Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- Kayseri
- kaytan
- kaytan geçirip bağlamak
- kaytan veya şerit geçirme
- kaytanla bağlama veya sıkma
- kaytarmak
- kaytarmak. soldier of fortune bir çıkar veya macera için askerlik yapan kimse. an old soldier eski asker
- kayyım
- kayık
- kayık biçimi
- kayık küreği
- kayık tabak
- kayık veya araba yolcusu
- kayıkhane
- kayıkla dolaşma
- kayıktan su boşaltmaya mahsus tas
- kayıkçı
- kayın
- kayın baştankarası
- kayınbaba
- kayınbirader
- kayınbirader: bacanak. brotherliness kardeşçe oluş. brotherly erkek kardeşe özgü
- kayıngiller
- kayınpeder
- kayınvalide
- kayınço
- kayıp
- kayıp eşya bürosu
- kayıp gitmek
- kayıp.
- kayırma
- kayırmacılık
- kayırmak
- kayırtmak
- kayırıcı
- kayısı
- kayıt
- kayıt aleti
- kayıt altına almak
- kayıt altına sokmak
- kayıt altında
- kayıt altında.
- kayıt defteri
- kayıt düğmesi
- kayıt koymak
- kayıt sızlık
- kayıt ve şarta bağlamak
- kayıt veya imza eden kimse
- kayıt, tescil
- kayıtlama
- kayıtlayıcı
- kayıtlı
- kayıtmak
- kayıtsız
- kayıtsız .
- kayıtsız şartsız
- kayıtsız şartsız. unconditionally kayıtsız şartsız olarak.
- kayıtsızlık
- kayıtsızlık.
- kayığın kenarına dayamadan kullanılan kürek
- kayığın suyunu boşaltmak. bail out tayyareden paraşütle atlamak. bailer kayığın suyunu boşaltan kimse
- kayış
- kayış bağlaması. belt line çevre yolu
- kayış tertibatı.
- kayış veya çemberle tutturmak
- kayışkıran
- kayışla dövmek
- kayışla dövmek. belted kuşaklı
- kayışlı taşıyıcı
- kaz
- kaz ciğeri
- kaz eti
- kaz sesi
- kaza
- kaza geçirmek
- kaza sonucu olan ölüm
- kaza.
- kazadan belâdan uzak
- kazaen
- kazak
- Kazak.
- Kazakeli
- Kazakistan
- Kazakistan Cumhuriyeti
- kazaklar
- Kazakça
- kazamat
- kazan
- kazan dairesi
- kazan.
- kazanacağı önceden belli olan kimse.
- kazanan
- kazanda tutan kefeki taşı
- kazandaki suyu ölçme aleti
- kazandan bacaya giden boru
- kazandırmak
- kazandırmak bring off başarı1ı olmak. bring on husule getirmek
- kazanma
- kazanmak
- kazanmaya çalışmak
- kazanmış
- kazanova
- kazanç
- kazanç getirmek
- kazanç üstünden hisse
- kazanç.
- kazançlı
- kazançlı bir durumda olmak. get the hang of manasını kavramak
- kazançlı olarak.
- kazançlı olmayan
- kazanılabilir
- kazanılabilir. obtainment elde etme.
- kazanılamaz. impregnably zaptedilemez bir şekilde.
- kazanılan para
- kazanılan şey
- kazanılmamış
- kazanılmış şey veya kimse.
- kazanım
- kazanış
- kazara
- kazara.
- kazara. Nothing ever happens. Hiç bir şey olduğu yok . scarcely ever hemen hiç. seldom if ever nadiren
- kazara. on the chance that ümidiyle. take one' chances talihe bırakmak. the chances are muhtemelen.
- kazaratar
- kazaya uğramak
- kazaya uğrayan kimse
- kazayağı
- kazayağı.
- kazazede gemi
- kazazede olmak
- Kazbek
- kazein
- kaziye
- kazma
- kazmacı
- kazmak
- kazmaç
- kazmir.
- kazı
- kazı bilimci
- kazı bilimi
- kazı bilimsel
- kazı ile meydana çıkarmak
- kazı kazan
- kazı-kazan
- kazıbilim
- kazıcı
- kazık
- kazık atma. doubledate iki çiftin birlikte gezmesi. doubledealer iki yüzlü kimse
- kazık atmak
- kazık dikerek çit yapmak
- kazık kakmak
- kazık çakma.
- kazıklamak
- kazıklamak.
- kazıklara dayamak. pile driver kazık varyosu
- kazıklarla etrafını çevirmek
- kazıklarla pekiştirmek
- kazıklarla sınırlamak
- kazıklı humma
- kazıma
- kazıma aleti
- kazıma sesi
- kazıma veya sürtme sesi
- kazımak
- kazıyarak temizlemek
- kazıyıp toplamak
- kazığa bağlamak
- kazığa bağlayıp yakarak öldürme
- kaç
- kaç dil biliyorsun
- kaç dil biliyorsunuz?
- kaç kardeşin var?
- kaç kardeşiniz var?
- kaç yaşındasın?
- kaç yaşındasınız?
- kaç çatma
- kaça
- kaçak
- kaçak avcı
- kaçak avcılık
- kaçak seyahat etmek için vapur veya uçak içinde saklanmak
- kaçak veya gizli bağlantı kurmak
- kaçak yolcu
- kaçak. desertion firar
- kaçakçı
- kaçakçılık
- kaçakçılık yapmak
- kaçamak
- kaçamak bakış
- kaçamak yapmak
- kaçamak yapmak.
- kaçamak.
- kaçamaklı
- kaçamaklı cevap verme
- kaçamaklı cevap vermek
- kaçamaklı konuşmak. fencer eskrimci.
- kaçamaklı söz
- kaçamaklı yol aramak
- kaçan
- Kaçar
- kaçarcasına hızlı sürüş. joy stick uçakta manevra kolu.
- kaçarlık
- kaçkın
- kaçma
- kaçma eğilimi
- kaçmak
- kaçmak.
- kaçmak. give away bir kimseye hediye etmek
- kaçmak. in full retreat tam çekilme halinde.
- kaçmak. take to task azarlamak
- kaçmakta
- kaçmasına müsaade etmek
- kaçmış ilmik
- kaçık
- kaçık. on top zirvede
- kaçık. over one's head anlaması zor
- kaçıklık
- kaçımlmaz
- kaçıncı
- kaçınma
- kaçınmak
- kaçınık. unsociabil'ity
- kaçınılabilir
- kaçınılamaz
- kaçınılmaz
- kaçınılmaz durum. logical necessity mantıki ihtiyaç. of necessity zaruri olarak. physical necessity tabii ihtiyaç.
- kaçınım erkesi
- kaçıp kovalama. show fight pes dememek
- kaçıp kurtulma
- kaçırmak
- kaçırmak. miss the point meseleyi kavramamak. He just missed being run over ezilmekten zor kurtuldu.
- kaçırtmak
- kaçış
- kaçış .
- kaçışmak
- kaçıştırmak
- KAÜSTA
- kağan
- kağanlık
- kağlt para. bank paper piyasada geçerli olan tahvil ve senetler. bank rate banka iskonto haddi
- kağnı
- kağıda benzer
- kağıt
- kağıt bıçağı
- kağıt destesi
- kağıt hamuru
- kağıt kurdu
- kağıt mendil
- kağıt uçak