Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yapraklanmak. leaf blight yapraklara arız olan hastalık. leaf bud yaprak tomurcuğu. leaf mold yaprak gübresi
- yapraklar
- yaprakları karşı karşıya olan
- yaprakları çok titreyen bir çeşit kavak ağacı
- yaprakların soğuk veya rüzgârdan kavrulması
- yapraklarını döken
- yapraklı
- yapraklı kara yosunları
- yapraklı ve çiçekli ufak dal
- yapraklı.
- yapraksı
- yaprakçık
- yaprakçık.
- yaprakçıl
- yapsa daha iyi olur. make the best of olandan mümkün olduğu kadar istifade etmek. have the best of it galip gelmek
- yaptırmak
- yaptırmamak
- yaptırtmak
- yaptırım
- yapı
- yapı bilgisi
- yapı bilimi
- yapı bina
- yapı döküntüsü. rubbly moloz gibi.
- yapı iskelesi
- yapı iskelesi.
- yapı karkası
- yapı kurucu
- yapı malzemesi
- yapı ruhsatı, inşaat izni
- yapı sanatı
- yapı taşı
- yapı ustası
- yapı veya duyusal içerigi bakımındam şiire benzeyen düzyazı.
- yapı yapma. building block çimento bloku.
- yapı.
- yapı. architec-tural mimari
- yapı. başarı sebebi
- yapı. textural bir maddenin dokumuna ait.
- yapıbilim
- yapıcı
- yapıcı eleştiri
- yapıcı.
- yapılabilir
- yapılabilirlik
- yapılacaklar listesi
- yapılageliş.
- yapılamaz
- yapılan işe veya kullanılan enerjiye göre verim oranı
- yapılan şey
- yapılandırma
- yapılandırmak
- yapılma
- yapılmak
- yapılmakta.
- yapılmakta. in the process of time zamanla
- yapılmamış
- yapılmamış iş. sin of omission ihmal suçu.
- yapılmasına müsaade etme
- yapılmasına müsaade etmek
- yapılmış
- yapılmış şerit
- yapılı
- yapılış
- yapım
- yapım eki
- yapımcı
- yapıncak
- yapısal
- yapısal eşiz
- yapısal örüntü
- yapısalcılık
- yapısöküm
- yapısı veya bileşimi itibariyle başka bir şeye benzeyen şey
- yapıt
- yapıt ülevi
- yapıvermek. toss up yazı tura için para atmak
- yapışkan
- yapışkan glueyness yapışkanlık.
- yapışkan ot.
- yapışkan ve ince çamurla kaplamak veya sıvamak
- yapışkan ve nemli herhangi bir madde
- yapışkan veya yağlı bir şeyle sıvamak
- yapışkanlık
- yapışma
- yapışmak
- yapışmak. gum up pislikle dolup çalışmaz hale gelmek veya getirmek
- yapıştıran kimse
- yapıştırma ben
- yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde
- yapıştırmak
- yapıştırıcı
- yapıştırıcı madde
- yapıştırıcı, tutkal
- yapışıcı
- yapışık
- yapışık ikiz
- yapışık ikizler
- yapışıklık
- yar
- yara
- yara açmak
- yara bandı
- yara izi
- yara izi bırakmak.
- yara otu
- yara yeri
- yara.
- Yaradan
- yaradan ileri gelen
- yaradancılık
- yaradılış
- yaradılış. natura builder yapıcı
- yaradılışta
- yaradılıştan
- yaradılıştan olan
- yarak
- yaraklı
- yaralama
- yaralamak
- yaralanamaz
- yaralanan
- yaralanan asker veya işçilere tazminat olarak verilen para.
- yaralanma
- yaralanmamış
- yaralanması mümkün
- yaralanmış
- yaralı
- yaralı parmak sargısı
- yaramak
- yaramamak
- yaramaz
- yaramaz kimse
- yaramaz kimse. rascality alçaklık
- yaramaz kız
- yaramaz.
- yaramazlık
- yaramazlık etmek
- yaramazlık.
- yaran
- yaranın kenarı
- yarar
- yararcılık
- yararlanma
- yararlanmak
- yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sınıfına tanınan dokunulmazlık imtiyazı.
- yararlı
- yararlı bir yardım
- yararlı olmak
- yararlı şey. staple commodities başlıca satış ürünleri.
- yararlı. lucratively karlı olarak
- yararlık
- yararsız
- yararsız otları çıkarıp temizlemek
- yararı olmak
- yararına olmamak
- yarasa
- Yarasa Adam
- yarasa bilimci
- yarasız .
- yaratlklar
- yaratma
- yaratma kabiliyeti olmayan.
- yaratmak
- yaratmak procreant meydana getiren
- yaratmak. style book imlâ ve tertip usullerini gösteren kitap. in style moda olan
- yaratı
- yaratıcı
- yaratıcı. productive of meydana getirici. productively verimli surette.
- yaratıcılık
- yaratıcılık.
- yaratıcılık. a nimble wit keskin zekâ. at one' wit' end çözüm yolu bulamayan
- yaratıcısının kontrolundan çıkıp mahvına sebep olan herhangi bir şey.
- yaratık
- yaratılış
- yaratılış.
- yaratılıştan
- yaratılışçılık
- yaratım
- yaratış
- yaraşmak
- yaraşır
- yarbay
- yarbay veya albay
- yarda
- yardakçı
- yardakçı. camp meeting büyük çadırda dini toplantı
- yardakçılar
- yardım
- yardım assist at hazır bulunmak assistance yardım
- yardım dileme
- yardım edebilir miyim?
- yardım eden kimse
- yardım edilmemiş
- yardım edilmiş
- yardım eli
- yardım et mek furthermore bundan başka
- yardım etmek
- yardım etmek.
- yardım etmemek
- yardım görmemiş.
- yardım için toplanılmış para
- yardım kurumu
- yardım talebinde bulunmak
- yardıma ihtiyacın var mı
- yardıma ihtiyacın var mı?
- yardıma ihtiyacınız var mı
- yardıma ihtiyacınız var mı?
- yardıma muhtaç olanlar .
- yardımcı
- yardımcı assistant professor asistan .
- yardımcı doçent
- yardımcı eylem
- yardımcı fiil
- yardımcı fiil olarak --eyim
- yardımcı kimse
- yardımcı olabilir miyim?
- yardımcı olan
- yardımcı olay
- yardımcı sertifika
- yardımcı şey
- yardımcı.
- yardımcısı az.
- yardımda bulunmak
- yardımlaşmak
- yardımlı metin
- yardımsever
- yardımsever kimse. humanitarianism hayırseverlik.
- yardımsever. helpfully faydalı bir şekilde. helpfulness yardım
- yardımseverlik
- yardımı dokunmak. in his stead onun yerinde.
- yardımın için teşekkürler
- yardımına baş vurulan kimse
- yardımına koşmak
- yardımını istemek
- yardımını temin etmek
- yardımınız için teşekkürler
- yardımıyla
- Yaren
- yarenlik
- yarenlik .tall talk inanılmayacak hikaye veya masal. the talk of the town herkesin konuştuğu mesele
- yargı
- yargı kararı
- yargıcı
- yargıcılık
- yargıevi
- yargılama
- yargılama gücü. the logic of events olayların gerektirdiği.
- yargılama hukuku
- yargılama usulleri