LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • kesme işareti
  • kesme işi
  • kesme kristal. ground glass buzlu cam
  • kesme tahtası
  • kesmek
  • kesmek katletmek
  • kesmek. strike out karalayarak çıkarmak
  • kesmek. suppres'sion baskı
  • kesmez
  • kesmezlik. dully ahmakça
  • kesmik
  • kespetme eğilimi.
  • kespetmek. attainable ulaşılabilir
  • kestane
  • kestane ağacı
  • kestane fişeği
  • kestane göğüslü guguk
  • kestane kabağı
  • kestane kargası
  • kestane rengi
  • kestane rengi olan
  • kestane çamurcunu
  • kestane şekeri
  • kestanecik
  • kestanecik. prostate gland prostat.
  • kestere
  • kestirilemez
  • kestirim
  • kestirip atan
  • kestirme
  • kestirme . take forty winks şekerleme yapmak
  • kestirme mesafe
  • kestirme yol
  • kestirme yoldan gitmek.cut adrift serbest bırakmak. cut and run bırakıp kaçmak
  • kestirmeden gitmek.
  • kestirmek
  • kestirmek.
  • kestirmek: paha biçmek: hesap etmek: hesap
  • kesyap
  • ket
  • ketamin
  • kete
  • keten
  • keten bezi
  • keten kumaş
  • keten kuşu
  • keten tohumu
  • keten ve kenevir liflerini ayırmak için kullanılan tokmak veya makina
  • keten yağı
  • keten çamaşır
  • ketencik
  • ketengiller
  • kethuda
  • kethüda
  • ketmetmek
  • keton
  • kettle
  • ketum
  • ketumiyet
  • ketumluk
  • ketçap
  • ketıl
  • kevaşe
  • kevgir
  • key of G sol perdesi G kls George
  • keyfi
  • keyfi yerinde
  • keyfi yerinde. make good başarmak
  • keyfi yerinde. out of form pek iyi halde olmayan
  • keyfi. arbitrarily keyfi olarak. arbitrariness keyfi hareket.
  • keyfince davranan. capriciously kaprisli davranarak. capriciousness havailik.
  • keyfine bakmak
  • keyfine tabi olmak
  • keyfine tabi. uncertainly tereddütle
  • keyfini bozmak
  • keyfiyet
  • keyfiyete göre.
  • keyfî
  • keyif
  • keyif ehli
  • keyif.
  • keyiflendirici. make merry cümbüş yapmak
  • keyiflendirmek
  • keyiflenmek
  • keyifli
  • keyifsiz
  • keyifsiz. seedily tohuma kaçmış bir şekilde. seediness tohuma kaçma
  • keyifsizlik
  • keyifsizlik.
  • kez
  • keza
  • keza.
  • kezzap
  • kezzap suyu
  • keçe
  • keçe ile kaplamak
  • keçe imal etmek
  • keçe kumaş.
  • keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme
  • keçelenmek. felt carpet keçe halı. felting keçe
  • keçeleşmek
  • keçeye benzer madde
  • keçi
  • keçi mantarı
  • keçi peyniri
  • keçi sakal
  • keçi sakalı
  • keçi söğüdü
  • keçi söğüt ağacı
  • keçi sütü
  • keçi yemişi
  • keçi yolu
  • keçiboynuzu
  • keçisakalı
  • keçisağan
  • keçisedefi
  • keçitırnağı
  • keçiyolu. trail one' coat başına belâ aramak
  • Keçuva dili
  • keş
  • keşfe çıkmak
  • keşfe çıkmış.
  • keşfeden kimse
  • keşfedilen şey
  • keşfedilmemiş
  • keşfetme
  • keşfetmek
  • keşfetmek.
  • keşfetmek. spy out el altından anlamaya çalışmak.
  • keşif
  • keşif balonu
  • keşif kolu
  • keşif yapmak
  • keşif. find expression ifade edilmek
  • keşik
  • keşikleşmek
  • keşiş
  • keşiş akbabası
  • keşiş. monastical manastıra ait. monasticism manastır hayatı veya sistemi.
