LexiTurk← Dictionary

Turkish words: T

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • tebrik kartı
  • tebrikler
  • tebriye etmek
  • Tebriz
  • tecavüz
  • tecavüz . traffic violation trafik düzenini bozma suçu. violator tecavüz eden kimse.
  • tecavüz etmek
  • tecavüz etmek. molestation tecavüz.
  • tecavüzcü
  • tecavüzde bulunmak.
  • tecessüm
  • tecessüm ettirmek
  • tecessüs
  • tecessüs etmek
  • tecessüs.
  • tecessüsle bakmak
  • tecessüsle.
  • tecessüsle. inquisitiveness meraklılık
  • techiz eden kimse. a good provider ailesine iyi bakan kimse.
  • technology .
  • tecil
  • tecil edilebilir
  • tecil etmek
  • tecim
  • tecrit
  • tecrit edilme
  • tecrit edilmiş
  • tecrit etme
  • tecrit etmek
  • tecrit politikası taraftarı.
  • tecrubeli
  • tecrubi
  • tecrübe
  • tecrübe .
  • tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.
  • tecrübe balonu uçurma.
  • tecrübe eden kimse
  • tecrübe ederek. experimenta'tion deneme
  • tecrübe edilmek
  • tecrübe etmek
  • tecrübe etmek. experimen
  • tecrübe ile anlatmak
  • tecrübe ile öğrenmek
  • tecrübe kabilinden.
  • tecrübe olarak yapılan
  • tecrübe olunma
  • tecrübe sahibi olmak.
  • tecrübe veya muayene etmek
  • tecrübe.
  • tecrübe. experimen'talism deneyselcilik. experimen'tally deneysel metotla
  • tecrübe. try for elde etmeye çalışmak. try on prova etmek
  • tecrübeli
  • tecrübeli asker
  • tecrübeli oyuncu.
  • tecrübeli ve bilgili adam. every inch a soldier sapına kadar asker. tin soldier oyuncak asker. soldierlike askere yakışır
  • tecrübesi olmak
  • Tecrübesi parasız. wel- comely hoşça
  • tecrübesiz
  • tecrübesizlik
  • tecrübesizlik.
  • tecrübeye dayanan
  • tecrübeye dayanan. empirically deneysel olarak.
  • tecrübeye gelir
  • tecrübeyle bilmek
  • tecrübi
  • tecvit
  • tecâvüz
  • ted.ricen
  • tedarik
  • tedarik eden firma.
  • tedarik eden kimse
  • tedarik etmek
  • tedarik etmek sağlamak
  • tedarik etmek. acquired kazanılmış
  • tedariki güç
  • tedarikli bulunmak.
  • tedarikçi
  • tedavi
  • tedavi altında bulunan hasta. patiently sabırla
  • tedavi eden merhem. balm of Gilead belesan
  • tedavi edici
  • tedavi edilebilir
  • tedavi edilmek
  • tedavi etmek
  • tedavisi güç
  • tedavisi mümkün
  • tedavisi mümkün olmayan. irremediably çaresiz olarak
  • tedaviye ait
  • tedavül
  • tedavül etmek
  • tedavülde
  • tedavülde olan
  • tedavüldeki para
  • tedbir
  • tedbir almak.
  • tedbir ve intizama ait. tactically tabiye bakımından.
  • tedbirli
  • tedbirli iş
  • tedbirli.
  • tedbirli. guardedly ihtiyatla. guardedness tedbirlilik.
  • tedbirsiz
  • tedbirsiz well-advised tedbirli
  • tedbirsiz. ill at ease huzursuz
  • tedbirsiz. inconsiderately düşüncesizce inconsiderateness düşüncesizlik.
  • tedbirsizce
  • tedbirsizlik
  • tedhişçi
  • tedirgi
  • tedirgileme kuramı
  • tedirgilemek
  • tedirgin
  • tedirgin bir şekilde
  • tedirgin edici
  • tedirgin etmek
  • tedirginlik
  • tediye
  • tediye etmek
  • tediye etmek. doubtful debts meşkuk matlubat
  • tediye günü
  • tedkik etmek
  • tedricen
  • tedricen .in step ayak uydurarak
  • tedricen ayrı düşmek.
  • tedricen değişmek.
  • tedricen mahvetmek
  • tedricen yükselmek
  • tedricen. little or nothing hiç denecek kadar az
  • tedrici
  • tedricî
  • tedricî olarak
  • tedris
  • tedvin
  • teemmül etmek
  • teessüf etmek
  • teessüfle. regrettable esefe lâyık.
