LexiTurk← Dictionary

Turkish words: Y

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • yeni izlenimcilik
  • Yeni Kaledonya
  • Yeni Kaledonya kargası
  • Yeni Kaledonya lorisi
  • yeni kelime. Ioose coinage bozukluk
  • yeni kelimelerle söylemek.
  • yeni keşfolunmuş
  • yeni malzeme
  • yeni olmuş
  • yeni polis
  • yeni satır
  • yeni sene
  • yeni suç işlememesi için
  • yeni sömürge
  • yeni sürmüş dal veya sürgün
  • yeni teknoloji
  • Yeni Uygurca
  • yeni yetme
  • yeni yıl
  • yeni yılın kutlu olsun
  • Yeni Zeland yerlilerinin dili.
  • Yeni Zeland yerlisi
  • Yeni Zeland'a mahsus bir kuş
  • Yeni Zeland'ın başkenti
  • Yeni Zelanda
  • Yeni Zelanda.
  • Yeni Zelandalı
  • Yeni Çağ
  • yeni çıkmış
  • yeni çıkmış şey. novelties tuhafiye.
  • yeni şehir
  • yeni şekle koymak
  • yeni.
  • yeniay
  • yenibahar
  • yenici deyim
  • yenicillik
  • yeniden
  • yeniden adlandırmak
  • yeniden açmak
  • yeniden başlamak
  • yeniden başlamak veya devam etmek
  • yeniden başlamak. leaf through kitaba göz gezdirmek. leafiness çok yapraklı olma. leafy yaprağı çok
  • yeniden başlamak. renewable yenilenir.
  • yeniden bir araya gelme.
  • yeniden canlandırmak
  • yeniden canlandırmak: mezardan çıkarmak
  • yeniden canlanma
  • yeniden canlanmak
  • yeniden dirilme veya diriltme
  • yeniden diriltmek
  • yeniden doğma
  • yeniden doğmuş.
  • yeniden doğuş
  • yeniden döşemek
  • yeniden düzenlemek
  • yeniden fitil yerleştirmek.
  • yeniden göz atma
  • yeniden gözden geçirme
  • yeniden hesap etmek
  • yeniden hâsıl etmek
  • yeniden imar
  • yeniden incelemek
  • yeniden kaydetmek veya ettirmek
  • yeniden kayıt.
  • yeniden kazanmak
  • yeniden revaç bulma
  • yeniden salık vermek
  • yeniden sayma.
  • yeniden saymak.
  • yeniden talep etmek
  • yeniden tanzim etmek. rearrangement yeni düzen.
  • yeniden temsil etmek
  • yeniden teşkil etmek
  • yeniden toplamak
  • yeniden uyanan merak
  • yeniden uyanış
  • yeniden yapmak veya tertip etmek
  • yeniden yapılan şey
  • yeniden yoklama
  • yeniden yığmak
  • yeniden. newly-wed yeni evli kimse.
  • yeniden: readdress
  • yenidoğan
  • yenidünya
  • yenik
  • yenik düşmek
  • yenilebilen bir cins mantar
  • yenilebilir
  • yenileme
  • yenilemek
  • yenilemek: iyileştirmek
  • yenilemez
  • yenilenebilir
  • yenilenebilir enerji
  • yenilenebilir kaynak
  • yenilenme
  • yenilenmek
  • yenilenmiş
  • yenileyip daha iyi hale koymak
  • yenileşim
  • yenileştirmek
  • yenileştirmek. modernness modernlik
  • yenilgi
  • yenilgisiz
  • yenilgiye uğramak
  • yenilgiyi kabul etmek. sponger asalak
  • yenilik
  • yenilik çıkarmak
  • yenilik. modernist yenilik taraftarı. moder'nity yenilik
  • yenilikçilik
  • yenilmek
  • yenilmemiş
  • yenilmez
  • yenilmiş
  • yenirce
  • Yenisey
  • yenisi tedarik edilemez.
