • hata mesajı
  • hata yapmak
  • hata yapmaz. infallibil'ity yanılmazlık. infal'libly yanılmadan.
  • hata.
  • hata. false teeth takma diş
  • hata. inaccurately tam olmayarak
  • hatalı
  • hatalı bulmak
  • hatalı erroneously yanlışlıkla.
  • hatalı mistakenly yanlışlıkla.
  • hatalı olarak
  • hatalı oluş
  • hatalı vuruş veya davranış
  • hatalı yürüme
  • hatasını ortaya çıkarmak
  • hatasını tespit etmek
  • hatasız
  • hatasız kul olmaz
  • hatasızlık
  • Hatay
  • Hatay patatesi.
  • hataya düşebilir
  • hataya düşmek
  • hatching bir defada kuluçkadan çıkan civcivler. hatcher kuluçka tavuk
  • hatefully nefretle. hatefulness kötü davranış
  • Hatice
  • hatime
  • hatip
  • hatiplik
  • hatiplik taslamak
  • hatmetmek
  • hatmi
  • hatta
  • hatta. in the matter of konusunda
  • hattat. writer' cramp çok yazı yazmaktan ileri gelen el veya kol tutulması
  • hattatlık.
  • hatun
  • hatuncu
  • hatve
  • hatıl
  • hatır
  • hatır kıran
  • hatır sayma
  • hatıra
  • hatıra defteri
  • hatıra gelmek
  • hatıra getirmek
  • hatıralar
  • hatıralarını tekrarlamak.
  • hatırasını yad etme
  • hatırasını yad etmek commemora'tion anma
  • hatırat
  • hatırda kolay kalan
  • hatırda tutmak
  • hatırda tutulmuş
  • hatırlama
  • hatırlama süresi
  • hatırlamak
  • hatırlamak.
  • hatırlamak. recollection hatıra
  • hatırlanacak
  • hatırlanamayacak derecede eski
  • hatırlanan şey.
  • hatırlanan şey: hatıra
  • hatırlanmaya değer
  • hatırlar.
  • hatırlatan
  • hatırlatan şey veya kimse. remindful unutmayan
  • hatırlatma
  • hatırlatmak
  • hatırlatmak. call to order münazara kurallarını uygulatmak. call up hatırlamak
  • hatırlatmak. change one' mind caymak
  • hatırlatıcı
  • hatırlatıcı şey.
  • hatırlatıcı.
  • hatırlayamamak
  • hatırlayan
  • hatırı sayılır
  • hatırı sayılır kimse
  • hatırına getirmek. reminder hatırlatma
  • hatırında tutmak
  • hatırından çıkarmak
  • hatırından çıkmak. His name had escaped me. ismi hatırımdan çıkmıştı.
  • hatırını kırmak
  • hatırını kırmak. offended küskün
  • hatırşinas
  • Hausa dili
  • Hausaca
  • hav
  • hav hav
  • hava
  • hava akımı
  • hava akımına kapılarak sürüklenmek
  • hava aracı
  • hava atmak
  • hava bacası
  • hava bacası.airship uçak
  • hava basıncını öIçen alet.
  • hava boşluğu
  • hava dalışçısı
  • hava deliği
  • hava deposu. combustion chamber yanma yeri. in chambers hâkimin hususi odasında. chambered odalı.
  • hava desteği
  • hava değişimi
  • hava durumu
  • hava durumu tahmini
  • hava durumunu okuyan spiker.
  • hava filosu
  • hava fişeği
  • hava gazı
  • hava gazı sayacı
  • hava gemisi
  • hava gibi hafif
  • hava ile şişirmek
  • hava ilmine ait
  • hava kabarcığı
  • hava kalitesi
  • hava kararmak. darkly ümitsizce
  • hava kararması
  • hava kararırken. in the dark karanlıkta
  • hava kirliliği
  • hava kuvetleri
  • hava kuvvetleri
  • hava kütlesi
  • hava limanı
  • hava nasıl?
  • hava sahası
  • hava saldırısı
  • hava saldırısı sireni
  • hava sıcaklığı
  • hava tahmini
  • hava tahmini.
  • hava tahminleri
  • hava taksisi
  • hava taşıtı
← PreviousPage 5 of 15Next →