Turkish words: H
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- harabiyet
- harabiyet.
- harabiyet. go to rack and ruin harabeye dönmek
- harabiyet. rack and ruin yıkım
- haradan
- harakiri
- harakiri .
- haram
- harami
- harap
- harap eden
- harap eden.
- harap etme
- harap etmek
- harap halde.
- harap kulübe mezbele
- harap olma
- harap olma perişanlık
- harap olma.
- harap olmak
- harap olmuş
- harap olmuş kimse
- haraplık
- hararet
- hararet. on one' mettle elinden gelen en iyi işi yapmaya hazır. mettlesome canlı
- harareti olan
- hararetini gidermek
- hararetle
- hararetle.
- hararetli
- hararetli olan.
- hararetli olmak
- hararetli. ardently gayretle
- hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet
- haraç
- haraç verme mecburiyeti.
- harbe ait
- harbe girmiş
- harbe hazır. up in arms ateş püskürmeye hazır
- harbe meyilli
- harbe.
- harbi
- harbiden
- harbiden mi?
- harbî
- harcama
- harcama.
- harcamak
- harcamak.
- harcanmak
- harcanmış
- harcıa1em
- harcırah
- harcıâlem
- hard money madeni para
- hard rock
- hardal
- hardal gazı
- hardal rengi
- hardal: hardal bitkisi. mustard gas zehirli bir gaz
- hare
- harekat
- hareke
- hareket
- hareket edebilen
- hareket edememek
- hareket edemeyen
- hareket eden
- hareket eden bir makina parçası yatağı
- hareket eder
- hareket etmeden aynı seviyede uçmak
- hareket etmek
- hareket etmek. fleeting çabuk geçen
- hareket ettiren
- hareket ettirme. launching pad roketin hareket sahası
- hareket ettirmek
- hareket ettirmek.
- hareket halinde
- hareket halinde olmak
- hareket halinde. homeward bound memleketine doğru yola çıkmış veya çıkmak üzere.
- hareket halindeki böcek sürüsü
- hareket hastalığı
- hareket hattı.domestic policy iç politika
- hareket hâsıl etme kabiliyeti
- hareket kuvveti olan
- hareket meydana getiren
- hareket nakleden
- hareket sahası
- hareket serbestisi
- hareket serbestisini sınırlamak
- hareket serbestliği. a play on words kelime oyunu. at play oynamakta
- hareket tarzı
- hareket verici
- harekete ait
- harekete getirme. rous'ing uyandırıcı
- harekete getirmek
- harekete getirmek mobilization
- harekete getirmek. motiva
- harekete geçirici
- harekete geçirici söz veya olay
- harekete geçirmek
- harekete geçmek
- harekete geçmek kımıldamak
- harekete geçmek.
- harekete geçmekten çekinmek
- harekete geçmiş
- harekete sevkedici unsur
- hareketlendirmek
- hareketlenmek
- hareketlerde serbestlik.
- hareketli
- hareketli dans
- hareketli. breezily esintili olarak. breeziness rüzgarlı oluş.
- hareketli. jet propulsion jetle çalıştırma
- hareketli.zealously gayretle
- hareketlilik
- hareketsiz
- hareketsiz kalamayan. restlessly rahat durmadan. restlessness hareketsiz kalamama.
- hareketsiz. dormancy uyku hali.
- hareketsiz. immobil'ity hareket sizlik
- hareketsiz. sluggishly ağır ağır. sluggishness ağırlık
- hareketsizce. quietness sessizlik
- hareketsizlik
- hareketsizlik.
- harekât
- hareleme
- harelemek
- hareli
- harem
- haremağası
- Harezm
- harf
- harf çeşidi
- Harf- tarif veya iyelik veyahut da işaret zamiri "all" ile kullanıldığında "all" ile isim arasına konulur
- harfi
- harfi harfine
- harfi harfine anlamı
- harfi harfine tanımlanmış tam
- harfi tarif
- harfin yukarı uzantısı
- harfitarif
- harfiyen
- harflerin sırası değiştirilerek elde edilen yeni kelime.
- harflerini dizmek
- harflerle işaret olunmuş.
- harflerle kelime meydana getirmek
- harharyas
- Haribdis
- harici
- harici siyaset. public policy kamu yararını gözeten politika.
- haricinde
- hariciye
- hariciye memuru
- hariciye mesleği
- hariciyecilik. diplomatically diplomatça
- haricî
- harika
- harika kimse.
- harika çocuk
- harika.
- harikalar diyarı.
- harikulade
- harikulade. remarkableness fevkaladelik. remarkably dikkate lâyık derecede
- haris
- haris kimse. bearded vulture uşak kapan
- haris kimse. gluttonous obur
- haris kimse. piggy bank domuz şeklinde kumbara.
- haris olmak. avidity istek
- haris. be avid for -e arzulu olmak
- harita
- harita veya plan yapma.
- harita yapmak. chartless haritasız.
- haritacı
- haritacılık
- haritada kullanılan izdüşüm sistemi
- haritasını yapmak
- haritasını çıkarmak
- hariç
- hariç bırakmak
- hariç bırakmak. leave over tehir etmek
- hariç tutan
- hariç tutmak
- hariç tutulan
- hariç. bench mark sabit nokta
- hariçte
- hariçte bırakılan kimse
- hariçten gelip yerleşme.
- Harkiv
- Harkov
- harman
- harman ayı
- harman olmak
- harman savurmak
- harman yapmak
- harman çevirmek
- harmancı
- harmandan kalan saman.
- harmanlama
- harmanlamak
- harmoni
- harnup
- harp
- harp bilgisine uygun
- harp etmek
- harp gemilerine ait
- harp gemisinin en büyük sandalı. launch forth
- harp ilâni
- harp nidası.
- harp sebebi
- harp zamanında kapamak
- harp çalarak ifade etmek. harp on üzerinde durmak
- harp çalmak
- harp.
- Harpalyke
- harpist harpçı.
- harpsikord .
- harpte taraflardan birine sattığı kaçak harp malzemesi.
- harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet
- Harput
- hars
- Hartlaub martısı
- hartuç
- hartuç kesesi
- Harun
- Harzemli Yolu
- harç
- harç ile sıvamak.
- harç, ücret
- harçlık
- harçlık bağlamak.
- harçlık.
- harıl harıl çalışmak
- has
- has not.
- has. appropriately uygun bir şekilde. appropriateness uygunluk
- Hasan
- hasar
- hasar tehlikesi
- hasar yapmak bozmak
- hasar. detrimen'tal zarar veren
- hasara uğratmak
- hasat
- hasat etmek
- hasat mevsimi
- hasat yapmak
- hasatçı
- hasbıhal
- hasbıhal etmek
- hasebiyle
- hasekiküpesi