Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- Gelibolu
- gelin
- gelin böceği
- gelin otu
- gelincik
- gelincikgiller
- gelincikgillerden herhangi bir bitki
- gelincikle avlamak.
- gelinkuşağı
- gelinlik
- gelip geçen fikir veya arzu
- gelip geçici
- gelip geçici gayret
- gelip geçmek
- gelip gitmek
- gelip çatma
- gelir
- gelir getirmesi için paranın yatırıldığı şey
- gelir sağlamak
- gelir tablosu
- gelir vergisi
- gelir.
- geliri giderine denk gelmek
- gelirin onda birini kiliseye vermek
- geliş
- gelişen
- gelişen. the Crescent Türk veya islâm gücü.
- gelişerek
- gelişi güzel koymak
- gelişigüzel
- gelişigüzel boyamak
- gelişigüzel yazma veya çizme
- gelişigüzel.
- gelişim
- gelişim becomingly uygun bir şekilde. becomingness uygun oluş.
- gelişim biyolojisi
- gelişme
- gelişme ortamı
- gelişme çağında olmak
- gelişme.
- gelişmek
- gelişmek ilerlemek
- gelişmekte olan
- gelişmekte olan ülke
- gelişmeme
- gelişmemiş
- gelişmesine engel olmak.
- gelişmiş
- gelişmiş ülke
- geliştiren şey veya kimse
- geliştirici
- geliştirilmiş
- geliştirme
- geliştirmek
- geliştirmek. get up steam istim kaldırmak
- geliştirmek. work up to -e hazırlanmak
- gelme
- gelmek
- gelmeme
- gelmesi icap eden
- gem
- gem vurmak
- gemi
- gemi ambarı
- gemi direği. before the mast gemi tayfalığı mevkii.
- gemi enkazı
- gemi gemiler. craft union bir iş dalında çalışanların kurdukları sendika.
- gemi gereçleri satan dükkan.
- gemi gezisi
- gemi gibi su üstünde yüzmek
- gemi gibi yarıp geçmek
- gemi güvertesinde biriken suyu akıtmaya mahsus açık oluk.
- gemi havuzu
- gemi hizmetine almak
- gemi hizmetine yazılmak
- gemi ile gezmek
- gemi ile gitmek
- gemi ile taşıma
- gemi ile yola çıkmak
- gemi ile yolculuk
- gemi inşaatı.
- gemi inşaatında kullanılan tik ağac kerestesi. teak tree tik ağacı
- gemi inşasında kullanılan bir çeşit cıvata
- gemi jurnali
- gemi kira kontratı. charter member bir derneğin ilk üyelerinden biri
- gemi kullanmak
- gemi kıçından içeriye dalga girmek
- gemi pervanesi
- gemi postası
- gemi salonu
- gemi seyahati
- gemi tahtalarını yerlerinden çıkarmaya mahsus alet.
- gemi tayfası.
- gemi v.b.'nin eğlence yeri olarak kullanılması.
- gemi veya sandal kıçı
- gemi yapımı
- gemi | motor | taşıt | tekne | vapur | yolcu | yolcu gemisi
- gemici
- gemici feneri. hurricane signal şiddetli ve tehlikeli bir kasırganın geleceğini işaret eden bayrak.
- gemici throw to the dogs itin önüne atmak
- gemici veya işçi dış gömleğiç
- gemici. mariner' compass gemici pusulası. master mariner ticaret gemisi kaptanı
- gemicilik
- gemicilikte bir gökcisminin yüksekliğini ölçen alet.
- gemiciye yakışır.
- gemide pupa feneri.
- gemiden gemiye
- gemiden havaya
- gemiler
- gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.
- gemileri birbirine ve iskeleye bağlayan halat. breast-feed meme vermek. breast-high göğüs boyu
- gemilerin gidiş geliş yollarının haritasını çizme ilmi
- gemilerin kıç tarafında bulunan alçak güverte
- geminin altını temizleyip zift sürmek. graving dock kalafat yeri .
- geminin darası. men of weight nüfuzlu adamlar
- geminin deniz mili hesabıyle hızı
- geminin hapishanesi.
