LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • düzlemsel
  • düzletmek
  • düzleşme
  • düzleştirme
  • düzleştirmek
  • düzlük
  • düzlük.
  • düzlük. plain dealing dürüstlük
  • düzme
  • düzmece
  • düzmek
  • düzmek .
  • düztaban
  • düztabanlık
  • düzyazı
  • düçerha
  • düğme
  • düğme dikmek veya koymak
  • düğme iliği
  • düğmelemek
  • düğmelerini çözmek.
  • düğmeli domuz
  • düğü
  • düğüm
  • düğüm düğüm
  • düğüm halinde bağlamak
  • düğüm noktası
  • düğüm olmak.
  • düğüm olmuş şey
  • düğüm teorisi
  • düğüm.
  • düğümleme
  • düğümlemek
  • düğümlenmek
  • düğümleri kesilmemiş havlı kumaş. terry cloth havlu kumaş.
  • düğümlü
  • düğümlü örgü
  • düğümlü.
  • düğün
  • düğün pastası
  • düğün çiçeği
  • düğün çiçeğigiller
  • düğün şarkısı.
  • düğüncü
  • düğünde geline refakat eden kız. old maid evlenmemiş yaşlı kız
  • düğünde gelini damada teslim etmek. give back geri vermek
  • düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.
  • düğünde çiçek taşıyan kız. flowerpot saksı. in flower çiçek açmış halde
  • düş
  • düş görmek
  • düş kırıklığına uğratmak
  • düşbilimsel roman ve hikâyeler
  • düşe kalka.
  • düşecek gibi
  • düşecek gibi olmak
  • düşecek gibi yana yatmak
  • düşecek gibi.
  • düşen
  • düşen.
  • düşes
  • düşes lorisi
  • düşey
  • düşeş
  • düşkapanı
  • düşkün
  • düşkün olmak
  • düşkün olmak addictive tiryaki eden
  • düşkün.
  • düşkün. fond of seven
  • düşkün. keen on acting aktörlüğe hevesli. keenly şiddetle
  • düşkünler evi. give asylum to barındırmak. insane asylum akıl hastanesi
  • düşkünler yurdu
  • düşkünlerevi
  • düşkünlük
  • düşkünlük göstermek
  • düşkünlük.
  • düşman
  • düşman gemisine çıkmakla vazifelendirilen kimse.
  • düşman hatlarına gizlice girmek. infiltration süzme
  • düşman olmak.
  • düşman olmak. turn one' back on sırt çevirmek. turn on one' heels dönüp gitmek. turn out tersyüz etmek
  • düşman önünden çekilmek
  • düşman.
  • düşmana ait
  • düşmanca
  • düşmanca.
  • düşmanlık
  • düşmanlık .
  • düşmanlık etmek
  • düşmanlık gösteren
  • düşmanlık.
  • düşmanımın düşmanı dostumdur
  • düşmanın fazlasıyle üstesinden gelebilecek askeri olanak.
  • düşme
  • düşme sesi
  • düşme sukut
  • düşmek
  • düşmek sukut etmek
  • düşmek üzere olan
  • düşmek: dalmak
  • düşmemek. on one' last legs ölüm halinde
  • düşmesine engel olma
  • düşmesine engel olmak
  • düşmez
  • düşsel
  • düşvar
  • düşük
  • düşük kaliteli mal
  • düşük pil
  • düşük tansiyonum var
  • düşüm
  • düşün
  • düşünce
  • düşünce kabilinden.
  • düşünce kuruluşu
  • düşünce tarzı
  • düşünce özgürlüğü
  • düşünce.
  • düşüncel
  • düşüncelere dalmak
  • düşüncelerini kendi üzerine çevirmek
  • düşüncelerini rahatça ifade edebilen
  • düşünceli
  • düşünceli hal.
  • düşünceli.
