LexiTurk← Dictionary

Turkish words: M

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • müellif
  • müelliflik
  • müessese
  • müessese sahibi
  • müessir fiil
  • müessir impressively tesir edici bir şekilde
  • müessir. affectingly müessir şekilde
  • müessiriyet
  • müeyyidat
  • müeyyide
  • müeyyideler
  • müezzin
  • müfekkire
  • müfessir
  • müfettiş
  • müfettiş.
  • müflis
  • müflisin malınl bir vekile emaneten teslim ve havale
  • müfredat
  • müfredat defterine geçirmek
  • müfredat dışı
  • müfredat programı
  • müfredat programı. curriculum vitae hal tercümesi.
  • müfret
  • müfreze
  • müfreze muharebesi
  • müfreze çarpışması
  • müfreze. squad car telsizli polis devriye arabası. football squad futbol takımı.
  • müfrit
  • müfrit kimse.
  • müfrit. unreasonableness mantıksızlık
  • müfsit
  • müftü
  • müge
  • mühendis
  • mühendis sıfatıyla inşa etmek
  • mühendislik
  • mühendislik felsefesi
  • mühendislik yönetimi
  • mühim
  • mühim kimse.
  • mühim. historic character tarihi şahsiyet. historic method tarihsel yöntem. historic moment dönüm noktası
  • mühimmat
  • mühlet
  • mühlet vermek
  • mühleti uzatmak.
  • mühre
  • mührelemek
  • mührüsüleyman
  • mühür
  • mühür mumu
  • mühür veya damga basmak
  • mühürlemek
  • mühürlü
  • mühürlü imtiyaz
  • mühürlü mum veya kurşun parçası
  • mühürlü. under the seal of secrecy gizli tutmak kaydıyle.
  • müjde
  • müjdeci
  • müjdeci .
  • müjdelemek
  • mükafat
  • mükafat olarak verilen kâse. loving-kindness şefkat
  • mükafata 1ayık
  • mükafata 1ayık olmak. deservedly hakkıyla
  • mükafatlandırmak
  • mükafatı hak etme. He got his deserts. Hak ettiğini buldu.
  • mükellef
  • mükellef addetmek
  • mükellef olmayan kimse: muaf tutmak
  • mükellef çay ziyafeti. high tide kabarma
  • mükellefiyet
  • mükemmel
  • mükemmel kimse veya şey
  • mükemmel olarak. perfectness mükemmellik
  • mükemmel olduğu kabul edilen örnek
  • mükemmel şekilde
  • mükemmel. faultIessly kusursuz bir şekilde
  • mükemmel. hairi ness tüylülük
  • mükemmel. prize fight mükâfatlı boks.
  • mükemmelen
  • mükemmelen.
  • mükemmelen. faultlessness kusursuzluk
  • mükemmeliyet
  • mükemmeliyetçi
  • mükemmelleştirici surette.
  • mükemmelleştirmek
  • mükemmellik
  • mükemmellik.
  • mükerrer
  • mükerrer ateşli tabanca
  • mükerreren.
  • mükrim
  • mükrim. big shot
  • müktesep. acquired characteristics doğuştan olmayıp sonradan kazanılan özellikler.
  • mükâfat
  • mükâfat veya ceza verme
  • mükâfatlandırmak
  • mükâfatını vermek
  • mükâleme
  • mülahham
  • mülakat
  • mülakat yapmak
  • mülakeme
  • mülayim
  • mülayimleştirmek
  • mülayimlik.
  • mülhak
  • mülhak arazi
  • mülhakat
  • mülhid
  • mülk
  • mülk sahibi
  • mülk ve tahvil gibi eldeki değerler
  • mülke tam sahip olmak. retaining fee avukata peşin olarak ödenen ücret.
  • mülkiyet
  • mülkiyet hakkı
  • mülkiyet ifade eden
  • mülkiyet, aidiyet
  • mülteci
  • mültefit
  • mültimilyoner.