  • keşişhane
  • keşişleme
  • keşişlemeye doğru. southeasterly keşişlemeye doğru
  • keşişler. monkish keşiş gibi monk' cloth perdelik kaba pamuklu kumaş.
  • keşişlik
  • keşke
  • keşmekeş
  • keşmekeş halinde. double sixes düşes.
  • Keşmir
  • Keşmir yünü
  • Keşmir'de yüksek bir dağ
  • Keşmir.
  • Keşmirce
  • KGAÖ
  • KGB
  • Kharoon
  • Khmer
  • Khmer dili
  • ki
  • ki as...as kadar. so as to see görecek surette
  • ki onun.
  • kibar
  • kibar kadın
  • kibar kimse
  • kibar kimseler arasında revaçta olan. fashionably modaya uygun olarak.
  • kibar söz veya hareket.
  • kibar sınıf hayatı
  • kibar.
  • kibarca
  • kibarlar âlemi
  • kibarllk
  • kibarlık
  • kibarlık taslayan
  • kibarlık taslayan kimse
  • kibarlık ve Şereften uzak olan baş kahraman.
  • kibarlık.
  • kibarlık. nobly soylulara yakışır bir şekilde
  • Kibele.
  • kibernetik
  • kibernetik. system of philosophy felsefe sistemi. system of pulleys makara takımı. mountain system sıradağlar
  • kibibayt
  • kibir
  • kibirle göstermek
  • kibirle.
  • kibirle. haughtiness kibirlilik
  • kibirlenmek
  • kibirli
  • kibirli olmak
  • kibirli.
  • kibirli. presumptuously küstahça. presumptuousness küstahlık.
  • kibirlilik
  • kibirlilik göstermek
  • kibrini kırma
  • kibrini kırmak
  • kibrini kırmak. set eyes on görmek
  • kibrit
  • kibrit gibi yanınca ışık veren şey
  • kibrit kutusu
  • kibrit kutusu.
  • kibritçi
  • kibutz
  • kid gloved
  • Kiev
  • kifayet
  • kifayet edici
  • kifayet etmemek
  • kifayet etmeyerek.
  • kifayetli
  • kifayetsiz
  • kifayetsiz olarak.
  • kifayetsiz olmak. It beggars description Tarif edilemez Tarifinde kelimeler kifayetsiz kalır. beggardom
  • kifayetsiz!ik
  • kifayetsizlik
  • kifayetsizlik yeterli olmayış.
  • kik
  • kikla
  • kiklon
  • kil
  • kil gibi. clay pigeon kilden yapılmış ve havaya fırlatılan nişangâh. potter' clay çömlek çamuru.
  • kil taşı
  • kile
  • kilenin dörtte biri miktarında bir hacim ölçü birimi
  • kiler
  • kiler.
  • kilerci
  • kilidi açmak
  • kilidin şifre rakam veya harfleri
  • kilidini açmak
  • kilim
  • Kilimanjaro Bölgesi
  • kilin
  • Kilis
  • kilise
  • kilise avlusu
  • kilise ayini
  • kilise balkonu.
  • kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.
  • kilise disiplinine tabi tutmak
  • kilise koro veya orkestrası
  • kilise korosu
  • kilise mütevelli heyeti üyesi. elder statesman devlet işleri için fikri sorulan
  • kilise veya cemaat işlerinde gönüllü olarak papaza yardım eden kimse
  • kilise veya tiyatroda yer gösteren kimse
  • kilise üyesi olma merasimi.
  • kilisede koroya mahsus yer
  • kilisede toplanan para
  • kilisede toplanan para.
  • kilisede yapılan özel toplantı veya vaiz serisi
  • kiliselerde oturacak sıra.
  • kilisenin özel törenlere ayrılmış bölümü
  • kiliseye getirmek
← PreviousPage 16 of 34Next →