  • yeniçeri
  • yeniçerilik
  • yeniöz
  • yenme
  • yenmek
  • yenmek.
  • yenmek. conqueror fatih.
  • yenmek. had best do yapmalı
  • yenmek. spray gun serpme tabancası. stick to one
  • yenmez.
  • yenmiş yer. fret and fume mırıldanmak
  • yenün
  • yepisyeni
  • yepyeni
  • yer
  • yer adı
  • yer altı
  • yer altı suyu
  • yer ayırma
  • yer ayırtma
  • yer ayırtmak
  • yer açmak
  • yer bilimi
  • yer bilimleri
  • yer bulmak
  • yer bırakmamak.
  • yer değiştirebilen
  • yer değiştirme
  • yer değiştirmek
  • yer değiştirmek. get about yayılmak
  • yer domuzu
  • yer elması
  • yer etmek
  • yer fesleğeni
  • yer fıstığı
  • yer göçkeni
  • yer hızı
  • yer kabuğu
  • yer lambası
  • yer meydan
  • yer papağanı
  • yer pırasası
  • yer sakızı
  • yer sarmaşığı
  • yer sarsıntısı
  • yer sincabı
  • yer solucanı
  • yer sıçanı
  • yer tedarik etmek accommodate oneself uymak
  • yer tezeği
  • yer tutmak
  • yer ve gıda gibi şartlar
  • yer vermek
  • yer yatağı
  • yer yağı
  • yer yer
  • yer yer dağıtmak: yerleştirmek
  • yer yer kesilmiş
  • yer yer meskun olan ormanlık bölge. brushwood çalı çırpı
  • yer çekimi
  • yer çöküntüsü
  • yer ölçmesi
  • yeraltı
  • yeraltı demiryolu veya tüneli
  • yeraltı ekonomisi
  • yeraltı geçidi
  • yeraltı maden ocağının yatay yolu
  • yeraltı suyu
  • yeraltı sığınağı
  • yeraltı yolu
  • yeraltı örgütü.
  • yeraltına inip boru veya kablo onarımı yapmak için caddelerdeki yuvarlak ve üstü kapaklı delik
  • yeraltında
  • yeraltında kemerli kabir
  • yeraltında olan
  • yerberi
  • yerbetimsel
  • yerbilim
  • yerbilim. geo
  • yerde kökler salarak uzanan bitki veya bu bitkinin sapı
  • yerde surüklenen şey veya kimse
  • yerde sürünen uzun etek
  • yerde uzanan fidan
  • yerden fışkırmak. well up yükselmek. well sweep kaldıraç.
  • yerden havaya
  • yerden yere
  • yerden yere götürme
  • yerden yere götürmek
  • yerden yere taşıma
  • yerdeş
  • yerdeş ayırımı
  • yerdeş ornatımı
  • Yerdiz
  • yere
  • yere indirmek
  • yere inmek
  • yere konmak
  • yere koymak
  • yere oturtmak
  • yere sermek
  • yere vurmak
  • yere yıkmak
  • yere çalmak
  • yere çarpmak
  • yere çökmek
  • yeregeçen
  • yerel
  • yerel alan
  • yerel alan ağı
  • yerel alan bilgisayar ağı
  • yerel yönetim
  • yerelleştirme
  • yerelleştirmek
  • yerelması
  • yeren
  • yereybilim
  • yereşeği
  • yergi
  • yergici
  • yerhamükellah
  • yeri ayrılmış
  • yeri doldurulamaz
  • yeri eşip çıkarmak
  • yeri kazıp ağaç köklerini çıkarmak
  • yeri olmak
  • yerin kulağı vardır
  • yerin yavaş yavaş kayması
  • yerinde
  • yerinde . suitabil'ity
  • yerinde duramamak
  • yerinde duramayan
  • yerinde kullanma. customary usage adet. hard usage
← PreviousPage 9 of 16Next →