Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- M.K.S. birim sistemi
- ma
- maalesef
- maalesef .
- maarif
- maatteessüf
- maaş
- maaş günü
- maaş vermek
- maaş veya ücret bordrosu
- maaş veya ücretin verildiği gün.
- maaş. wages ücret
- maaşlann toplamı.
- maaşlı
- maaşlı hususi araba söförü
- mabaduttabiyye
- mabet
- mabet ağacı
- mabet şövalyesi
- mabeyinci
- mablak
- mablak.
- mabude
- mabut
- Macar
- Macar dili
- Macar ördeği
- Macarca
- Macaristan
- Macaristan Cumhuriyeti
- Macaristan halkından.
- Macaristan.
- Macaristanlı
- Macarların tas kebabı
- Macarlık
- Macau S.A.R.
- macera
- macera romanı
- macera romanı yazmak
- macera.
- maceracı
- maceracılık
- maceraperest
- maceraperest adam
- maceraperestlik
- maceraperestlik.
- macun
- macun kıvamında
- macuna
- macuna benzer madde
- Madagaskar
- Madagaskar Adası
- Madagaskar atmacası
- Madagaskar Cumhuriyeti
- Madagaskar jasanası
- Madagaskar peçeli baykuşu
- Madagaskar sorguçlu aynağı
- Madagaskar tuygunu
- Madagaskar çamurcunu
- Madagaskarlı
- madalya
- madalya kazanan kimse.
- madalya veya para üzerinde olan yazı.
- madalya yapan kimse
- madalya.
- madalyalı
- madalyon
- madalyon.
- madam
- Madarasz kaplan papağanı
- madde
- madde bağımlılığı
- madde imi
- madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasyyla bir kimseyi dava etmek
- maddeci
- maddecilik
- maddecilik.
- maddeler halinde belirtmek
- maddeler halinde tertip etmek
- maddenin halleri
- maddenin hâli
- maddenin hâlleri
- maddesinde. yell one's head off şiddetle ve durmadan azarlamak .
- maddeye ait
- maddi
- maddi imkân
- maddi olmayan.
- maddi teminat
- maddileşme
- maddileşmek
- maddilik
- maddiyet
- Madeira Adaları
- madem
- madem ki
- madem ki. in the dark karanlıkta
- madem öyle diyorsun
- madem.
- mademki
- mademki.
- maden
- maden araştırmak. in prospect beklenen
- maden arıtmada kullanılan pota
- maden baskı kalıbı
- maden cevheri
- maden cevherini ayırma işinde kullanllan demir tava
- maden cevherini yıkamak
- maden cürufu
- maden damarı
- maden damarına ait belirti
- maden filizi
- maden filizi ayıldıktan sonra kalan kir
- maden filizini ezmeye mahsus tokmak
- maden hâsıl eden .
- maden işletmek
- maden işçisi
- maden kazma
- maden kuyusu
- maden kömürü
- maden kömürü. cut diamond işlenmiş elmas. rose diamond roza
- maden kırpıntısı
- maden levha üstüne sürülen ve işlenmeyecek kısımları muhafaza eden yapışkan terkip
- maden ocaklannda hat.
- maden ocaklarında raylar üzerinde işleyen sandık şeklinde araba
- maden ocaklarında toprağın düşmesini engelleyici duvar
- maden ocağı
- maden ocağına hava veren boru.
- maden sodası
- maden sodası. washing soda çamaşır sodası.
- maden suları bulunan yer
- maden suyu
- maden suyu kaynağı
- maden tasfiyecisi
- maden tuzu
- maden uzmanı. metalize maden haline koymak
- maden v.b.'nden yapılmış kabartma süs
- maden vb'ni işletmek için devletin arazisinde hak talep etme. clalm for damages tazminat davası
- maden veya topraktan yapılmış yuvarlak kap
- maden yatağı
- maden yolunun dar başı
- maden zifti
- maden zifti ile kum veya çakıl taşını karıştırarak yol yapımında kullanılan malzeme
- maden özelliğini vermek.
- maden üçlü golf sopası
- madenci
- madencilik
- madenden yapılmış
- madene benzer
- madeni
- madeni eşya
- madeni levha
- madeni levha kaplama
- madeni levha veya rozet.
- madeni levhaları hakketmek için kullanılan nitrik asit
- madeni para
- madeni para bastırmak
- madeni paranın kenanndaki tırtıllar. milling machine freze makinası.
- madeni tasfiye için eritmek
- madeni yağ
- madenin yassı damarı
- madenle kaplamak
- madenlerde kullanılan atlı vinç
- madenlerin kaynayıp birleştiği yer
- madenli
- madensel
- madensel madde
- madenî
- madenî para
- madenüs
- Madhya Pradesh
- madlen
- Madrid
- Madrid.
- madun
- madırga
- maestoso
- mafsal
- mafsal dokularında görülen habis tumor.
- mafsal ile birletirmek
- mafsallarla bitişmek.
- mafsallı
- mafsalın burkularak incinmesi
- mafya
- mafya babası
- maganda
- magara
- magaralarda veya tepelerde bulunduğu farzolunan dev veya cüce.
- magazin
- Magdalalı Meryem
- Magdalena
- magma
- magnezit
- magnezyum
- magnezyum sülfat
- magnezyum sülfatı
- magri
- Magribi
- mah
- mahal
- mahal mevzi
- mahalle
- mahalle bakkalı
- mahalle baskisi
- mahalle papazı. secularly layikçe.
- mahalleli
- mahalli
- mahalli olarak.
- mahallî
- Mahallî Yıldızlararası Bulut
- Maharaştra
- maharet
- maharet gerektiren. skilled trades maharet gerektiren meslekler.
- maharet gösteren olay. feat of arms kahramanca iş.
- maharetle yapılmış. ingeniously maharetle
- maharetli
- maharetli iş
- maharetsiz
- maharetsizlik
- mahcubane. sheepishness mahcubiyet
- mahcubiyet
- mahcubiyet.
- mahcubâne. coyness mahcubiyet
- mahcup
- mahcup etmek
- mahcup etmek karmakarışık bir hale sokmak
- mahcup olmak
- mahcup olmuş.
- mahcup.
- mahcupetmek. confusion şaşkınlık
- mahcupluk
- mahcur
- mahdut
- mahdut olma
- mahfaza
- mahfe
- mahfuz
- mahir
- mahirane.
- mahirâne
- mahiyet
- mahiyetinde
- mahkeme
- mahkeme binası
- mahkeme celpnamesi
- mahkeme masrafı.
- mahkeme masrafım tayin etmek
- mahkeme salonu.
- mahkeme veya munazaraya ait
- mahkeme çağrısı
- mahkeme.