Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yedek pay
- yedek ücreti.
- yedeklemek
- yedeklik halat
- yedekte bulunan kimse veya şey
- yedekte götürülen at.
- yedekte çekilen duba
- yedekte çekme veya çekilme
- yedekte çekmek
- yedeğe alıp çekmek
- yedeğinde götürmek
- yedi
- yedi adet.
- yedi bin
- yedi buçuk
- yedi misli. seven won ders of the world dünyanın yedi harikası.
- yedi yüz
- yedi ölümcül günah
- yedide bir
- yedide bir kısım
- yedigen
- yedil
- yedili iskambil kâğıdı. seven fold yedi kat
- yedinci
- yedinci gök.
- yedinci sanat
- yedinci sınıf
- yedinci şey
- yedirip içirmek
- yedirmek
- yediuyuklayangiller
- yediuyur
- yediveren
- yegane
- yegâne
- Yehova
- Yehovah
- Yehuda
- yeis
- yeis derecesinde pişman olan. remorsefully nedametle
- yek
- Yekaterinburg
- yekdiğerini.You're anotherl Sen del
- yeke
- yeken
- yeknesak
- yeknesak şey.
- yeknesaklık
- yekpare
- yekparelik
- yekten
- yekun
- yekun çıkarmak
- yekun çıkarmak. sum up özetlemek
- yekunu.once for all ilk ve son defa olarak.
- yekununu bulmak
- yekûn
- yekün
- yel
- yel değirmeni
- yel değirmeni yelpazesi
- yel.
- yeldeğirmeni kanadı
- yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek
- yeldoksan
- yele
- yele.
- yelek
- yeleli
- yeleli kurt
- yeleli ve uzun kuyruklu bir Güney Afrika antilopu. gnu
- yelin.
- yelken
- yelken açmak
- yelken açmış.
- yelken balığı
- yelken bezi
- yelken iskotası
- yelken kanat
- yelken sarmak
- yelken yarışı
- yelken. the cloth rahipler.
- yelkenci
- yelkene benzer herhangi bir şey
- yelkeni camadan ile küçültme
- yelkeni kısmen kapatmak için kullanılan köstek
- yelkenin çördek yakası
- yelkenle seyretmek
- yelkenleri rüzgâra göre düzeltmek
- yelkenleri suya indirmek. take time vakit almak
- yelkenli
- yelkenli büyük balıkçı kayığı
- yelkenli gemi
- yelkenli gemi.
- yelkenli geminin rüzgâr sebebiyle yol değiştirmesi
- yelkenli tekne
- yelkovan
- yelkovangiller
- yelkovankuşu
- yelkovankuşuna benzeyen ve leş yiyen bir deniz kuşu
- yellencek
- yellenme
- yellenmek
- yellow fir sarı çam
- yellow thistle sarı diken
- yelmek
- yelpaze
- yelpaze gibi açılmak
- yelpaze kuyruklu akvaryum balığı
- yelpaze kuyruklu kuzgun
- yelpaze şeklindeki herhangi bir şey
- yelpazekuyruk
- yelpazelemek
- yelpik
- yeltek
- yeltenme
- yeltenmek
- yelve
- yelvegiller
- yelveren
- yem
- yem olarak kullanılan ufalanmış saman
- yem vermek
- yeme
- yeme bozukluğu
- yemek
- yemek borusu
- yemek için avlamak
- yemek katı
- yemek kaşığı
- yemek kitabı
- yemek kuyruğu
- yemek listesi
- yemek listesine göre
- yemek masası
- yemek odası
- yemek pişirme
- yemek pişirme ile ilgili.
- yemek pişirme sanatı
- yemek pişirme usulü
- yemek pişirmede kullanılan.
- yemek salonu
- yemek servisi.
- yemek sodası
- yemek sığır
- yemek tarifi
- yemek temin etmek
- yemek tuzu
- yemek veya içki içine uyuşturucu veya zehirli ilâç katmak. drug addict uyuşturucu maddelere düşkün kimse
- yemek yayını
- yemek yemek
- yemek yemek. eat away yavaş yavaş yiyip bitirmek
- yemek yiyen kimse
- yemek yiyen kimse veya hayvan
- yemek zamanı. meal ticket yemek kartı
- yemek çubukları
- yemek çubuğu
- yemekhane
- yemeklerden artan yaglar.
- yemeklere lezzet veren baharat
- yemeklere tat vermek için kullanılan bitki
- yemekleri dondurarak uzun bir süre muhafaza eden dolap
- yemeklerin hazırlanmasını ve servisini üstüne almak. caterer yiyecek tedarik eden kimse.
- yemekli gece toplantısı.
- yemekli toplantı. dinner table sofra. dinner time yemek vakti.
- yemekli vagon
- yemeklik
- yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.
- yemekten sonra gelen
- Yemen
- Yemen Arap Cumhuriyeti
- Yemen Cumhuriyeti
- Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti
- Yemen kanaryası
- Yemen keten kuşu
- Yemen.
- Yemenli
- yemeği çok biber ve baharatla hazırlamak veya kızartmak
- yemeğin sonunda yenen tatlı
- yemeğin üstü başka bir şeyle kaplanmış olarak pişirmek
- yemin
- yemin billah etmek
- yemin etmek
- yemin ettirme
- yemin ettirmek
- yemin ile kefil olmak
- yemin: küfür
- yeminle temin etmek. vouch for doğrulamak
- yeminle vaat etmek
- yeminle yazılı ifade
- yeminli kimse.
- yeminli yalan
- yemiş
- yemiş soğukluk. dessert spoon tatlı kaşığı.
- yemişveren
- yemleme
- yemlemek
- yemlik
- yen
- yenebilir
- yenecek et et
- yenen şey
- yenge
- yenge. aun'tie teyzecik v.b.
- Yengeç
- yengeç avlamak
- yengeç burcu
- Yengeç Dönencesi
- yengi
- yeni
- yeni adrese göndermek
- Yeni Ahdin üçüncü kitabı
- Yeni Ahit
- yeni alâka uyandırmak.
- yeni ay
- yeni baskı.
- yeni bina için yere ilk kazmayı vurmak
- yeni bir bilgi getirmek
- yeni bir hevese kapılmak.
- yeni bir iş kurmak. talk shop iş konusunda konuşmak.
- yeni bir teşebbüse atılmak için seçilen yer veya vesile.
- Yeni Britanya atmacası
- yeni büyüyen boynuzu örten kadifemsi deri
- Yeni Delhi
- yeni devre nakletmek. carry off kapıp götürmek
- yeni dogmuş kuzunun postu
- yeni doğan çocuğu öldürme
- yeni doğmuş.
- Yeni Dünya
- Yeni Dünya akbabaları
- Yeni Dünya akbabasıgiller
- yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.
- yeni eve taşınma partisi
- yeni evli adam
- yeni evli kadın veya evlenmek üzere olan kız. give away the bride nikâhta gelini güveye teslim etmek.
- yeni fikirleri kabule hazır. hospitably misa firperverlikle.
- yeni filiz
- yeni filiz vermek
- yeni gelen
- yeni gelen üye.
- yeni gelmiş kimse.
- Yeni Gine
- Yeni Gine.
- yeni hayat bulma
- yeni hayat bulmak
- yeni hayat vermek
- yeni icat olunmuş
- Yeni İngiltere
- Yeni İran dili
- yeni iskan edilmiş yer