LexiTurk← Dictionary

Turkish words: Y

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • yargılamadan öldürmek
  • yargılamak
  • yargılanmak. stand up ayakta durmak
  • yargılayan
  • yargılayan kimse.
  • yargılık
  • yargısal
  • yargıtay
  • yargıç
  • yargıç tokmağı
  • yargıçlar heyeti
  • yargıçlara verilen ünvan
  • yargıçlık mevkii ve rütbesi
  • yargıçlık.
  • yarka
  • yarlıgama
  • yarlıgama. Salvation Army ing.
  • yarlıgamak
  • yarlık
  • yarma
  • yarmak
  • Yaroslavl Oblastı
  • yarpuz
  • yarrak kafalı
  • yarı
  • yarı aydınlık yarı karanlık.
  • yarı açık
  • yarı baygın.
  • yarı dolu
  • yarı erimiş kar
  • yarı final
  • yarı geçirgen
  • yarı grup
  • yarı gölge
  • yarı iletken
  • yarı kapalı gözlerle bakmak
  • yarı kapalı. disguisedly gizlenmiş olarak
  • yarı karanlık
  • yarı kurak
  • yarı küre
  • yarı metal
  • yarı saydam
  • yarı soy metal
  • yarı sucul yılan
  • yarı yarıya
  • yarı yolda
  • yarı yolda olan
  • yarı yolda.
  • yarı ömür
  • yarı. half binding arkasıyla köşeleri deri ve yanları kâgıt veya bez cilt. half blood melez
  • yarıc şey veya kimse
  • yarıda kesilmemiş
  • yarıdenemsel
  • yarıgeçirgen
  • yarıiletken
  • yarık
  • yarık. disruptive yıkıcı
  • yarılamak
  • yarılanma süresi. half measures yeterli olmayan tedbirler. half mourning yarı matem elbisesi
  • yarılma
  • yarılmak
  • yarılmış
  • yarılım
  • yarılıp parçalanmak
  • yarım
  • yarım akıllı
  • yarım ay
  • yarım baş ağrısı. sick joke iğrenç ve ürpertici şaka. sick leave hastalık izni
  • yarım başağrısı.
  • yarım daire
  • yarım daire.
  • yarım göze
  • yarım kafiye
  • yarım kan. half brother üvey erkek karde
  • yarım kanatlılar
  • yarım katrat.
  • yarım küre
  • yarım litrelik sıvı olçü birimi
  • yarım navlun. plentiful fare bol yemek. poor fare kötü yemek.
  • yarım penilik eski İrlanda parası
  • yarım saat
  • yarım sesli harf. liquid air sıvı hava. liquid measure sıvı ölçeği. liquid oxygen
  • yarım silindir şeklinde kemer
  • yarım yamalak
  • yarım yamalak bir şekilde
  • yarım yamalak. superficiality
  • yarım yağlı süt
  • yarımada
  • yarımada. peninsular yarımadaya ait. Peninsular Campaign Gelibolu muharebesi.
  • yarımay
  • yarımay şeklinde
  • yarımküre
  • yarımyamalak. one' licks fırsat
  • yarın
  • yarın gece
  • yarın görüşürüz
  • yarın yeni bir gün
  • yarın yokmuşçasına
  • yarın.
  • yarından sonraki gün
  • yarını düşünme.
  • yarıp parçalamak
  • yarıya bölmek
  • yarıya indirmek .
  • yarıyaşam
  • yarıyıl
  • yarıçap
  • yarıçapsal dağılım işlevi
  • yarıçapsal hız
  • yarış
  • yarış arabası
  • yarış atı
  • yarış atı binicisi. jockey cap uzunca siperli kasket. jockey club at yarışlarını idare eden kulüp.
  • yarış etmek
  • yarış için yapılmış yat veya otomobil
  • yarış listesinden çıkarmak
  • yarışa başlamak
  • yarışlarda kullanılan engel veya çit
  • yarışlık
  • yarışma
  • yarışma jürisi. jury box mahkeme salonunda jüri heyetine ait yer. juryman jüri üyesi. common jury
  • yarışma.
