Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yazıda
- yazıda üslup
- yazıdan çıkarılan parça.
- yazıhane
- yazıhane.
- yazık
- yazık ki
- yazık sana
- yazık size
- yazık.
- yazıklar olsun
- yazıklar olsun sana
- yazıklar olsun size
- yazılan
- yazıları gazetelere satan ajan
- yazılma
- yazılmak
- yazılmış
- yazılmış şey
- yazılı
- yazılı belge
- yazılı iftira
- yazılı kağıt veya kitap
- yazılı sınav
- yazılı taş
- yazılı veya sözlü olarak savunmak.
- yazılım
- yazılım mühendisi
- yazılım uzmanı
- yazılış
- yazılış tarzı
- yazım
- yazım hatası
- yazın
- yazın bilimi
- yazın gidilen yer.
- yazısız
- yazıt
- yazıt bilimi
- yazıt.
- yazıtipi
- yazıya geçirmek
- yazıyı paragraflara ayırmak
- yazış
- yazışma
- yazışma muhabere.
- yazışmak
- yaçın
- yağ
- yağ asidi
- yağ bağlamak
- yağ bezi
- yağ doku
- yağ gibi şey
- yağ hücresi
- yağ içyağı
- yağ kandili
- yağ katarak gevrekleştirmek.
- yağ lambası
- yağ marulu
- yağ sürerek takdis etme
- yağ sürme
- yağ sürmek
- yağ yüzgeci
- yağ çekmek
- yağcı
- yağcılık
- yağcılık eden
- yağcılık yapmak.
- yağcılık.
- yağda kızarmış bazen ortası delikli
- yağda pişirilmiş
- yağda pişirilmiş yumurta. hardboiled egg lop yumurta
- yağdanlık
- yağdanlık.
- yağday
- yağdırmak
- yağlama
- yağlamak
- yağlanmak
- yağlayarak kolay işler hale getirmek. lubricating oil makina yağı
- yağlı
- yağlı boya
- yağlı ilmek
- yağlı ip
- yağlı iş.
- yağlı maddeyi sürmek
- yağlı maddeyle kaplamak
- yağlı urgan
- yağlıboya
- yağlıboya resim. oil cake keten veya pamuk tohumunun posası
- yağlılık
- yağlılık.
- yağlımsılamak
- yağma
- yağma eden kimse.
- yağma etmek
- yağma etmek.
- yağma çapul
- yağma.
- yağmacılık
- yağmacılık veya soygunculukla geçinen
- yağmak
- yağmalamak
- yağmur
- yağmur boşanması. downfallen düşmüş
- yağmur bulutu
- yağmur damlası
- yağmur damlası.
- yağmur etekliği
- yağmur fırtınası
- yağmur gibi boşanmak
- yağmur gibi yağdırmak. rain area
- yağmur gideri
- yağmur kuşları
- yağmur kuşu
- yağmur mevsimi
- yağmur mu yağacak?
- yağmur nedeniyle iptal etmek. wash up yıkanmak
- yağmur oluğu
- yağmur ormanları
- yağmur ormanı
- yağmur sistemi. sprinkling serpinti
- yağmur suyu
- yağmur suyu.
- yağmur yağmak
- yağmur yağıyor
- yağmur şakırdaması
- yağmura tutmak
- yağmurca
- yağmurcun
- yağmurcungiller
- yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
- yağmurdan kaçıp doluya tutulmak.
- yağmurdan korumak için damın üstüne ve altına saç kaplamak. It flashed upon me. Birden aklıma geldi.
- yağmurdan korumak için saç kaplama.
- yağmurkuşağı
- yağmurkuşu
- yağmurlu
- yağmurlu gün
- yağmurlu hava
- yağmurlu rainy day darda kalınan zaman
- yağmurluk
- yağmurluk.
- yağmursuz
- yağmurölçer
- yağmurölçer.
- yağsı
- yağsız
- yağsız et. leanness zayıflık
- yağsız süt
- yağsızlık.
- yağyakıt
- yağı
- yağı çok. oiliness kaypaklık
- yağılaşmak
- yağılık
- yağımsı
- yağıntı
- yağır
- Yağız
- yağış
- yağış miktarı
- yaş
- yaş barut gibi vızlamak
- yaş günü
- yaş kağıtla kalıbını çıkarmak
- yaş rutubetli
- yaş sınırı
- yaşa
- yaşa göre miktar tayini
- yaşa ve yaşat
- Yaşa! gurültülü şenlik. make whoopee şamata yapmak.
- yaşam
- yaşam alanı
- yaşam beklentisi
- yaşam bilimi
- yaşam biçimi
- yaşam dolu
- yaşam döngüsü
- yaşam kalitesi
- yaşam koşulları
- yaşam maliyeti
- yaşam standardı
- yaşam süresi
- yaşam tarzı
- yaşama
- yaşama tarzı
- yaşamak
- yaşamak için gerekli olan kan
- yaşamakta devam etmek
- yaşamaya değer.
- yaşamsal
- yaşamöyküsü
- yaşamın anlamı
- yaşanabilir
- yaşantı
- yaşasın
- yaşasın ...!
- yaşatma
- yaşayabilecek
- yaşayabilir
- yaşayan
- yaşayan fosil
- yaşayan kimse
- yaşayanlara ait
- yaşlandırmak
- yaşlanma
- yaşlanma hali veya belirtileri
- yaşlanmak
- yaşlanmak. get around yayılmak
- yaşlı
- yaşlı adam
- yaşlı erkek
- yaşlı kadın
- yaşlı kız
- yaşlı ve hürmete layık adam
- yaşlı ve işe yaramaz beygir
- yaşlı çirkin kadın
- yaşlıca
- yaşlık
- yaşlılık
- yaşlılık bilimi
- yaşmak
- yaşça büyük
- yaşça en büyük
- yaşça küçük
- yaşça küçük kimse
- yaşı geçmiş kız.
- yaşın kaç?
- yaşında
- yaşındaki
- yaşındaki .
- yaşından veya seviyesinden beklenenden azını becerebilen kimse.
- yaşını basını almış
- yaşını başını almış akıllı adam
- yaşınız kaç?
- yaşıt
- YBKA
- YBSK
- ye
- yeddiemin
- yedek
- yedek akçe
- yedek halatı. paying guest aile pansiyoneri.
- yedek hayvan veya insan veya şey
- yedek jüri üyelerine yazılan celpname.
- yedek koz. He was within an ace of falling .Az daha düşecekti Düşmesine ramak kaldı.
- yedek oyuncu
- yedek parça