- geminin izi. in the wake of yakından izleyen
- geminin iç tarafı.
- geminin kazaya uğraması
- geminin kıç kuruzu
- geminin kıçı
- geminin limanı terketme hakkı. cleurance papen geminin limanı terketme izni belgeleri.
- geminin manifestosunu verip gümrüğe giriş kaydı yaptırma . entryway methal
- geminin orta kısmı
- geminin rüzgârını tutmak
- geminin sallaması
- geminin sancak tarafı
- geminin sefer kağıtları
- geminin su hattından aşağıda olan
- geminin süratini ölçme aleti
- geminin tahtalarında çatlaklık.
- geminin tekne kısmı
- geminin volta seyri
- geminin yan yatması.
- gemiye ait olup yolcuları sahile getirip götüren kayık
- gemiye binmek veya bindirmek
- gemiye yükleme
- gemiye yüklemek
- gemiyi karaya oturtmak veya kazaya uğratmak
- gemiyi kızaktan suya indirme
- gemiyi parçalamak
- gemiyi terk etmek
- gemiyle deniz yolculuğu
- gemlemek
- gemoloji
- gen
- Gence
- gene
- gene de
- genel
- genel af: genel af yoluyla serbest bırakmak.
- genel ağ
- genel bakış
- genel bilgi
- genel biçim
- genel dilbilim
- genel giderler
- genel giderlerle ilgili
- genel gramer.
- genel grev
- genel görelilik
- genel görelilik kuramı
- genel görünüş
- genel kültür
- genel mantık. formally resmi olarak
- genel masraflar
- genel masraflarla ilgili.
- genel meclis
- genel müdür
- genel olarak. by oneself yalnız
- genel olmayan
- genel park veya otlak
- genel sekreter
- genel seçim
- genel sonuç çıkarma.
- GENEL TERİMLER
- genel tesir
- genelde
- genelden özele geçmek
- genelev
- genelev idare eden kadın.
- genelev.
- genelev. disorderliness intizamsızlık
- genelge
- genelkurmay
- genelleme
- genellemek
- genelleyici
- genelleştirme
- genelleştirmek
- genellik
- genellikle
- genellikle Asya memleketleri
- genellikle koyu kır mızı renkte olan tatlı şarap.
- genellikle.
- genellikle. by rule kurala göre
- general
- generallik
- genetik
- genetik modifikasyon
- genetik mühendisliği
- genetik çeşitlilik
- genetik ıslah
- genetiği değiştirilmiş organizma
- genitif
- geniz
- genizden veya burundan gelen
- genizsi
- genizsil
- genizsileşme
- geniş
- geniş adımlarla gezinmek
- geniş alan ağı
- geniş alana dağılan/dağılmış
- geniş bir alana yayılmak üzere. broadcaster radyo ile yayın yapan kimse veya firma
- geniş bir alanın resmini yakın bir mesafeden çekmek için kullanılan mercek.
- geniş boğaz
- geniş caddelerde otomobiller için bazen bir çizgi ile ayrılmış ve yanyana olan yollardan biri
- geniş engin
- geniş enli
- geniş görüş sağlayan nokta
- geniş kanatlı şahin
- geniş kapsamlı
- geniş kapsamlı elektrik şebekesi.
- geniş kapsamı olan. generically kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.
- geniş kenarlı kadın şapkası.
- geniş kenarlı şapka
- geniş omuzlu
- geniş omuzlu.
- geniş saha veya meydan
- geniş tarla
- geniş vadi. up hill and down dale dere tepe.
- geniş ve düz olan şey
- geniş yapılı. dimensional boyutlu.
- geniş yer
- geniş yol
- geniş zaman
- geniş çapta içine almak
- geniş çevre yolu.
- geniş ölçüde. scale of I to 5000: 1'e 5000 mikyası. scaling ladder hücum merdiveni
- geniş. immensely gayet
- genişleme
- genişlemek
- genişletilmiş
- genişletme
- genişletmek
- genişletmek.
- genişletmek. elabora'tion ihtimam
- genişletmek. let slide vazgeçmek