Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- motorlu araç
- motorlu balon. airsickness uçak yolculuğunda duyulan rahatsızlık
- motorlu kızak.
- motorlu sandal
- motorlu skuter
- motorlu taşıt
- motorlu taşıt yolu
- motorlu tekne
- motorlu testere
- motoru ısıtmak için çalıştırmak
- motosiklet
- motosiklet.
- motosikletçi.
- motto
- mountain.
- mouse pad
- mozaik
- mozaik gibi
- mozaikli.
- mozak
- Mozambik
- Mozambik Cumhuriyeti
- Mozambikli
- mozole
- Moğol
- Moğol cılıbıtı
- Moğol dili
- Moğol ırkına ait Mongo'lia Moğolistan. Mongo'lian Moğol ırkına veya diline ait
- Moğolca
- Moğolca.
- Moğolistan
- Moğolistan'ın başkenti.
- Moğolistanlı
- MP
- MRG
- MS
- mu
- Mu'tezile
- muadele
- muadil
- muadil olan şey
- muadil olma
- muadili olmak.
- muaf
- muaf olan kimse
- muaf olmak
- muaf tutmak
- muaf tutmak. privileged imtiyazlı
- muafiyet
- muafiyetsiz
- muahede
- muallak
- muallakiyet
- muallakta olan
- muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda
- muallim
- muallâk
- muallâkta bırakmak
- muallâkta.
- muallâkıyet
- muamele
- muamele etmek
- muamelesini yapmak
- muamere
- muamma
- muamma gibi tesir etmek
- muamma.
- muammalı
- muammalı.
- muannit
- Muaskar Vilayeti
- muasır
- muattal
- muattar
- muavenet
- muavenet eden
- muavenet etmek
- muavin
- muavin. vice admiral koramiral. vice chairman meclis başkanı yardımcısı. vice chancellor başhakim yardımcısı
- muayene
- muayene eden kimse
- muayene etmek
- muayene veya teftiş etmek.
- muayenehane
- muayenehane açmak.
- muayyen
- muayyen bir kararda kalan
- muayyen zamandan sonra
- muayyen zamanlarda.
- muayyen üslup veya hareket tarzı olan
- muazzam
- muazzam kuvvet veya kabiliyeti olan kimse
- muazzam. hugely muazzam bir şekilde. hugeness irilik
- muazzamlık.
- muazzez
- mubah
- mubahase
- mubalâğa ile.
- mubarek
- mubayaacı.
- mucellit
- mucellâ
- mucez
- mucezlik
- mucibince
- mucibince. compliant uysal
- mucir kimse
- mucit
- mucize
- mucize kabilinden
- mucize kabilinden. supernaturalism doğaüstü olma
- mucize yaratan. miraculously mucize eseri olarak. miraculousness mucize ka bilinden oluş.
- mucuk
- mucur
- mudafaa
- mudi
- mudur
- muessese mağaza
- mufassal
- mufassal. ampleness bolluk
- mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially durumla ilgili olarak. circumstantially durumla ilgili oiuş.
- mufassalan
- mufassalan. largehearted iyi kalpli
- muffin
- muflon
- mugalata
- muganni
- muganniye
- muhabbet
- muhabbet etmek
- muhabbet kuşu
- muhabbet tellâlı kadın simsarı
- muhabbet çiçeği
- muhabbet.
- muhabbetini soğutmak. alienable satılabilir
- muhabbetkuşu
- muhabbetle. fondness sevgi
- muhabere
- muhabere etmek
- muhabir
- muhaceret
- muhacir
- muhacir olmak. immigra'tion hicret
- muhacir. migration göç
- muhaddis
- muhafaza
- muhafaza eden
- muhafaza eden herhangi bir şey
- muhafaza etme
- muhafaza etmek
- muhafaza etmek.
- muhafazakar Protestan
- muhafazakarlık
- muhafazakâr
- muhafazakârlık
- muhafazalı
- muhafazalı taraf
- muhafazalı yer
- muhafazasız
- muhafazasız olma
- muhafazasız.
- muhafiyet
- muhafız
- muhafız alayı
- muhafızlık
- muhakeme
- muhakeme etmek
- muhakeme ile.
- muhakeme kabiliyeti
- muhakeme kabiliyeti olmayan
- muhakeme kullanmadan meydanda olmayan bir şeyi sezme
- muhakeme kuvveti
- muhakeme yeteneği
- muhakeme. argumen'tative tartışmacı
- muhakemesi işleyen
- muhakemesi olmak
- muhakemesiz
- muhakemeye ait
- muhakkak
- muhakkak assuring emniyet veren
- muhakkak reddetmek. take one for granted birinin kıymetini takdir etmeden onun yaptıklarını bir hak diye kabul etmek
- muhakkak.
- muhakkak. preciseness katiyet
- muhakkak. sure'ness katiyet
- muhakkak. unquestionably şüphesiz olarak.
- muhalefet
- muhalefet ederek. adverseness terslik
- muhalefet etmek
- muhalefet mukavemet. in defiance of hiç bırakmayarak
- muhalefet.
- muhalif
- muhalif kimse
- muhalif olarak.
- muhalif olmak
- muhalif partiden biri.
- muhalif.
- muhalif. antagonis'tically muhalefet ederek
- muhalif. dead tired bitkin
- muhaliflik.
- muhallebi
- muhallebi çocuğu
- Muhammed
- Muhammet
- muhammin
- muharebe
- muharebe etmek
- muharip
- muharrem
- muharrer
- muharrik
- muharrik.
- muharrik. excited heyecanlı. excitedly heyecanla. exciting heyecan verici
- muharrir
- muharririn kendi eliyle yazılmış yazı veya müsvedde
- muharrirlik
- muhasamat
- muhasara
- muhasara etmek
- muhasara etmek. lay to atfetmek yüklemek
- muhasara etmek. state of siege kuşatma durumu.
- muhasebe
- muhasebeci
- muhasebeci. bookkeeping muhasebecilik.
- muhasip
- muhasım
- muhatap
- muhatara
- muhatara in danger tehlikede. out of danger tehlikeyi atlatmış.
- muhataralı. dangerously tehlikeli bir şekilde.
- muhavere
- muhayyel.
- muhayyile
- muhbir
- muhbir.
- muhendis
- muhim. momentously mühim olarak
- muhit
- muhit ve tahsili. in the background gözden uzak
- muhit.
- Muhittin
- muhkem
- muhkem hale getirmek
- muhkem olma
- muhlet
- muhrip
- muhtar
- muhtariyet
- muhtasar
- muhtasar olarak
- muhtasaran.