Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kendisini ilgilendirmeyen konuşmaları belli etmeden dinlemek
- kendisini iyi ifade edemeyen
- kendisini kurtarıcı sayan.
- kene
- kene ağacı
- kene humması
- kene otu
- kene ısırımı
- kene ısırığı
- kene. tick fever kenelerin naklettiği ateşli hastalık. camel tick deve kenesi
- kenef
- kenet
- kenetlemek
- kenetlenmek
- kenetleyici veya bağlayıcı şey
- kenevir
- kenevir lifi
- kenevir yağı
- kengel
- kenger
- kent
- kent merkezi
- kent nüfusu
- kental
- kenti
- kentilyon
- kentleşme
- kentsel
- kentsoylu
- Kentucky
- Kenya
- Kenya Cumhuriyeti
- Kenya'nın başkenti.
- Kenya.
- Kenyalı
- Keops piramidi
- kep
- kepaze
- kepaze kimse
- kepaze şey
- kepazece
- kepazelik
- kepazelik beyond veya out of one- depth boyunu aşan
- kepazelik.
- kepek
- kepekli
- kepenk
- kepenk takmak
- kepçe
- kepçe gibi bir şeyle çıkarmak
- kepçe ile doldurmak veya boşaltmak. ladleful kepçe dolusu.
- kepçe. dip stick daldırma çubuk ölçek. magnetic dip mıknatısın aşağı eğilmesi.
- keramet
- keramet. miracle play ortaçağa mahsus dini piyes.
- kerata
- kerata.
- keratin
- Kerbela
- Kerbela ili
- Kerbelâ .
- kere
- kere: fivefold beş misli
- kerem
- kerenti
- kereste
- kereste kesmek
- kereste ormanı
- keresteci
- kerestelik
- kerestelik orman
- kerestenin dış parçası
- kerestenin yarık veya çatlağı
- keresteyi boyuna kesmek
- kerevit
- kereviz
- kereviz ve yeşil salata ile yapılan mayonezli salata.
- kerhane
- kerih
- kerih. heinously tiksindirici bir şekilde. heinousness iğrençlik.
- kerim
- kerime. daughter-in-law gelin.
- keriz
- kerizlemek
- kerkenez
- kerki
- kerkinmek
- Kerkük
- kermen
- kermes
- kermes.
- Kernevekçe
- kerosen
- kerpeten
- kerpeten gibi eğme ve bükme işlerinde kullanılan araç
- kerpiç
- kerpiç.
- kerrat cetveli
- kerrat cetveli.
- Kerry County
- kerte
- kertenkele
- kertenkeleye benzer hayvanların her biri.
- kertik
- kertik açmak
- kertik yapmak
- kertikli
- kertme
- kervan
- kervan çulluğu
- kervansaray
- Kerç
- kerşene
- kes sesini
- kesafet
- kesafet.
- kesafet. concentrationcamp temerküz kampı
- kesat
- kesatlık
- kese
- kese ağzı kaytanı
- kese kurdu
- kese. buy a pig in a poke. bir şeyi görmeden satın almak.
- kesedar. treasurership haznedarlık
- kesek
- kesek kırma makinası
- kesek kırmak
- kesekle veya çimle kaplamak
- keseli
- keseli ayı
- keseli kurt
- keseli sıçan
- keseliler
- keselisıçangillerden Amerika'ya mahsus memeli bir hayvan
- kesen
- kesenek
- keser
- kesesi dolgun.
- keseye koymak.
- keseğe benzer şey. turf'man at yarışı meraklısı. turf'y kesekle kaplı
- kesi
- kesici
- kesici darbe
- kesici diş
- kesici şey veya kimse
- kesif
- kesif densely kesif bir surette.
- kesif heyeti veya seferi
- kesik
- kesik kesik
- kesik kesik.
- kesiksiz
- kesilebilir
- kesilebilir.
- kesilemez
- kesilen uzvun geri kalan parçası
- kesilme
- kesilmek
- kesilmek.
- kesilmemiş
- kesilmiş
- kesilmiş parça
- kesilmiş süt suyu
- kesilmiş sütten yapılmış peynir. green finch yeşil ispinoz
- kesilmiş sütün katı kısmı
- kesilmiş sütün suyu. whey' faced .benzi uçuk
- kesilmiş yahut indirilmiş meblâğ.
- kesim
- kesimevi
- kesimevi, mezbaha
- kesimhane
- kesimleme
- kesimli damıtma
- kesin
- kesin anlam
- kesin hesap
- kesin karar
- kesin kurallarla ilgili
- kesin olarak
- kesin olarak positiveness katiyet
- kesin olarak yerini belirtmek.
- kesin olarak.
- kesin olarak. distinctness vuzuh
- kesin olmayan
- kesin olmayan indecisively kesin olmayarak
- kesin olmayış
- kesin orantılar yasası
- kesin ve açık olarak belirtmek. formula'tion formül şeklinde ifade etme
- kesin yenilgi.
- kesin şey
- kesin. dogmatics dini dogmaların sistematik olarak incelenmesi. dogmatically kesinlikle
- kesin. pronouncedly belirgin bir şekilde.
- kesin. unqualifiedly şartsız olarak.
- kesinleşmiş
- kesinlik
- kesinlik ve açıklıkla ifade edilmiş. precisely dikkatle
- kesinlik.
- kesinlikle
- kesinlikle belirtmek
- kesinsizlik.
- kesinti
- kesintili
- kesintisiz
- kesip atmak. do away with yok etmek
- kesip açmak
- kesip devirmek
- kesip düzeltmek
- kesip içini açmak. lay out sermek
- kesip koparmak
- kesip kökünü bırakmak
- kesip kısaltmak
- kesip kısaltmak. crop up birden meydana çıkmak
- kesir
- kesir olmayan
- kesirli
- kesirsiz
- kesit
- kesit alan
- kesitli
- kesiş
- kesişim
- kesişme
- kesişmek
- kesişmezlik kuralı
- keski
- keski ile kabaca şekil vermek
- keski ile çalışmak. chiseled keski ile şekil verilmiş
- keskin
- keskin ağızlı alet . give an edge to bilemek
- keskin bir şeyle kazıyarak yüzeyini bozmak
- keskin hatlı.
- keskin kenarlı
- keskin nişancı
- keskin nişancı tüfeği
- keskin nişancı.
- keskin olarak
- keskin olmayış.
- keskin searchingly arayarak.
- keskin ve düşmanca bakış
- keskin zekâlı
- keskin.
- keskin. penetratingly içine işler durumda.
- keskin. shrewdly kurnazca. shrewdness kurnazlık
- keskince. sharp' ness keskinlik
- keskinletmek
- keskinleştirmek
- keskinlik
- keskinlik.
- kesme
- kesme alma
- kesme boncuk.