Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- mutedil
- muteessir etmek
- muteessir.
- mutemede mal teslim etmek. trusteeship vekillik
- mutemet
- mutemetlik
- mutevazı
- muteşebbis
- mutfak
- mutfak bıçağı
- mutfak dolabı
- mutfak dolabı veya rafı.
- mutfak işleri
- mutfak şefi
- mutfak.
- mutfak. kitchen cabinet mutfak dolabı
- muthiş.
- muti
- mutlak
- mutlak değer
- mutlak güç
- mutlak hakimiyeti elinde tutan kimse
- mutlak koruma alanı
- mutlak sıcaklık
- mutlak sıfır
- mutlaka
- mutlaka.
- mutlaka. in case eğer
- mutlaka. on one' conscience vicdanını rahatsız eden.
- mutlakiyet
- mutlu
- mutlu etmek
- mutlu Noeller
- mutlu paskalyalar
- mutlu son
- mutlu yıllar
- mutluluk
- mutluluk. blissful neşe dolu blissfully neşeyle. blissfulness neşelilik.
- mutlulukla
- mutsuz
- mutsuzluk
- muttarit
- mutualizm
- mutur
- muvacehe
- muvafakat
- muvafakat etmek
- muvafakat etmek accede to the throne cülus etmek
- muvafakat etmek kabul etmek
- muvaffak
- muvaffak kılmak
- muvaffak olamamak
- muvaffak olmak
- muvaffak olmak. make one' mark şöhret kazanmak. miss the mark hedefe isabet et memek
- muvaffak olmak. on the way yol üstünde
- muvaffakiyet
- muvaffakiyetsizlik
- muvaffakıyet
- muvaffakıyetle. successfulness başarılılık.
- muvaffakıyetli
- muvaffakıyetli. successfully başarıyla
- muvaffakıyetsizlik
- muvafık
- muvafık olma
- muvafık olmamak
- muvafık. advisabil'ity
- muvafık. pertinencecy ilgi
- muvakkat
- muvakkaten
- muvakkaten bir evde oturmak
- muvakkaten kurtarış
- muvakkatlik..
- muvazene
- muvazene sağlamak
- muvazene temin etmek
- muvazene. stableness sabitlik
- muvazeneli
- muvazeneli olmak.
- muvazeneli. be well balanced denk gelmek
- muvazenesiz
- muvazenesizlik
- muvazi
- muvazzaf
- muvfâfık
- muvâfık
- muz
- muz cumhuriyeti
- muz esası bassoda bulunan
- muz hevengi
- muz kabuğu
- muzaffer
- muzaffer. victoriously zaferle.
- muzafferiyet
- muzakere etmek
- muzari
- muzehhip
- muzgiller
- muzip
- muzip. maliciously bile bile
- muziplik
- muziplik etmek
- muzla yapılmış dondurmalı tatlı
- muzır
- muzır adam
- muzır.
- muzırlık
- Muğla
- muğlak
- muğlak. ambiguously muğlak olarak. ambiguousness muğlâklık.
- muğlak. vague'ly müphem şekilde
- muğlaklık
- muğlaklık.
- muğlalık
- muğlâklık
- Muş
- muşamba
- muşkul.
- muşmula
- muşmula suratlı
- muşta
- muşta ile vurmak
- muşta vurmak
- muşta vuruşu
- muştu
- Myanmar
- Myanmar Birliği
- Myanmarlı
- MYB
- myokardit
- mythical efsane kabilinden
- mâhir
- mâkul
- Mâlikîlik
- mâni
- mâni olan.
- mâni olmak
- mâni olmak.
- mâni olmak: şaşırtmak
- mâni.
- mânia
- mânia koymak
- mânia: nazlanma
- mârifetli
- Mâtürîdîlik
- MÖ
- möble
- mönü
- möö
- möölemek
- Mûsâ
- Mûsâlar
- mü
- mü- nasebetsizlik
- mübadele
- mübadele etmek
- mübadele usulü ile alışveriş etmek
- mübahase
- mübalağa
- mübalağa etmek
- mübalağa.
- mübalağacı
- mübalağalı
- mübalağalı ifade kullanma. hyper'bolize mü- balağalı ifade kullanmak
- mübalağasız
- mübalâğa
- mübalâğa etmek
- mübalâğalı
- mübarek
- mübarek kılmak
- mübarek. Holy Father Papa. Holy Ghost
- mübarekdikeni
- mübayaa
- mübayaa etmek
- mübayenet
- mübaşir
- mübelliğ
- mücadele
- mücadele alanı
- mücadele alanı.
- mücadele etmek
- mücadele etmek. beyond dispute münakaşa kabul etmez
- mücadele ile ilerlemek.
- mücadele ruhu olan kimse
- mücadele.
- mücadele. wrestler pehlivan
- mücadeleci
- mücadeleci kimse
- mücadeleden vaz geçmek
- mücadeleye davet
- mücadeleyi kaybedecek durumda olan kimse
- mücahid
- mücahit
- mücahitler
- mücazat
- mücbir sebep
- mücellit
- mücellithanede kullanılan pamuk takviye bezi
- mücerret
- mücerret adet. in the abstract kuramsal olarak. abstractly soyut olarak.
- mücessem
- mücevher
- mücevher kutusu
- mücevher yuvası
- mücevher. preciously değerli surette
- mücevherat
- mücevherat satıcısı. jewelry
- mücevherat.
- mücmel
- mücrim
- mücrim.
- mücrimler
- mücrimlik
- mücâdeleci
- müdafaa
- müdafaa eden kimse
- müdafaa edilebilir
- müdafaa etmek
- müdafaa etmek.
- müdafaası imkânsız
- müdafaası kabil
- müdafaasız
- müdafi
- müdafi kimse
- müdafi. back to back arka arkaya
- müdahale
- müdahale etmek
- müdahale.
- müdavim
- müddeiumumi.
- müddeiumumi. brigadier general tuğgeneral. full general orgeneral. in general genel olarak
- müddet
- müddeti hitama ermek
- müddeti olmayan
- müddeti uzatmak
- müddetince
- müddetine kadar
- müddetini tamamlamak
- müddetli
- müddetçe
- müdrik
- müdrir
- müdür
- müdür olmak
- müdüre
- müdüriyet
- müdürler kurulu
- müdürler kurulu üyesi
- müdürlük
- müdürlük. director'ial idareye ait.
- müebbet