  • yarışmacı
  • yarışmada verilen ödül. at a premium fazla fiyatla
  • yarışmadan önce hafif idman yapmak
  • yarışmak
  • yarışmaya katılmak
  • yarışta bir ata para koyan kimse.
  • yarışta bir kerelik dönüm
  • yarışta direnmek .stay one' hand engellemek
  • yarışta engel atlamak. high hurdles yüksek engel
  • yarışta koşu nöbeti
  • yarışta mânia koymak .handicapped sakat
  • yarışta pek az farkla birinci gelmek. nose over burun üstü düşmek. as plain as the nose on your face besbelli
  • yarışta rakibini bir devirlik mesafe ile geçmek
  • yarışta üçüncü gelmek
  • yarışta üçüncü yer
  • yarıştırmak
  • yarışçı
  • yas
  • yas süresi. half mourning yas süresinin son kısmı
  • yas tutma
  • yas tutmak
  • yas tutmak. grievingly kederlenerek
  • yasa
  • yasa dışı
  • yasa koyucu
  • yasa tasarısı
  • yasak
  • yasak bölgede avlanan kimse
  • yasak edilmiş şey.
  • yasak emri
  • yasak etmek
  • yasak etmek. God forbid ! Allah esirgesin ! forbidden yasak
  • yasak olan bölgede avlanmak
  • yasak yere giren kimse .
  • yasaklama
  • yasaklamak
  • yasaklanmış
  • yasaklanmış. Forbidden City Tibet deki Lhasa şehri
  • yasaklayıcı
  • yasaklı geçiş
  • yasaktır
  • yasal
  • yasal eşlenik değişken
  • yasal toplak
  • yasallaştırmak
  • yasama
  • yasama kurulu
  • yasama meclisi
  • yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı
  • yasama organı
  • yasama yetkisi
  • yasama, mevzuat
  • Yasemin
  • yasemin çayı
  • Yasin
  • yaslamak
  • yaslanmak
  • yaslı
  • yaslı. mourning dove bir çeşit kumru.
  • yasmak
  • yasmık
  • yassı
  • yassı balıklar
  • yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt
  • yassı bir çeşit kayık
  • yassı hap
  • yassı köfte
  • yassı solucanlar
  • yassı tuğla
  • yassı ve ekseriya oynak kısımları
  • yassı: yüzüstü
  • yassılatmak
  • yassılaşmak
  • yassılmak
  • yassılık
  • yastık
  • yastık gibi herhangi bir şey
  • yastık kılıfı
  • yastık savaşı
  • yastık savaşı yapmak
  • yastık veya minder koymak veya dayamak
  • yastık yuzü
  • yastık yüzü.
  • yastığa benzer şey
  • yastığa yatırmak
  • yasça daha büyük adam
  • yat
  • yat kullanma.
  • yat kulübü
  • yat limanı
  • yat limanı.
  • yatacak yer
  • yatacak yer. lying-in çocuk doğurma
  • yatak
  • yatak başucu
  • yatak başucunda olan. bedside manner doktorun hastaya karşı tutumu.
  • yatak madeni
  • yatak odası
  • yatak odası.
  • yatak takımlarını değiştirmek
  • yatak takımı
  • yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse çamaşır askısı
  • yatak temin etmek
  • yatak çarşafı
  • yatak örtüsü
  • yatakhane
  • yataklı tren
  • yataklı vagon
  • yataklı vagon kompartımanı.
  • yataklı vagonda kompartıman
  • yataklık
  • yatakta
  • yataktan kalkan kimse
  • yataktan kalkmış
  • yatakçı
  • yatalak
  • yatalak kimse
  • yatalak.
  • yatarken kol ve bacakları yaymak
  • yatay
  • yatay düzlem veya çizgi. horizontally yatay bir şekilde
  • yatay hat
  • yatay olarak atılan
  • yatay ve düşey açıları ölçmeye mahsus yüzölçümü aleti
  • yatağa düşürmek
  • yatağa yatmak
  • yatağan
  • yatkın
← PreviousPage 5 of 16Next →