LexiTurk← Dictionary

Turkish words: M

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • mahkemede dava görebilen avukat
  • mahkemede dayısı bulunmak.
  • mahkemede dinleyicileri hakim
  • mahkemede ispatı vücut etmemek
  • mahkemede sanık kürsüsü
  • mahkemede sanık yeri.
  • mahkemede şahit yeri
  • mahkemeli
  • mahkemenin açık olduğu süre
  • mahkemeye celbetmek
  • mahkemeye vermek
  • mahkemeye çağrı
  • mahkum
  • mahkum edilir.
  • mahkum etmek
  • mahkum etmek mecbur tutmak
  • mahkum etmek. find oneself olmak
  • mahkum kimse.
  • mahkumiyet
  • mahkumiyet. carry conviction doğruluğunu belli etmek.
  • mahkûm
  • mahlas
  • mahlep
  • mahluk
  • mahlul
  • mahlut
  • mahlut adultera'tion karıştırma
  • mahlâs
  • mahmil
  • mahmude
  • mahmul
  • mahmur
  • mahmur halde. sleepiness uykulu olma hali.
  • mahmurluk gideren içki. eye rhyme imlâsı kafiyeli olup sesçe tam kafiyeli olmayan: move
  • Mahmut
  • mahmuz
  • mahmuz çiçeği
  • mahmuza benzer sivri odun parçası
  • mahmuzcu
  • mahmuzla dürtmek
  • mahmuzla kesmek. spurgear
  • mahmuzlamak
  • mahmuzlu kız kuşu
  • mahmuzlu çinte
  • mahpus
  • mahpus.
  • mahpusluk
  • mahrem
  • mahrem olarak söylemek
  • mahrem.
  • mahremiyet
  • mahreç
  • mahrukat
  • mahrum
  • mahrum bırakılmış.
  • mahrum etme veya edilme.
  • mahrum etmek
  • mahrum etmek abridgement kısaltma
  • mahrum etmek.
  • mahrum etmek. cut out kesip çıkarmak
  • mahrum etmek. di- vestiture
  • mahrum olma
  • mahrum olmak
  • mahrum olmak. go without saying söz götürmemek
  • mahrum.
  • mahrumiyet
  • mahrumiyet içinde yaşayan azınlık mahallesi
  • mahrumiyet.
  • mahsul
  • mahsul devşirmek. harvest home harman sonu
  • mahsul toplamak
  • mahsul vermek
  • mahsul vermek. teem'ing bol bol
  • mahsul.
  • mahsuldar
  • mahsuldar. fruitfully verimli olarak. fruitfulness verimlilik
  • mahsulsüz
  • mahsus
  • mahsus olmak
  • mahsus yapılmış
  • mahsus.
  • mahsûldar
  • mahun
  • mahun cevizi.
  • mahvedici
  • mahvetme
  • mahvetmek
  • mahvetmek yok etmek eradica'tion yok etme. erad'icator kökünden söken ve yok eden kimse veya şey.
  • mahvetmek.
  • mahvetmek. blast furnace maden eritme ocağı. at full blast tam süratle.
  • mahvetmek. lie low saklanmak
  • mahvetmek. shoot up hızla büyümek
  • mahvolma
  • mahvolma sebebi.
  • mahvolmak
  • mahvolmak.
  • mahvolmak. go to the wall altta kalmak
  • mahvolmak. lobster pot ıstakoz sepeti.
  • mahvolmaya mahkûm.
  • mahvolmuş
  • mahzen
  • mahzen.
  • mahzun
  • mahzun etmek
  • mahzun.
  • mahzur
  • mahzurlu
  • mahzurlu görmek
  • mahâhretli
  • mahçup olmak
  • mahşer
  • Mahşer Günü
  • mahşer günü. pay day maaş günü. solar day yirmi dört saat. some day bir gün
  • Mahşerin Dört Atlısı
  • Maine
  • Mainz
  • maiyet
  • maiyet. dance in attendance on üzerine titremek.