  • düşünceli. be concerned for veya about endişe duymak
  • düşüncesiz
  • düşüncesiz dikkatsiz
  • düşüncesiz. illman nered terbiyesiz
  • düşüncesizce
  • düşüncesizce hamle yapmak
  • düşüncesizce hareket eden
  • düşüncesizlik
  • düşünceye dalmak
  • düşünceye dalmak. forget about a thing bir şeyi büsbütün unutmak. forgettable unutulabilir.
  • düşünceye dalmak. rumina'tion geviş getirme
  • düşünceye dalmış
  • düşünceye uygun
  • düşünceyi belirtmek
  • düşündürücü
  • düşünelemez
  • düşünen
  • düşünen kimse
  • düşünen ve iradesini kullanan kimse
  • düşünerek
  • düşünerek yapılmış
  • düşünerek. with half an eye kolay bir tahminle
  • düşünme
  • düşünme düşünüp taşınma
  • düşünme kuvveti
  • düşünme. meditative çok düşünen
  • düşünmeden
  • düşünmeden hareket eden
  • düşünmeden ileri atılmak
  • düşünmeden söylemek
  • düşünmeden söz söylemek
  • düşünmeden yapllan
  • düşünmeden yapılmış
  • düşünmeden. rashness acelecilik
  • düşünmek
  • düşünmek tasavvur etmek. dream away one's time vaktini hayal kurarak geçirmek. dreamer hayal kuran kimse
  • düşünmek.
  • düşünmek. figure up hesap etmek
  • düşünmek. reckon with le hesap görmek
  • düşünmek. under consideration gözden geçirilmekte
  • düşünmemek. dismissal yol verme
  • düşünsel
  • düşünücü
  • düşünülebilir
  • düşünülemez
  • düşünülmeden söylenmiş veya yapılmış
  • düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz
  • düşünülmemiş
  • düşünüp kararlaştırılmış.
  • düşünüp taşınmak
  • düşünüp taşınmak.
  • düşünür
  • düşünüyorum, öyleyse varım
  • düşünüş
  • düşünüş tarzı
  • düşüp ölmek
  • düşürme
  • düşürmek
  • düşürmek. topple over düşmek.
  • düşürmemek
  • düşüş
  • düşüş düşme
  • düşüş mesafesi
  • düşüş uzaklığı
  • dıgıdık
  • dılak
  • dılak.
  • dır
  • dır dır
  • dır dır etmek. pick one' way engelleri yenerek kendine yol açmak. pick out seçmek
  • Dırama
  • dırdır eden kimse.
  • dırdır etmek
  • dırlanmak
  • dırlanmak.
  • dırlanmak. jawbone çene kemiği
  • dırıltı
  • dızcı
  • dızlamak
  • dış
  • dış açı
  • dış ağ
  • dış borç
  • dış dünya
  • dış etkiler karşısında hareketsiz kalan
  • dış etkilere karşı tepkisiz kalma. rigor mortis ölümden sonra vücudun katılaşması.
  • dış evlilik
  • dış gebelik
  • dış gezegen
  • dış görünüş
  • dış görünüş.
  • dış görünüş. external affairs harici iş1er. external'ity harici olma
  • dış görünüşe önem verme. exter'nally harici olarak
  • dış görünüşü iyi. spectably hürmete lâyık şekilde
  • Dış Güneş Sistemi
  • dış güzellik
  • dış hatlar
  • dış ilişkiler
  • dış iskelet
  • dış işleri bakanı
  • dış kulak
  • dış kısım
  • dış mahalle
  • dış mahalleler.
  • dış memleketlerde
  • dış politika
  • dış siyaset
  • dış tabaka
  • dış taraf
  • dış ticaret
  • dış uzay
  • dış yüz
  • dış ülkelerden gelip yerleşen göçmen
  • dış üIkelerden gelip yerlesmek
  • dış üIkelerden gelip yerleşen.
  • dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden
  • dışa dönük.
  • dışadönüklük
  • dışalım
  • dışan akma
  • dışarlıklı
  • dışarı
  • dışarı akmak
  • dışarı atmak
  • dışarı doğru taşan veya çıkıntılı olan kenar
← PreviousPage 18 of 19Next →