LexiTurk← Dictionary

Turkish words: M

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • makyaj. paintbox boya kutusu. paint brush boya fırçası.
  • makyajlı
  • makyajsız
  • makyör
  • makyöz
  • mal
  • mal alıp stok etmek.
  • mal bulanındır
  • mal etme.
  • mal etmek
  • mal ile doldurmak
  • mal olmak
  • mal sahibi
  • mal sahipleri
  • mal sahipliğine ait
  • mal satmak veya satışa çıkarmak
  • mal ve hizmetler
  • mal yığmak
  • mal.
  • mal. richly zengince
  • mala
  • malahit
  • malaka
  • malalamak
  • malapafta. screw up sıkıştırıp düzeltmek
  • malarya
  • malarya. marsh gas bataklıktan çıkan metan gazı. marsh grass gö1otu. marsh hen su tavuğu
  • Malatya
  • Malavi
  • Malavi Cumhuriyeti
  • Malavili
  • Malay dili
  • Malaya adalarında erkek ve kadınların giydiği eteklik ve kumaşı.
  • Malaya dili
  • Malaya yarımadası veya ahalisine ait
  • Malaya-Polinezya dili
  • Malayalam
  • Malayalam dili
  • Malayall
  • Malayca
  • malca
  • Maldivce
  • Maldivler
  • Maldivler Cumhuriyeti
  • Malezya
  • Malezya ırkına mensup
  • Malezya.
  • Malezyalı
  • malgama
  • Malgaş
  • Malgaşça
  • Mali
  • mali aldanma
  • Mali Cumhuriyeti
  • mali durum
  • mali işler
  • mali işlere ait. economic man iktisadi insan
  • Mali Prefecture
  • mali teşebbüslere sermaye yatırmak veya temin etmek. financial mali. financial engagements mali taahhütler
  • mali vasıtalar
  • mali yardım
  • mali yıl
  • mali. fiscal year mali sene.
  • malik
  • malik asit
  • malik olan
  • malik olma
  • malik olmak
  • malik olmamak
  • malikane
  • malikâne
  • Malili
  • maliye
  • maliye dairesi
  • maliye politikası
  • maliye vekâleti
  • maliyeci
  • maliyet
  • maliyet. bring to book sorumluluğu birisine yükleyerek hesap sormak. by the book resmen
  • maliyet. prime meridian baş meridyen. prime minister başbakan. prime mover ana kuvvet. prime number asal sayı.
  • maliyetin azaltımı
  • malla
  • malmalzeme
  • malt
  • malt ihtiva eden.
  • malt veya malt özü ile terbiye etmek
  • Malta
  • Malta Cumhuriyeti
  • Malta dili
  • Malta eriği
  • Malta humması
  • Malta Malta fever Malta humması.
  • Malta taşı
  • Maltaca
  • maltaeriği
  • Maltalı
  • maltoz
  • Maltız
  • malul kılmak
  • malul olmak
  • malul. mentally handicapped geri zekâlı. the handicapped sakatlar
  • maluliyet.
  • malum
  • malum olma
  • malum olmak
  • malum. knowable bilinmesi mümkün
  • malumat
  • malumat edinmek
  • malumat veren kimse.
  • malumat vermek. be acquainted with tanımak
  • malumat. be in the know malumatı olmak
  • malumatlı
  • malumatı olan
  • malumatı olmadan. in three months uç aya kadar
  • malumatı olmak
  • malzeme
  • malzemesini vermek
  • malç
  • Malé
  • malûliyet
  • malûmatı olan
  • malı
  • malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi
  • malın mevcudunu hesap etmek
  • malını veya canını tehlikeye atmak.
  • mama
  • mamafih
  • mamafih just the same buna rağmen
  • mamafih.
  • mamografi
  • mamul
  • mamulat
  • mamulât
  • mamur
  • mamur bir hale getirmek askeri gücü takviye etmek
  • mamur olmak
  • mamut
  • Man
  • Man Adası
  • man! Man
  • mana
  • mana vermek
  • mana vermek.
  • mana çıkarmak
  • mana. inter' pretative izah edici
  • Managua Departmanı
  • Managua şehri
  • manalı
  • manalı imalı
  • manalı olarak.
  • manalı. meaningless anlamsız
  • manalı. pointedly manalı olarak
  • Manama
  • Manasdır
  • Manastır
  • manastır kilisesi.
  • manastır sistemine bağlı olmayan
  • manastır. monaster'ial manastıra ait.
  • manastıra ait bina veya binalar
  • manastıra veya manastır hayatına ait
  • manastırda baş rahip
  • manastırda baş rahip. priorate
  • manastırın baş rahibi.
  • manasına gelmek
  • manasına getirmek
  • manasını anlamak
  • manasını izah etmek
  • manasını kavramak. not give a hang aldırmamak
  • manasız
  • manasız gösteriş.
  • manasız iş.
  • manasız olarak. pointlessness anlamsızlık
  • manasız.
  • manasız. a vain hope boş ümit . in vain boş yere
  • manasız. insane asylum tımarhane. insane person deli kimse. insanely delicesine. insanity delilik
  • manasızca
  • manasızlık
  • manasızlık.
  • manat
  • manav
  • manav.
  • manaya gelmek
  • Manchester
  • Manchester Parish
  • mancınık
  • manda
  • manda altındaki bölge. in trust himayesinde
  • manda lina liköru
  • mandal
  • mandalina
  • mandalina rengi
  • mandallamak
  • mandallamak veya mandallanmak. latchkey kapı mandalını açacak anahtar
  • mandalını açmak
  • Mandarin
  • mandater
  • mandolin
  • mandolin.
  • mandıra
  • mandıra ürünleri
  • mandıracı
  • mandıracılık
  • manej
  • manen ve maddeten düşmek
  • manet
  • manevi
  • manevi aşk
  • manevi baba .
  • manevi baba veya ana
  • manevi bağ
  • manevi güç
  • manevi güç. on the strength of -e güvenerek.
  • manevi zaaf. human frailty kolayca günah işleyebilme eğilimi
  • manevi.
  • manevilik
  • maneviyat
  • maneviyatı kırılmış
  • manevra
  • manevra sahası. sea rover korsan veya korsan ge misi. sea salt deniz tuzu. sea serpent deniz yılanı
  • manevra yapmak
  • manevra.
  • manga
  • mangal
  • mangal kömürü
  • mangal yapmak
  • mangan
  • manganez
  • manganez. manganese steel manganezli sert çelik.
  • manganin
  • mangiz
  • mango
  • mangrov
  • Mangrov tuygunu
  • mangır
  • Manhattan
  • Manhattan adası
  • mani
  • mani olma
  • mani olmak
  • mani olmak.
  • mania
  • Manicilik
  • manidar
  • manidarlık
  • manifesto
  • manifesto. bill of rights insan hakları beyannamesi. bill of sale satış bordrosu
  • manifestoda göstermek
  • Manihaizm
  • manik
  • manik depresyon
← PreviousPage 3 of 18Next →