  • mülâhaza
  • mülâhaza etmek
  • mülâkat
  • mülâyim
  • mülâyimleşmek
  • mülâyimleştirmek
  • mümasil
  • mümbit
  • mümbitleştirme
  • mümbitlik
  • mümessil
  • mümessillik
  • mümeyyiz
  • mümin
  • mümkün
  • mümkün kılma
  • mümkün kılmak
  • mümkün mertebe
  • mümkün olan şey
  • mümkün olduğu kadar azaltmak veya ufaltmak
  • mümkün olduğu kadar yakın bir zamanda.
  • mümkün olduğunca çabuk
  • mümkünat
  • mümkündür ki.
  • mümtaz
  • mümtaz olmak
  • mümtaz oluş.
  • mümtaz şahsiyet
  • mümtaz şair
  • münacat
  • münafık
  • münakalat
  • münakalât
  • münakaşa
  • münakaşa edilebilir.
  • münakaşa edilen
  • münakaşa etmek
  • münakaşa götürmez
  • münakaşa götürür.
  • münakaşa kaldırmaz
  • münakaşa tarzında.
  • münakaşa.polemics münakaşa sanatı
  • münakaşacı
  • münakaşalı
  • münakaşalı. polemically tartışma şeklinde
  • münakaşaya ait
  • münakaşayı seven kimse
  • münasebet
  • münasebet tesis etmek
  • münasebet.
  • münasebeti olan
  • münasebeti olmak
  • münasebeti olmayan. take place vaki olmak
  • münasebetini kesmek
  • münasebetiyle. without reference to hesaba almayarak.
  • münasebetsiz
  • münasebetsiz şey
  • münasebetsiz şey. impertinently terbiyesizce
  • münasebetsiz. inappropriately yakışık almaz bir şekilde. inappropriateness uygunsuzluk
  • münasebetsiz. incongruously uygun olma yarak .
  • münasebetsiz. unbecomingly uygunsuz bir şekilde.
  • münasebetsizlik
  • münasebetsizlik.
  • münasip
  • münasip görmek
  • münasip olmak
  • münasip olmak.
  • münasip olmak. fall in love âşık olmak. fall in with rast gelmek
  • münasip oluş
  • münasip vakitte. timeliness vakitlilik.
  • münasip. applicabil'ity uygulanabilme
  • münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly uygun bir şekilde
  • münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly uygun bir şekilde yerinde. aptness uygun oluş
  • münasip. beseemingly yakışır şekilde.
  • münasip. commensurately uygun bir öIçü ile.
  • münasip. sufficiently kâfi derecede.
  • münasip. take amiss gücenmek.
  • münasip: doğru
  • münavebe
  • münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek
  • münavebeli
  • münazaa.
  • münazaalı
  • münazara
  • münbit
  • müneccim
  • müneccim gibi yıldızlara bakma
  • müneccimlik
  • münekkit
  • münevver
  • münevver kimse
  • münevver. cultiva
  • münevver. cultured pearl üretilmiş inci
  • münevver. enlightenment ilim
  • münevverlik
  • münferit
  • münferit olarak
  • münhal
  • münhani
  • münhasıran.
  • Münih
  • Münih.
  • münkir
  • müntahabat
  • münteda
  • müntehir
  • münzevi
  • münzevi adamın hücresi
  • münzevi kimse
  • münzevi kimse. monk hood keşişlik
  • münzevi kimse. solitary confinement hücre hapsi.
  • münşi
  • müphem
  • müphem surette
  • müphem.
  • müphemiyet
  • müphemlik
  • müphemlik.
  • müptela
  • müptela kimse
  • müptela olmak
  • müptelâ
  • müptelâ kimse
  • müptelâ olmak
  • müptelâsı.
  • mür
  • müracaat
  • müracaat eden kimse
← PreviousPage 16 of 18Next →