LexiTurk← Dictionary

Turkish words: G

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • gayret.
  • gayret. Devote your energies to this Gayretinizi buna hasrediniz .
  • gayret. em'ulator benzemeye gayret eden kimse.
  • gayrete getirmek
  • gayrete veya harekete getirmek
  • gayretle
  • gayretle ele geçirmek
  • gayretle çalışmak
  • gayretle.
  • gayretli
  • gayretli bir şekilde. vigorousness gayretlilik
  • gayretli. industriously çalışkanlıkla.
  • gayretli. vigorously gayretle
  • gayretlilik
  • gayretsiz
  • gayri
  • gayri ihtiyari. do without
  • gayri kanuni
  • gayri mahsus. imperceptibil
  • gayri menkul eşya
  • gayri menkul mal. the fourthestate basın
  • gayri menkul mallar. Iiquid assets derhal paraya çevrilebilen kıymetler.
  • gayri menkul rehni
  • gayri meşru
  • gayri meşru olma.
  • gayri meşru çocuk. love feast dostluk bağlarını kutlayan ve kuvvetlendiren ziyafet. love grass çayırgüzeli
  • gayri meşru.
  • gayri muntazam
  • gayri resmi
  • gayri resmi anket
  • gayri resmi anketler.
  • gayri resmi olarak.
  • gayri resmi.
  • gayri sabit nüfus. floating trade deniz ticareti.
  • gayri safi ağırlık. grossly fena halde. grossness kabalık.
  • gayri safi gelir net. income net gelir
  • gayri safi milli hasıla
  • gayri tabii
  • gayri.
  • gayrimenkul
  • gayrimeşru
  • gayrimillî
  • gayrimuayyen
  • gayriresmi
  • gayriresmî
  • gayrisafi
  • gayrisafi milli hasıla
  • gayrisafi millî hasıla
  • gayrı
  • gayrı resmi
  • gayz
  • gayzer
  • gaz
  • gaz boru hattı
  • gaz devimbilimi
  • gaz gibi
  • gaz hali
  • gaz halinde
  • gaz haline gelir
  • gaz hızbilimi
  • gaz ibiği
  • gaz lambası
  • gaz maskesi
  • gaz memesi
  • gaz ocağı
  • gaz odası
  • gaz pedalı
  • gaz sayacı
  • gaz tutucu
  • gaz vermek
  • gaz yapan
  • gaz yağı
  • gaz yağı, parafin
  • gaz yıkama cihazı.
  • Gaza Bölgesi
  • gazal
  • gazap
  • gazapla
  • gazel
  • gazete
  • gazete kağıdı
  • gazete kupürleri veya resim yapıştırmaya mahsus defter.
  • gazete kupürü
  • gazete kâğıdı
  • gazete muhabiri
  • gazete müdürü
  • gazete sahibi.
  • gazete satılan kulübe
  • gazete tezgâhı.
  • gazete vb'nin müdürüne ait veya böyle bir kimsenin uslubuna göre
  • gazete ve mecmua yayını
  • gazete veya mecmuadan küpür kesmek
  • gazete yazarlığı
  • gazete yazarı
  • gazete yazısı
  • gazete.
  • gazeteci
  • gazeteci.
  • gazetecilik
  • gazetecilik the three estates asiller
  • gazetede aynı konuyu ele alan karşılıklı iki sayfa.
  • gazetede belirli bir köşesi olan yazar.
  • gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı
  • gazhane
  • gazi
  • Gaziantep
  • gaziler
  • gazino
  • gazla zehirlemek
  • gazlamak
  • gazlaştırma
  • gazlı
  • gazlı bez
  • gazlı içecek
  • gazlı kangren
  • gazoz
  • gazoz.
  • gazyağı
  • gazyağının çok hafif bir cinsi
  • Gazze
  • Gazze valiliği
  • Gazze Şeridi
  • Gdańsk
  • ge
  • ge- çici. plan planner plan yapan kimse.
  • gebe
  • gebe bırakılabilir
  • gebe kalma
  • gebe kalmak
  • gebelik
  • gebelik testi
  • gebertmek
  • gebeyim
  • gebeş
  • gebre
  • gebre otu
  • gece
  • gece balıkçılı
  • gece bekçisi
  • gece boyunca olan
  • gece esnasında
  • gece görülen hayalet. night watch gece bekçisi
  • gece gösterimi
  • gece gündüz
  • gece gündüz eğlenmek.
  • gece hayatı
  • gece kulübü
  • gece kulübü.
  • gece kuşu
  • gece körlüğü. moonshine mehtap
  • gece külüb v.b. fedaisi
  • gece kıyafeti
  • gece nöbet tutma
  • gece nöbeti. a night out hizmetçilerin izinli oldukları gece. all night long bütün gece
  • gece papağanı
  • gece vakti
  • gece vakti.
  • gece vardiyası
  • gece yarısı
  • gece yarısından evvelki uyku
  • gececil
  • gececiler
  • gecekondu bölgesi
  • gecekondu mahallesi
  • gecekondu yaparak yerleşmek
  • geceleri ölüyü bekleme
  • geceleyin
  • geceleyin olan
  • geceleyin çiçek açan
  • geceleyin.
  • gecelik
  • gecesefası
  • geceye ait
  • geceye özgü
  • geciken. tardily gecikerek. tardiness gecikme.
  • gecikerek.
  • gecikme
  • gecikme süresi. retardative geciktirici.
  • gecikme.
  • gecikmek
  • gecikmek. hold on devam etmek
  • gecikmeli
  • gecikmiş
  • geciktiren şey
  • geciktirme
  • geciktirme.
  • geciktirme. retarda'tion tehir
  • geciktirmek
  • gedik
  • gedik açmaik.
  • gedik veya rahne açmak. breach of the peace asayişi ihlâl etme
  • gedikli
  • gedmen
  • Geez
  • Geez dili
  • gefirofobi
  • gel
  • gel gelelim
  • gel-git
  • gelato
  • geldim, gördüm, yendim
  • gelecek
  • gelecek ay
  • gelecek bilimi
  • gelecek cuma
  • gelecek cumartesi
  • gelecek günlerde. It has seen better days. Eskimiştir. judgment day kıyamet günü
  • gelecek hafta
  • gelecek nesiller
  • gelecek olan
  • gelecek pazar
  • gelecek pazartesi
  • gelecek perşembe
  • gelecek programı gösteren filim
  • gelecek salı
  • gelecek sene
  • gelecek yıl
  • gelecek zaman
  • gelecek zamana ait
  • gelecek çarşamba
  • gelecek.
  • gelecekte olan
  • gelecekten haber vermek. bode ill uğursuzluğa delalet etmek. bode well hayra alamet olmak.
  • geleceği düşünen
  • geleceği görmek
  • geleceği söylemek.
  • gelembe.
  • gelen
  • gelen gelecek
  • gelen kimse.
  • gelenek
  • gelenek dışı
  • geleneklere göre traditionalist ananeye bağlı kimse
  • geleneklere karşı
  • geleneksel
  • geleneksel tıp
  • geleneksel Çin tıbbı
  • Geleneksel Çince
  • gelenekçi
  • gelenekçi.
  • gelenekçilik
  • gelenekçilik. traditionally geleneksel olarak
  • geleneğe ait
  • geleni
  • gelgeç
  • gelgit
  • gelgit dalgası
  • gelgit gibi yükselip alçalmak
  • gelgit kabilinden
  • gelgit yardımı ile limana girmek veya çıkmak. tide gate havuzun gelgit kapısı
← PreviousPage 2 of 14Next →