LexiTurk← Dictionary

Turkish words: G

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • genişleyen
  • genişleyen kısım
  • genişleyerek
  • genişlik
  • genişlik ve derinlik birimlerinin her biri
  • genişlik.
  • genişlik. largish irice
  • genişliğine.
  • genleşirlik
  • genleşme katsayısı
  • genlik
  • genofobi
  • genom
  • genotip
  • gensoru
  • genç
  • genç adam
  • genç adam.
  • genç erkek
  • genç erkek.
  • genç kalmış.
  • genç kimse
  • genç kız
  • genç prens.
  • genç ve önemsiz lord. lordless sahipsiz.
  • gençler. the flower of youth gençliğin baharı. youth hostel genç yuristler için ucuz otel.
  • gençleştirmek
  • gençlik
  • gençlik fikirlerine karşı koyan
  • gençlik ve sıhhatle parlayan
  • gençlik çeşmesi
  • gençliğe yakışır.
  • gençliğe yaraşır
  • gençliğe özgü
  • gençliğin baharı
  • geocaching
  • geoit
  • geometri
  • geometrik
  • geometrik eşiz
  • geometrik olarak çizrnek
  • geometrik çizgi
  • geometrik şeklin çizilişi
  • George isimli dört İngiliz kralı zamanına ait
  • Georgia
  • Georgia ve Mississippi eyaletleri. deep tone kalın perdeli ses
  • geosantrizm
  • geoteknik
  • gerdan
  • gerdanlı dalgıç
  • gerdanlık
  • gerdek
  • gerdel
  • gerdel. pailful bir kova dolusu.
  • gerdeğe girmek
  • gerek
  • gerek olmak
  • gereken onarımı yapmak için elden geçirmek
  • gereken şekilde
  • gerekenden fazla olan
  • gerekirse.
  • gerekli
  • gerekli alet veya silâhları sağlamak
  • gerekli bulmak
  • gerekli olan şey
  • gerekli olan şeyden fazilet çıkarmak. virtueless hasiyetsiz
  • gereklik
  • gereklilik
  • gerekmek
  • gerekseme
  • gereksemek istemek
  • gereksinim
  • gereksinim duymak
  • gereksinimi olmak
  • gereksinme
  • gereksinmek
  • gereksiz
  • gereksiz yere
  • gereksiz. superflu'ity
  • gereksiz. unnecessarily gereksiz olarak.
  • gereksizce tekrarlanan ifade
  • gerektiren sebepler. Main Street bir kasabanın çarşı caddesi
  • gerektirim
  • gerektirme
  • gerektirmek
  • gerektiğinde
  • gerekçe
  • gerekçeli
  • geremek
  • geren kimse
  • geren şey veya kimse
  • gerey
  • gereç
  • gereçler
  • gereçlerini sağlamak.
  • gereği gibi
  • gereğinden fazla
  • gereğinden fazla pişirmek
  • gereğinden fazla süslemek.
  • gergedan
  • gergedan böceği
  • gergef
  • gergin
  • gergin. intensely şiddetle
  • gerginleşmek. tense'ly gerginlikle. tense'ness
  • gerginleşmek. tighten one' belt kemeri sıkmak.
  • gerginleştirmek
  • gerginlik
  • geri
  • geri alma
  • geri alma veya alınma.
  • geri almak
  • geri almak: yeniden kullanmaya başlamak.
  • geri alınabilir
  • geri alınamaz
  • geri besleme
  • geri bildirim
  • geri bırakma.
  • geri bırakmak
  • geri durmak
  • geri dönen kimse veya şey
  • geri döngü
  • geri dönme
  • geri dönmek
  • geri dönmek. turn color renk değiştirmek. turn down kıvırmak bükmek
  • geri dönüm
  • geri dönüş
  • geri dönüştürmek
  • geri dönüştürülmüş
  • geri dönüştürülmüş kağıt
  • geri dönüştürülmüş malzeme
  • geri dönüşüm
  • geri dönüşüm kutusu
  • geri dönüşümlü
  • geri geliş
  • geri gelme işareti veya emri
  • geri gelmek
  • geri geri
  • geri geri gitmek. keep back saklamak
  • geri getirilemez
  • geri getirme
  • geri getirmek
  • geri gidiş
  • geri gitmek
  • geri gönderme
  • geri göndermek
  • geri istemek veya çağırmak
  • geri itme
  • geri kalma
  • geri kalmak
  • geri kalmamak. keep dark saklamak
  • geri kalmış
  • geri kaydırım
  • geri kaçmak
  • geri koymak
  • geri sayım
  • geri takla
  • geri tepme
  • geri tepme. at a bound bir hamlede.
  • geri tepmek
  • geri tepmek.
  • geri tutmak
  • geri tutmak.
  • geri tuşu
  • geri verilen kısım.
  • geri vermek
  • geri vites.
  • geri vitese almak.
  • geri vurmak
  • geri yazma
  • geri zekalı
  • geri zekâlı
  • geri zekâlı kimse
  • geri çağırma
  • geri çağırma. beyond reclaim ıslah olmaz
  • geri çağırmak
  • geri çekilme
  • geri çekilme işareti
  • geri çekilmek
  • geri çekilmekte
  • geri çekmek
  • geri çevirmek
  • geri çevrilmiş
  • geri ödemek
  • geri.
  • geri. lag end geç kalan
  • gerici
  • gerici alet.
  • geride
  • geride bırakmak
  • geride bırakmak. a good distance off epeyce uzakta. at a distance uzakta
  • geride kalarak dağılmak. tail behind arkasından gitmek. tail end kıç
  • geride olan
  • geride olan.
  • gerideki
  • geriden izlemek
  • gerileme
  • gerileme devri.
  • gerileme halinde.
  • gerileme.
  • gerilemek
  • gerilemek. deteriora'tion fenalaşma
  • gerilim
  • gerilim.
  • gerilim. potential energy gizilgüç
  • gerilimölçer
  • gerilir
  • gerilla
  • gerilla savaşı
  • gerilla savaşı.
  • gerilla örgütü ile ilgili. guerilla warfare çete harbi
  • gerillacı
  • gerilme
  • gerilme gücü
  • gerilme hassası
  • gerilmek
  • gerilmiş
  • gerinme
  • gerinmek
  • gerip işkence etmek
  • gerisinde
  • geriverme
  • geriye
  • geriye atmak
  • geriye bırakmak
  • geriye doğru
  • geriye doğru sayma
  • geriye doğru veya sola yatık olan el yazısı
  • geriye doğru: recall retrace
  • geriye fırlayan
  • geriye kakmak. push down aşağı sürmek
  • geriye kaçma
  • geriye kaçırmak
  • geriye sürmek
  • geriye takla
  • geriye çekme veya çekilme
  • geriye çekmek
  • geriye çekmek veya bükmek
  • geriz
  • gerizekâlı
  • geriçağırım
  • geriçevrim
  • germakoçi
  • German gravity
  • Germanistik
  • germanyum
  • germe
  • germe cihazı
  • germe geriliş
  • germek
← PreviousPage 4 of 14Next →