Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yangı
- yangın
- yangın bekçisi. firewater viski fireweed yangın yerlerinde çabuk biten birkaç çeşit ot
- yangın bombası
- yangın felâketi.
- yangın hortumu
- yangın için organize edilmiş bir grup insan
- yangın musluğu
- yangın söndürme tüpü
- yangın söndürmeye mahsus ecza dolu cam kap.
- yangın söndürücü
- yangın tulumbası.
- yangın çıkışı
- yangıncı
- yangıncılık
- yani
- Yani Ahdin ikinci kitabının yazarı
- yani the. definitely kesinlikle
- yani şöyle ki.
- yani. in one sense bir anlamda
- yanka
- yankesici
- yankesici.
- yankı
- yankı kelime. onomatopoeic yansımalı.
- yankı yapan
- yankı yapmak
- yankılama
- yankılamak
- yankılanmak
- yankılanımlı
- yankılayan
- yankılaşım
- yankılı
- yanlamak
- yanlılık
- yanlız
- yanlış
- yanlış alarm
- yanlış anlama
- yanlış anlamak
- yanlış anlamak. misinterpreta
- yanlış anlaşılmaz
- yanlış ayıklama
- yanlış basmak
- yanlış bilgi verilmiş. illjudged tedbirsiz
- yanlış düşünce
- yanlış fikir
- yanlış fikir vermek
- yanlış fikir.
- yanlış fikre dayanan
- yanlış görüş
- yanlış hareket
- yanlış ikilem
- yanlış inanış
- yanlış izah etmek
- yanlış mana vermek
- yanlış okumak
- yanlış olabilir. fallibil'ity yanılma payı. fal'libly yanılarak
- yanlış olarak
- yanlış olarak.
- yanlış olduğunu göstermek.
- yanlış olduğunu ispat etmek
- yanlış tefsir etmek
- yanlış telaffuz etmek
- yanlış telakki etmek veya görmek
- yanlış yapmak
- yanlış yere gitmek. Iead astray ayartmak azdırmak
- yanlış yere koymak. misplace one' confidence yanlış kimseye güvenmek.misplacement yanlış yere koyma.
- yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.
- yanlış yol
- yanlış yol tutmuş
- yanlış yola sapmak
- yanlış yola saptırmak
- yanlış yola sevketmek.
- yanlış yola yöneltmek
- yanlış yoldan götürmek
- yanlış yorumlamak
- yanlış yorumlamak.
- yanlış yönlendirilmiş
- yanlış çıkmak
- yanlış şekilde
- yanlış şekilde göstermek
- yanlış.
- yanlış. faultily hatalı olarak.
- yanlışlamacılık
- yanlışlanabilirlik
- yanlışlık
- yanlışlık yapmak. in error yanlışlıkla
- yanlışlıkla
- yanlışlıkla atlamak
- yanlışlıkla benzetmek
- yanlışlığını kanıtlamak
- yanm pençe .half time haftaym
- yanma
- yanma haznesi. combustion furnace yanma fırını
- yanma odası
- yanma ısısı
- yanmak
- yanmak. toast'ing fork ekmek kızartmaya mahsus uzun çatal.
- yanmakta.
- yanmaz
- yanmaz taş dağ keteni
- yanmış
- yansı
- yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket
- yansılama
- yansılamak
- yansılanamaz
- yansılanım
- yansıma
- yansıma düzlemi
- yansıma sözcük
- yansımak
- yansımalı sözcük
- yansımış şekil
- yansıra
- yansıt
- yansıtabilirlik
- yansıtaç
- yansıtma
- yansıtmak
- yansıtmak.
- yansıtmalı teleskop
- yansıtıcı
- yansıtım aygıtı
- yansıtımca
- yansıtımcalı kişilik
- yansıtımcalı usyarılım
- yansıyan
- yansız
- yansız.
- yansızlık
- yanı başında
- yanı başında. off one's hands elinden çıkmış
- yanı başındaki
- yanı sıra
- yanıcı
- yanık
- yanık yeri
- yanılabilir
- yanılgı
- yanılgı. stumble across
- yanılma
- yanılma.
- yanılma. Make no mistake
- yanılmadan
- yanılmak
- yanılmak.
- yanılmak. fall off çekilmek
- yanılmak. mistaken for benzetilmiş
- yanılmak. not amiss isabetli
- yanılmalara rağmen bir işten sıyrılıp çıkmak. muddle through ing. her şeye rağmen gemisini kurtarmak.
- yanılmaz
- yanılmış
- yanılmış. widely genellikle
- yanılsama
- yanıltma
- yanıltmaca
- yanıltmak
- yanıltmak.
- yanıltıcı
- yanılım
- yanına girilebilir
- yanına varılabilir
- yanına varılmaz
- yanında
- yanında bulunmak
- yanında olmak
- yanında. fast color solmayan renk
- yanından
- yanından geçmek
- yanından çıkmak
- yanıp bitmek. His ears are burning Kendisi yokken methediliyor.
- yanıp sönmek
- yanıp tutuşmak
- yanısıra
- yanıt
- yanıt vermek
- yanıtlama
- yanıtlamak
- yanıyor gibi olmak
- yanşma mahiyetinde.
- yanşmacı
- yanşçı.
- yaoi
- yap
- yapabileceğinin üstünde
- yapabilme
- yapabilmek
- yapacak bir şey yok
- yapacağım. in good spirits neşeli
- yapamaz
- yapan
- yapan kimse.
- yapan kimse. the Creator Allah
- yapan şey veya kimse
- yapar gibi görün - mek. play ball oyuna başlamak
- yapar gibi görünmek
- yapay
- yapay böbrek
- yapay dil
- yapay göl
- yapay gübre
- yapay seçilim
- yapay solunum
- yapay uydu
- yapay zekâ
- yapay ışınetkinlik
- yapayalnız
- yapağı
- yapağı yağı.
- yapboz
- yaplamaz
- yapma
- yapma dil
- yapma kibarlık
- yapma tavırlı. ill-mannered terbiyesiz. well-mannered nazik tavırlı
- yapma ya
- yapma.
- yapmacık
- yapmacık tebessüm.
- yapmacık yapmak
- yapmacıksız
- yapmak
- yapmak üzere olmak
- yapmak. put up with tahammül etmek
- yapmakta olmak
- yapmamak
- yapmamak.
- yapmamak. drawn up in line saf tutmuş. have a line on hakkında bilgi almak
- yapmamaya karar vermek.
- yapmaya çalışmak
- yapmaya çalışmak. have one' fling baskıdan kurtulup serbestçe hareket etmek
- yapmayış
- yapracık
- yaprak
- yaprak biti
- yaprak döken
- yaprak dökümü
- yaprak kuşugiller
- yaprak soğanı
- yaprak söğütbülbülü
- yaprak vermek
- yaprak örtüsü ile örtmek, malç
- yaprak şeklinde süs
- yaprak. green bean yeşil fasulye. green cheese lor
- yapraklanma
- yapraklanmak
- yapraklanmak.