Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- tay
- Tay dili.
- Tayca
- taydaş
- tayf
- tayfa
- tayfun
- tayfölçer
- tayga
- tayga çütresi
- tayin
- tayin eden
- tayin edilen şey
- tayin etme
- tayin etmek
- tayin etınek
- taykonot
- taylamak
- Tayland
- Tayland halkı
- Tayland Krallığı
- Tayland.
- Taylandca
- Taylandlı
- taylık devresi. colt' tooth şehvet
- tayt
- Tayvan
- Tayvan Adası
- Tayvan çalı kuşu
- Tayvanlı
- tayyare
- tayyare mayadanı
- tayyare.
- tayyare. flying saucer uçan daire. flying squirrel uçar sincap. flying start hızlı ve elverişli başlangıç.
- tayyareci
- tayyareci gözlüğü
- tayyarecilik
- tayın
- taze
- taze fasulye
- taze hayat bulma
- taze hayat bulmak
- taze hayat vermek
- taze soğan
- taze taze
- taze: bol
- tazeleme
- tazelemek
- tazelendirmek
- tazelenmek
- tazelenmiş
- tazeleyen veya ihya eden şey
- tazeleyici
- tazeleştirmek
- tazeleştirmek. renova'tion yenileme.
- tazelik
- tazelik kazanmak
- tazelik vermek
- tazeliğini gidermek
- tazim
- taziye
- Tazmanya canavarı
- Tazmanya şeytanı
- tazmin
- tazmin etmek
- tazminat
- tazyik
- tazyik etmek
- tazyik etmek. a home thrust tam yerine isabet eden vuruş. a shrewd thrust kurnazca bir saldırış.
- tazyik etmek. compressed air sıkıştırılmış hava. compressible sıkıştırılabilir.
- tazyikle yoğunlaştırmak
- tazı
- tazı gibi av peşinden gitmek
- taç
- taç aiydirmek
- taç gibi baş süsü
- taç giyme
- taç ile ilgili
- taç yaprak
- taç yaprağı
- taça benzer şey
- taçlı turna
- taş
- taş atmak
- taş balığı
- taş baskı
- taş bülbülü
- taş devri
- taş devrine ait
- taş duvar örmek
- taş döşemek
- taş gibi
- taş gibi bir cismin suya düşerken çıkardığı ses
- taş haline getiren
- taş haline getirmek
- taş kalem
- taş kağıt makas
- taş kekliği
- taş kesilmek
- taş keten
- taş kuşu
- taş kömürü
- taş kınlık
- taş kıran işçi. stone fruit sert çekirdekli meyva. stone pine fıstık çamı
- taş nanesi
- taş ocağı
- taş ocağı açmak. quarrier taş ocağı işçisi.
- taş ocağından kazıp çıkarmak
- taş parçasının su yüzünde sekerek gitmesi
- taş pudra
- taş tahta
- taş tahta ile kaplamak
- taş ustası
- taş veya tahta döşeme
- taş veya tahta döşemek
- taş veya tuğla ile örmek.
- taş yapı
- taş yontmak
- taş yürekli
- taş.
- taş. brirck dust tuğla tozu
- taşa benzer şey
- taşa dönmek
- taşa tutmak
- taşa veya tunca yazıt yazmak
- taşak
- taşak geçmek
- taşak.
- taşaklı
- taşan
- taşan bir sıvıyı toplayan kap
- taşbasması resim
- taşbilim
- taşemen
- taşeron
- taşikardi
- Taşkent
- taşküre
- taşkın
- taşkın tufan
- taşkın ve hararetli kimse
- taşkın şey
- taşkın.
- taşkınca
- taşkınlık
- taşkınlık.
- taşkınlıkla. effusiveness coşkunluk
- taşkıran
- taşkıran çiçeği
- taşkızılı
- taşlama
- taşlamacı
- taşlamak
- taşlayarak öldürmek
- taşlaşma
- taşlaşmak
- taşlaşmak.
- taşlaşmış
- taşlaştıran
- taşlaştırmak
- taşlı
- Taşlıca
- taşlık
- taşma
- taşmak
- taşmak coşmak
- taşmak. beetlebrowed sarkık kaşlı
- taşmak. run riot bolca yetişmek
- taşocağı
- taşra
- taşra veya sayfiyeye ait
- taşralı
- taşralı kimse. provinciality taşralılık. provincially taşra zihniyetiyle
- taşraya ait
- taştahta.
- taştan ibaret
- taştan yapılmış
- taştan yapılmış olma .
- taştan yapılmış şey
- taşçeviren
- taşçı
- taşçı kalemi.
- taşçıl
- taşı gediğine koymak
- taşı yerine koymak
- taşı çok
- taşıl
- taşıma
- taşıma mesafesi
- taşımacılık
- taşımak
- taşımak. get the cart before the horse ters iş!er yapmak.
- taşın yüzünü yontup düzeltmek
- taşınabilir
- taşınabilir şey
- taşınabilir.
- taşınma
- taşınmak
- taşınmaz
- taşınmış
- taşınım
- taşınım sayısı
- taşınım özellikleri
- taşıt
- taşıt olarak kullanılan
- taşıt ücreti
- taşıtlar. means to an end araç
- taşıyan
- taşıyan kimse
- taşıyan şey veya kimse
- taşıyıcı
- taşıyıcı vazifesi görmek
- TCMB
- TDT
- te
- teamül
- teba
- tebaa
- tebaruz ettirmek
- tebarüz ettirmek
- tebdil
- tebdil etmek
- tebdil.
- tebdili hava.
- tebdili kıyafet
- tebdili kıyafet etmek
- tebdili kıyafet etmiş.
- tebdili kıyafet ile.
- tebeddül
- tebelleş olmak
- teber
- teberru
- teberru etmek
- tebessüm
- tebessüm etmek
- tebeut tâbiîn
- tebeşir
- tebeşir tahtası
- tebeşirle beyazlatmak
- tebeşirle karıştırmak
- tebeşirle konan işaret
- tebeşirle yazmak veya işaret koymak
- tebeşirli
- tebligat
- tebliğ
- tebliğ etme
- tebliğ etmek
- tebrik
- tebrik ederim
- tebrik etmek