  • maiyete tayin etmek
  • maiyetinde bulunmak
  • maişet
  • maişet. daily double at yarışlalarında çifte bahis.
  • majeste
  • Majeste.
  • majesteleri
  • majistral
  • majuskül. dead letter hükmü kalmamış kanun
  • majör
  • majüskul
  • majüskül
  • majüskül harf
  • mak
  • makadam
  • makak
  • makale
  • makalenin ilk cümleleri
  • makam
  • makama geçirtmek
  • makamından geçici olarak mahrum etmek
  • Makao
  • makara
  • makara veya vinç ile kaldırmak
  • makara üstüne sarılmış iplik veya tel
  • makara şeklindeki şey
  • makaraya sarmak.
  • makarayı tutan vincin iki kolu.
  • makarna
  • makarna.
  • makaron
  • makas
  • makas alma
  • makas göbeği
  • makas veya zamk kullanmaksızın kâğıt bükerek Japon usulü hayvan şekilleri yapma sanatı.
  • makaslama
  • makat
  • makat.
  • makatla ilgili.
  • makber
  • makbul
  • makbul be acceptable makbule geçmek.
  • makbul olmayan
  • makbul. gratefully minnetle
  • makbule geçen
  • makbule geçme.
  • makbule geçmek
  • makbuz
  • makbuz vermek
  • make a fire ateş yakmak
  • Makedon
  • Makedonca
  • Makedonya
  • Makedonya Cumhuriyeti
  • Makedonya dili
  • Makedonya ile ilgili.
  • Makedonya. Macedonian Makedonyalı
  • Makedonyalı
  • maket
  • maketler
  • maki
  • makina
  • makina bıçağı
  • makina gibi
  • makina gibi çalışan herhangi bir şey
  • makina gürültüsü
  • makina ile imal etmek veya şekil vermek. machine gun makinalı tüfek
  • makina ile yapılmış
  • makina ilmi
  • makina kısmının yana doğru hareket sahası
  • makina odası . fire engine itfaiye arabası
  • makina tertibatı
  • makina ustası
  • makina veya aletle yapılmış
  • makina yağlamasında kullanılan yağlı karışım
  • makinalar
  • makinalarda birtakım kolaylıklar sağlayan kısımlar
  • makinalı oyma testeresi. jigsaw puzzle oyma testeresi ile kesilmiş tahta parçalarından ibaret bilmece.
  • makinalı oyma testeresi. scrollwork tomar şeklinde süs
  • makinanın iki demir parçasını birbirinden ayrı tutan cıvata.
  • makinanın işleme kabiliyeti
  • makinaya ait
  • makinaya veya alete ait
  • makinayla ilgili
  • makine
  • makine dili
  • makine elemanı
  • makine ile tohum ekmek.
  • makine mühendisi
  • makine mühendisliği
  • makineci
  • makinelerin üzerindeki koruyucu metal kapaklar
  • makineli tabanca
  • makineli tüfek
  • makinist
  • makinist.
  • makinistlik.
  • makrama
  • makreme
  • makro
  • makroekonomi
  • makrome
  • makromolekül
  • maksadı olmak
  • maksadına hizmet etmek. to good purpose iyi netice vererek
  • maksat
  • maksatll
  • maksatlı
  • maksatlı. studiedly maksatla
  • maksatsız
  • maksatsız. purposely kasten
  • maksatsız. take aim nişan almak.
  • maksi
  • maksimal
  • maksimum
  • makul
  • makul düşünen
  • makul düşünüş.
  • makul olarak.
  • makul olarak. sane'ness akıllılık.
  • makul olmak. hold with aynı fikirde olmak
  • makul olmak. make sense out of mana cıkarmak. out of his senses aklı başından gitmiş
  • makul olmayan
  • makul olmayan . unwisely akılsızca.
  • makul olmayış. unreasonably mantıksızca.
  • makul. comprehension anlayış
  • makul. feasibleness
  • makul. sane'ly akıllıca
  • makyaj
  • makyaj kalemi
  • makyaj yapmak
  • makyaj yapmak.
← PreviousPage 2 of 18Next →