  • teessür
  • tef
  • tef.
  • tefeci
  • tefeci. pawn shop tefeci dükkânı pawn ticket rehin senedi veya makbuzu.
  • tefecilik
  • tefekkür
  • tefekkür etme
  • tefekkür etmek
  • tefekkür etmek. reflect on kusurunu göstermek.
  • tefekkür hali
  • teferruat
  • teferruata dair
  • teferruatlı
  • teferruatlı hesap
  • teferruatmı araştırmak. pin money harçlık
  • teferruatıyla
  • teferruatıyla incelemek
  • teferruatıyla meydana koymak veya kaydetmek
  • teferruatıyle. exhaustiveness genişlik
  • tefessüh.
  • teflon
  • tefrik
  • tefrik edilebilir
  • tefrik etmek
  • tefrik etmek. definable tarifi mümkün
  • tefrik etmeyerek
  • tefrik olunmak
  • tefrik ve temyiz eden
  • tefrika
  • tefrika halinde yayımlanan
  • tefrika. serial number seri numarası. serially tefrika halinde. serialize tefrika halinde yayımlamak.
  • tefriş etmek
  • tefsir
  • tefsir etmek
  • tefsiri mümkün. interpreta'tion yorum
  • teftiş
  • teftiş edici.
  • teftiş etmek
  • teftiş.
  • teftiş. under surveillance gözaltında
  • teftişi mümkün. investigative teftiş ve incelemeye ait. investigation tahkik araştırma
  • Tegucigalpa
  • tehcir
  • tehdit
  • tehdit eden
  • tehdit eden şey. imminently tehdit ederek.
  • tehdit ederek bakma
  • tehdit ederek.
  • tehdit etmek
  • tehdit etmek. hold together bir arada tutmak
  • tehditkâr bakış scowl'ingly kaş çatarak
  • tehditle birinden para koparma
  • teheyyüç
  • tehir
  • tehir edilmek. stand pat değişikliğe karşı olmak
  • tehir etmek
  • tehir etmek. procrasti- na'tion sürüncemede bırakma
  • tehir.
  • tehirli. behind the times eski
  • tehlike
  • tehlike geçti işareti
  • tehlike işareti
  • tehlike işareti veya dikkati çekme tertibatı
  • tehlike mesuliyeti size ait olmak üzere. risk'y tehlikeli
  • tehlike.
  • tehlikede
  • tehlikeden masun kılmak
  • tehlikeden uzak
  • tehlikeli
  • tehlikeli bir işe girişmek. set fire to ateşe vermek
  • tehlikeli girişim/teşebbüs
  • tehlikeli hal veya devre.freezing point donma derecesi
  • tehlikeli iş
  • tehlikeli mallar
  • tehlikeli miktarda radyoaktivite ihtiva eden
  • tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak.
  • tehlikeli veya zararlı bir şeyin saldırması veya sirayeti. invasive istilaya ait
  • tehlikeli. murderously öldürecek gibi.
  • tehlikeli. queasiness mide bulanması.
  • tehlikeli. ticklishly nazikçe. ticklishness gıdıklanma
  • tehlikeli. treacherously haince davranarak. treacherousness hainlik.
  • tehlikelilik
  • tehlikesiz
  • tehlikesizce.
  • tehlikeye atmak
  • tehlikeye atmak at. one' peril mesuliyeti altında.
  • tehlikeye atmak.
  • tehlikeye atılma
  • tehlikeye koymak
  • tehlikeye maruz kalış
  • tehlikeyi atlatmak. turn the tables on one tersine çevirmek
  • tehlikeyi göze almak
  • tehlikeyi haber vermek
  • tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek
  • tein
  • teist
  • teizm
  • tek
  • tek atlı binek arabası
  • tek atmak
  • tek açıdan değerlendiren.
  • tek bağ
  • tek başıma
  • tek başına
  • tek başına bırakma veya bırakılma
  • tek başına mücadele eden siyasi aday.
  • tek başına olma
  • tek başına oynanılan kağıt oyunu.
  • tek başına.
  • tek bir konu üzerinde durmak
  • tek boynuzlu at
  • tek boynuzlu at şeklinde hayali bir hayvan.
  • tek delikliler
  • tek değer işlev
← PreviousPage 8 of 20Next →