Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kağıt üstünde
- kağıt üzerinde kalan
- kağıt üzerindeki mürekkep lekesi
- kağıttan kaplan
- kağıttan yapılmış
- kaş
- kaş göz etmek
- kaş kalemi
- kaş çatma
- kaş. eyebrow pencil kaş kalemi.
- kaş: alın: çehre
- kaşa ait
- kaşalot
- kaşan
- kaşane
- kaşanmak
- kaşar
- kaşarlanmış.
- kaşağı
- kaşağılamak
- kaşbastı
- kaşe
- kaşeksi
- kaşer
- Kaşgar
- kaşif
- kaşkaval
- kaşkol
- kaşlarını çatmak
- kaşlarını çatıp bakmak
- kaşmir
- Kaşupça
- kaşık
- kaşık dolusu.
- kaşık ile balık tutmak
- kaşık otu
- kaşık ve çatal takımı.
- kaşıkgaga
- kaşıkla almak
- kaşıkçı
- kaşıkçıkuşu
- kaşıkçın
- kaşımak
- kaşındırmak
- kaşınma
- kaşınmak
- kaşıntı
- kaşıntılı
- KBB
- KDHC
- kdili başa vurmak
- kdili dansözlerin kullandlgı ve belin etrafına dolanmış bir kemerle tutu lan küçük örtü
- kdili gaf yapma
- kdili gevezelik
- kdili hesap
- kdili makina cinsinden herhangi bir alet
- kdili tuhaf
- kdili çete halinde saldırmak
- kdili. gösteriş yapmak
- kdili. kumarbaz kimse
- KDV
- ke
- kebap
- kebap etmek
- kebap şişi
- kebap şişine geçirmek
- kebapçı
- Kebek
- kebere
- kebze
- Kedah
- keder
- keder ifade eden
- keder verici
- keder verici şey
- keder verici. sorrowfully hazin bir şekilde
- keder vermek
- kederini hafifletmek.
- kederle.
- kederlendirici. painfully ıstırap vererek
- kederlendirmek
- kederlendirmek.
- kederlenme
- kederlenmek
- kederlenmek. mourner yaslı kimse.
- kederlenmek. weigh in uçağa binmeden önce bagajı tarttırmak
- kederli
- kederli olmak
- kederli. plaintively sızlanarak.
- kederli. regretfully esefle
- kederli. take heart cesur olmak
- kederlilik.
- kedi
- kedi balığı
- kedi gibi
- kedi gibi mırlamak
- kedi gibi sessizce yürümek
- kedi korkusu
- kedi kumu
- kedi maması
- kedi mırlaması.
- kedi nanesi
- kedi olmayan yerde meydan farelere kalır
- kedi otu
- kedi tuvaleti
- kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular
- kedi yayın balığı
- kediayağı
- kedibalığı
- kedicik
- kedidili
- kedigiller
- kedigiller familyasından herhangi bir hayvan
- kedinanesi
- kedisever
- kedı
- keep tabs on takip etmek
- keep under baş kaldırtmamak
- kefal
- kefalet
- kefalet etmek
- kefalete bağlanma
- kefalete raptetmek
- kefaletle serbest bırakma
- kefaletle tahliye
- kefaletname
- kefaret
- kefaret etmek. atonement kefaret
- kefe
- kefeki pesek.
- kefeki taşı
- kefeki taşı.
- kefeki taşı. wine vinegar üzüm sirkesi. wine and dine yedirip içirmek
- kefen
- kefenci
- kefene sarmak
- kefenlemek
- kefil
- kefil olmak
- kefillik
- kefir
- kefir taneleri
- kefne
- kehanet
- kehanet ayini.
- kehanet etmek
- kehanet sahibi. prophetess kadın peygamber
- kehanet veya fala ait: saklı
- kehanette bulunmak
- kehanette bulunmak.
- kehanette bulunmak. prediction kehanet
- kehle
- kehribar
- kehribar rengi
- kehribar rengi .
- keis
- kek
- kek.
- kekeleme
- kekeleme.
- kekelemek
- kekemelik
- kekemelik. stammerer kekeme kimse
- kekik
- kekik. garden thyme kekik
- keklemek
- keklik
- keko
- kekre
- kekreyemiş
- kel
- kel balık
- kel kartal
- kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur
- kelam
- Kelantan
- kelaynak
- kelebek
- kelebek etkisi
- kelebek kravat. bow window kavisli daire şeklinde iç kısmı enli pencere.
- kelebek somun
- kelebek: kelebek gibi bir yerden bir yere gayesi oimaksızın dolaşan kimse
- keleklik
- kelepir
- kelepçe
- kelepçe vurmak .
- kelepçelemek
- kelepçelemek.
- keler balığı
- keleş
- kelime
- kelime bilgisi
- kelime dağarcığı
- kelime grubu
- kelime hazinesi
- kelime kadrosu
- kelime kökü
- kelime oyunu
- kelime oyunu yapmak
- kelime seçimi
- kelime türü
- kelime ve deyimleri yanlış kullanma.
- kelime-i şehadet
- kelime-i şehâdet
- kelimeleri uzatarak konuşmak
- kelimeleri çiğneyerek konuşmak
- kelimelerle ifade edilemeyen. speechlessly dili tutulmuş gibi. speechlessness sessizlik
- kelimelerle ifade etmek
- kelimelerle tasvir etmek
- kelimelerle çizilen portre. portrait gallery resim sergisi. portrait painter portre ressamı. portrait bust
- kelimenin başına ilave olunan ek
- kelimenin ilk harfi
- kelimenin sondan bir evvelki hecesi.
- kelimesi kelimesine
- kelimesi kelimesine.
- kelimesi kelimesine: her şeyi harfi harfine yerine getiren: kelimesi kelimesine tercüme eden
- keliserliler
- kell çaylak
- kelle
- kelle avcısı
- kelle paça
- kelle. poll tax oy kullanabilmek için ödenen bir vergi
- kellesini koltuğuna almak
- kellesini koltuğuna almak. the lion' share aslan payı. the lion' skin sahte kahramanlık. lioness dişi aslan.
- kellesini uçurmak
- kellik
- kellik.
- Kelt
- kelvin
- kem
- kem göz
- kem gözç an eye for an eye göze göz
- kem küm etmek. hesita'tion tereddüt
- kemal
- kemal bulmamış
- kemal. maturity olgunluk hali
- kemale erdirmek
- kemale erdirmek veya ermek.
- kemale ermek
- kemale ermiş
- Kemalist
- Kemalizm
- kemamn en pes teli
- kemamn kıvrık ucu
- keman
- kemancı
- kemancı. violinist kemancı
- kemankeş
- kemankeş. archery okçuluk.
- kembağal