LexiTurk← Dictionary

Turkish words: M

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • muhtaç
  • muhtaç kimselere yiyecek
  • muhtaç olmak
  • muhtaç. hard water kireçli su. a hard bargain çekişe
  • muhtelif
  • muhtelif aletlerin uzunca
  • muhtelif tonlarda ses çıkaran çanlar
  • muhtelit
  • muhtemel
  • muhtemel müşteri
  • muhtemel olmayan
  • muhtemel şey. in all probability her ihtimale göre. What are the probabilities? Tahminler nedir?
  • muhtemel. prospectively ileride
  • muhtemel. It is more than probable... Büyük bir ihtimalle... probably belki de
  • muhtemelen
  • muhtemelen.
  • muhtemelen. suspiciousness şüpheli oluş.
  • muhterem
  • muhteris
  • muhteriz
  • muhteva
  • muhtevadan çıkarılan delil. turn state' evidence suç ortağı aleyhine ifade vermek.
  • muhteviyat
  • muhteşem
  • muhteşem ev
  • muhteşem.
  • muhtıra
  • muhtıra defteri.
  • muisait olmayan
  • mujik
  • mukabele
  • mukabele etmek
  • mukabele etmek.
  • mukabele gibi. responsively hevesli olarak. responsiveness heveslilik.
  • mukabele.
  • mukabelede bulunmak
  • mukabil
  • mukabil harekette bulunmak
  • mukabil kuvvet
  • mukabil teklif
  • mukabil.
  • mukabil: aksi yolda
  • mukaddem
  • mukaddeme
  • mukadder
  • mukadder olan şey.
  • mukadderat
  • mukaddes
  • mukaddes kutsal
  • Mukaddes Kâse
  • mukaddes olmayan
  • mukaddes tutmak.
  • mukaddes.
  • mukaddesatçılık
  • mukaddeslik.
  • mukafat
  • mukallit kimse
  • mukarenet
  • mukarnes
  • mukarrer
  • mukarrer. definitively kesinlikle
  • mukavele
  • mukavele yapan kimse
  • mukavelename
  • mukaveler bono
  • mukavemet
  • mukavemet edilemez
  • mukavemet etmek
  • mukavemet gücü
  • mukavemetle
  • mukavemetli
  • mukavemetsiz
  • mukavemetsizlik
  • mukavim
  • mukavim oluş.
  • mukavva
  • mukavva kutu.
  • mukayese
  • mukayese edilebilen herhangi bir şey
  • mukayese edilemeyecek kadar üstün.
  • mukayese edilemez. in comparably kıyas kabul etmez surette.
  • mukayese etmek
  • mukayeseli
  • mukayyet olmak
  • mukbang
  • mukim
  • mukim olmak abide by sebat etmek
  • mukoza
  • mukoza mucosity balgam gibi yapışkanlık.
  • muktedir
  • muktedir kılmak
  • mukus
  • mukâfat
  • mulga papağanı
  • multifazik hap
  • multiişlevsel enzim
  • multikültüralizm
  • multimedya
  • multimilyarder
  • multimilyoner
  • multinodüler
  • multipar
  • multipl skleroz
  • mulâhaza
  • mulâyim
  • mum
  • mum ağacı
  • mum boya
  • mum boya ile resim yapmak.
  • mum boya ile yapılan resim
  • mum dibi
  • mum fitilinin yanık ucu. snuff out mum makası ile söndürmek
  • mum fitilinin yanık ucunu kesmek
  • mum kavanozu
  • mum makası
  • mum palmiyesi
  • mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.
  • mum çiçeği
  • mum ışığı
  • mum ışığı.
  • muma benzer
  • Mumbai
  • mumcu
  • mumdan yapılmış
  • mumlamak
  • mumlu kâğıt
  • mumluk
  • mumya
  • mumyalamak
  • munakaşa edilebilir
  • munakaşacı
  • munasebeti olmayanş
  • munasebetsiz
  • munasip
  • munasip olma. tight fit sıkı geçme. fit out ihtiyacını temin etmek
  • munasip oluş
  • munazara
  • muneccim.
  • muneccimlik
  • munevverlerce makbul olmayan ifade tarzı
  • munhasır kılmak. limitable sınırlanabilir.
  • munis
  • munis.
  • muntazam
  • muntazam adımla yürüyüş
  • muntazam yığın
  • muntazam.
  • muntazam. harmoniously ahenkli olarak
  • muntazaman. steadiness metanet
  • munzam
  • muphem
  • muptela olmak.
  • murabaha
  • murabahacı
  • murabahacılık
  • murabba
  • muradına erme
  • murafaa
  • murahhas
  • murahhaslık
  • murai doub letree çift atlı arabada terazi. see double çift görmek sleep double bir yatakta iki kişi yatmak.
  • murakabe
  • murakıp
  • murat
  • murat etmek
  • murat etmek.
  • murdar
  • murdar etmek
  • murdar hale getirmek
  • murdar. nasty blow ağır darbe
  • murdarlık
  • murdarlık.
  • murt
  • mus
  • Musa
  • Musa şeriatı
  • Musa'ya ait
  • musakka
  • Musalar
  • musalla
  • musallat olma. visitatorial teftişe ait.
  • musallat olmak
  • musamaha
  • musamahasız
  • musamere
  • musandıra
  • musavat
  • Musevi
  • Musevi din lideri. Grand Rabbi hahambaşı. rabbinate hahamlık
  • Musevi dininde aşıklar bayramı .
  • Musevi dininde sünnet
  • Musevi olmayan
  • Musevi takviminde Eylül ayı.
  • Museviler.
  • Musevilerce cumartesileri
  • Musevilere ait.
  • Musevilerin dinsel inanç ve ilkeleri.
  • Musevilerin Fısıh bayramı
  • Musevilik
  • Musevilikte Kefalat Günü.
  • mushil: dahili ilaç vermek
  • musi
  • musibet
  • musiki
  • musikişinas
  • muska
  • muskat
  • musluk
  • musluk pompası.
  • musluk suyu
  • musluk takmak
  • musluk.
  • musluktan alınan şey.
  • muson
  • muson yağmuru
  • Mustafa
  • mustahdemler. helper yardımcı
  • mustarip
  • mustatil
  • mustevi
  • Musul
  • mutaassıp
  • mutaassıp kimse
  • mutaassıp. strict'ly tam manasıyla. strict'ness sıkılık
  • mutabakat
  • mutabık
  • mutabık düşmek.
  • mutabık olmak
  • mutajen
  • mutalaa etmek
  • mutant
  • mutasarrıf
  • mutasarrıf. proprietorship mal sahipliği. proprietress mal sahibi kadın.
  • mutasarrıfı olmak
  • mutasavvıf
  • mutasyon
  • mutasyona uğramış
  • mutasyona uğramış hayvan veya bitki.
  • mutat
  • mutat olmayan
  • mutat oluş.
  • muteakıp
  • muteber
  • muteber .effectually etkili bir şekilde
  • muteber kalmak
  • muteber kılmak
  • muteber olma.
  • muteber olmak
  • muteber olmayan.
  • muteber tutmak
← PreviousPage 14 of 18Next →