LexiTurk← Dictionary

Turkish words: H

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • halk müziği
  • halk oylaması
  • halk oyunu
  • halk ozanı
  • halk partisi
  • halk sağlığı
  • halk sağlığını koruma tedbirleri.
  • halk tabakası
  • halk tabakasından olan kimse
  • halk tarafından.
  • halk yığını
  • halk şarkısı
  • halk şiiri
  • halk. millionth milyonda bir
  • halka
  • halka ait
  • halka daire
  • halka gagalı martı
  • halka hitap eder şekilde.
  • halka meydana getirmek
  • halka oyununda kazığa geçen halka
  • halka veya yüzük takmak
  • halka veya zincirden yapılmış zırh
  • halka şeklinde
  • halka şeklinde kıvrılmış saç
  • halka şekline girmek
  • halkalama
  • halkalarını çözmek veya ayırmak .
  • halkalı
  • halkalı cılıbıt
  • halkalı klasör
  • halkalı küçük cılıbıt
  • halkalı sinekkapan
  • halkalı tutulma
  • halkamsı
  • halkasal
  • halkbilgisi. folk singer halk şarkıcısı
  • halketmek.
  • halkla ilişkiler
  • halkçı
  • halkçı. Democratic Party Demokratik Parti. democrat'ically demokratik olarak.
  • halkçılık
  • halkı savunan kimse. tribunate
  • halkın görüşü
  • halkın kesesine elverişli
  • halkın malı. public enemy halk düşmanı. public highway umuma açık herhangi bir yol. public house han
  • halkın ortak malı olan yer
  • halkın sempatisini kazanmaya gayret etmek
  • halledilebilir
  • halledilecek davası olmak. feel in one' bones derinden hissetmek
  • halledilemez
  • halledilmiş.
  • halletme
  • halletme yeteneği. inner resources manevi kuvvet. natural resources doğal kaynaklar.
  • halletmek
  • halletmek.
  • halletmek. work at çalışmak
  • halli mümkün. solubility
  • hallolmak
  • hallu'cinatory sanrı kabilinden
  • halojen
  • halsiz
  • halsiz olmak
  • halsiz.
  • halsiz. listlessly kayıtsızca. listlessness kayıtsızlık
  • halsizlik
  • halsizlik.
  • halsizlikten düşmek
  • halt
  • halter
  • halter.
  • halterci
  • haltercilik.
  • halvethane
  • halâs
  • halüsinasyon
  • halüsinasyon görmek
  • halı
  • halı döşemek
  • halıcı
  • ham
  • ham ibrişim. dental floss diş aralannı temizlemeye yarayan mumlu iplik. flossy tüylü
  • ham madde
  • ham petrol
  • ham petrol crudely kabaca
  • Hama
  • hamail
  • hamak
  • hamal
  • hamal parası.
  • hamal. to the bearer hamiline.
  • hamaliye
  • hamallık
  • hamam
  • hamam böceği
  • hamam otu
  • hamamböceği
  • hamaratlık
  • hamarattaze
  • Hamas
  • hamasi
  • Hamburg
  • Hamburg Havaalanı
  • Hamburg Limanı
  • Hamburg Üniversitesi
  • hamburger
  • hamburger ekmeği
  • hamburger köftesi
  • hamburger.
  • Hamburglu
  • hamdetmek
  • hamdolsun
  • Hamedan
  • Hamenei
  • hami
  • hami olan kimse
  • hami: himaye
  • hamil kimse
  • hamile
  • hamile kadın
  • hamile kalmak
  • hamile | kadın
  • hamile.
  • hamilelik
  • hamilelik testi
  • hamileyim
  • hamilik
  • Hamit
  • hamiyetli
  • hamiş
  • hamlacı
  • hamle
  • hamle yapmak
  • hamle yapmak. battered baby büyükleri tarafından hırpalanmış küçük çocuk.
  • hamle.
  • hamledici
  • Hamlet
  • hamletme
  • hamletmek
  • hamletmek. attributable isnat olunabilir
  • hamlık
  • hammadde
  • Hampshire
  • hamsi
  • hamsin
  • hamster
  • hamt
  • hamule
  • hamur
  • hamur gibi
  • hamur gibi herhangi bir şey
  • hamur haline getirmek
  • hamur işi
  • hamur kıvamında olan.
  • hamur tahtası
  • hamur teknesi
  • Hamursuz Bayramı
  • hamut
  • han
  • han.
  • Hanbalık
  • Hanbelîlik
  • hancı
  • hande
  • handikap
  • handikapsız. scratch ones back yağcılık etmek. scratch out üstünü çizmek
  • hane
  • hane halkı
  • hanedan
  • hanedan. dynastic hanedana ait .
  • Hanefilik
  • Hanefîlik
  • hanende
  • haneye tecavüz
  • hangar
  • hangi
  • hangi dilleri biliyorsun?
  • hangi dilleri biliyorsunuz?
  • hangi yerden
  • hangi yönden
  • hangi şartlar altında olursa olsun
  • hangisi
  • hangisi olursa.
  • hangisini
  • Hangul
  • Hangıl
  • hani
  • Hanifi
  • Hankendi
  • hanlık
  • Hannover
  • Hanoi
  • Hanoi .
  • Hanover Parish
  • Hansel
  • hantal
  • hantal hantal dolaşmak. lump coal iri parçalar halinde madenkömürü.lump sugar kesme şekerl Iump sum yekten
  • hantal hantal yürümek.
  • hantal kimse
  • hantal sıkıcı.
  • hantal.
  • hanuka
  • Hanya
  • Hanyu Pinyin
  • hanzi
  • hançer
  • hançere
  • hançerlemek
  • hanım
  • hanım böceği
  • hanım evladı
  • hanım evlâdı.
  • hanım evlâdı. sissified kız gibi.
  • hanımanne
  • hanımefendi
  • hanımefendiler ve beyefendiler
  • hanımeli
  • hanımeligiller
  • hanımlar ve beyler
  • hap
  • hapis
  • hapis ilâmı.
  • hapis yatmak
  • hapis. detention camp tevkif kampı. place of detention hapishane.
  • hapishane
  • hapishane veya akıl hastanesinde bulunan kimse
  • hapishane.
  • hapishaneden kaçıp kurtulmak. cast loose çözmek
  • hapishaneye atmak
  • hapiste olan. imprisonment hapsetme
  • hapiste oluş.
  • hapisten kurtarmak
  • hapisten çıkarmak
  • haploit
  • haps olunma
  • hapsedilme
  • hapsedilmiş
  • hapsetme
  • hapsetme. be in custody mahpus olmak
  • hapsetmek
  • hapsetmek.
  • hapsetmek. prison breaker hapishane kaçağı. put in prison hapsetmek.
  • hapşu
  • hapşırma
  • hapşırmak
  • hapşırık
  • har vurup harman savurmak
  • har vurup harman savurmak. pintail duck kılkuyruk
  • hara
  • harabe
← PreviousPage 3 of 15Next →