Turkish words: I
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- ikna edilebilir.
- ikna etme
- ikna etmek
- ikna olmamak
- ikon
- ikona
- ikonografi
- ikrah etmek
- ikram
- ikram etmek
- ikram etmek. Adam' wine su.
- ikramiye
- ikrar
- ikrar etmek
- ikraz
- iks
- iksa
- iksir
- iksir.
- iktibas
- iktibas edilmiş kısım. beef extract et suyu özü. lemon extract limon özü.
- iktibas etme
- iktibas etmek
- iktibas etmek.
- iktidar
- iktidar. at one's disposal emrine amade
- iktidara gelmek
- iktidarsız
- iktidarsızlık
- iktisadi
- iktisadi durgunluk.
- iktisadi yönden. economics iktisat
- iktisap
- iktisat
- iktisat ilmi.
- iktisat yaparak idare etmek
- iktisatçı
- il
- il jandarması. swear like a trooper çok ağır sözlerle sövüp saymak
- il.
- ilah
- ilah mertebesine çıkarılmış kimse veya şey
- ilahe
- ilahi
- ilahi okumak
- ilahi okuyarak kutlamak veya ifade etmek.
- ilahi varlık. the Deity Allah
- ilahi vasıf
- ilahilik.
- ilahiyat
- ilahiyat alimi
- ilahiyatçı
- ilahiyatçı.
- ilahiyatçı. theologize
- ilahiyatçı.divinely mükemmel olarak.
- ilahlaştırmak
- ilam
- ilan
- ilan eden kimse
- ilan etme
- ilan etmek
- ilan etmek. short notice az mühlet
- ilan panosu
- ilan tabelası
- ilan tahtası
- ilave
- ilave edilmiş şey
- ilave etmek
- ilave olan
- ilave olunan
- ilavesiyle
- ilaveten
- ilaç
- ilaç geçmişi
- ilaç hazırlamak
- ilaç içmek
- ilaç tedavisi
- ilaç verme.
- ilaç vermek
- ilaç yazmak
- ilaç özelliği olan
- ilbay
- ile
- ile beraber
- ile evlenmek.
- ile flört etmek
- ile gitmek
- ile görüşmek. have the last word sözü geçmek
- ile ihtilâfa düşmek
- ile kullanılmak. governable idare olunabilir.
- ile meşgul
- ile meşgul olmak
- ile meşhur. Now we are in for it. Çattık belâya ! Oh
- ile on dokuz yaşlar arasındaki devreye ait. teenager on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse.
- ile uğraşmak
- ile uğraşmak.
- ile yatmak
- ile: caudate kuyruklu
- ilelebet
- ilelebet.
- ilelebet. ever so much pek çok. ever so often sık sık. for ever and ever. ilelebet
- ilenme
- ilenmek
- ilenç
- iler lemek gains kazanç
- ilerde
- ilerde.
- ilerdeki
- ileri
- ileri advancement terfi
- ileri atılma
- ileri atılmak
- ileri doğru
- ileri fırlamak
- ileri gelen
- ileri gelen bir şahsı temsil eden sancak
- ileri gelen kimse.
- ileri gelenler
- ileri geri
- ileri geri hareket
- ileri geri.
- ileri geçme hakkı.
- ileri giden
- ileri gidiş
- ileri gitme
- ileri gitme. legal proceedings dava muameleleri. summary proceedings kendi yetkisi dahilinde derhal verilen ceza.
- ileri gitme. make headway ilerlemek .
- ileri gitmek
- ileri gitmek.
- ileri gitmek. exceeding olağanüstü
- ileri gitmek: düşup kalkmak
- ileri görüşlü
- ileri götürme
- ileri götürmek
- ileri karakol
- ileri karakol mevkii.
- ileri kollar
- ileri safhada
- ileri sürmek
- ileri sürmek. push out denize açılmak. push through nihayetine kadar götürmek
- ilerici
- ilericilik
- ileride
- ileride bulunma
- ileride olan
- ileride olmak.
- ileride. down and out hayatta yenilgiye uğramış
- ilerisi için saklamak
- ilerisi için saklamak. set by the ears boğuşmak. set down indirmek
- ilerisi için saklanmış
- ilerisi için saklanmış. set great store by çok kıymet vermek.
- ilerisini görüş
- ileriye
- ileriye atılmak
- ileriye atılmak. spring in içeri atılmak. spring out dışarı fırlamak. spring upon üstüne atılmak.
- ileriye doğru atmak
- ileriye fırlamış. prominence şöhret
- ileriye sevkedici şey
- ileriye yürüten şey
- ilerlek
- ilerleme
- ilerlemecilik
- ilerlemek
- ilerlemek.
- ilerlemekte
- ilerlemekte olan
- ilerlemekte.
- ilerlemesine mâni olmak
- ilerlemesine yardımcı olmak
- ilerlemesini engellemek. set back on one' heels şaşkına çevirmek. set before önüne koymak
- ilerlemiş
- ilerlemiş. far and away pek çok. far and near
- ilerletmek
- ilerletmek. increasingly gittikçe artarak.
- ilerletmek. set free serbest bırakmak
- ilerleyen
- ilerleyiş
- ileti
- iletici
- iletişim
- iletişim araçları
- iletişim bilgileri
- iletişim kuralları
- iletişim kurmak
- iletişim kutusu
- iletişim merkezi
- iletişim politikası
- iletişim sistemi
- iletken
- iletken madde
- iletken şey.
- iletken.
- iletkenlik
- iletki
- iletme
- iletmek
- iletmek. conduct oneself davranmak.
- iletmez
- ilga
- ilga abolitionist herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.
- ilga edilmiş
- ilga etmek
- ilgeç
- ilgeç durumu
- ilgi
- ilgi göstermek. The wind sits in the east Rüzgar doğudan esiyor.
- ilgi orospusu
- ilgi uyandırıcı
- ilgi çeken herhangi bir şey
- ilgi çekici
- ilgi çekici. excitingly heyecanla
- ilgi çekmek
- ilgi çekmek için yüksek sesle konuşmak
- ilgi. connecting rod piston kolu.
- ilgilendirmek
- ilgilenmek
- ilgilenmek.
- ilgilenmek. mess up yüzüne gözüne bulaştırmak
- ilgili
- ilgili olarak
- ilgili olmak
- ilgili.
- ilgili. relevance
- ilgililik
- ilginlik
- ilginç
- ilginç bilgi
- ilginç bir haberin rakip gazeteden evvel neşri
- ilginç yerleri ziyaret etme.
- ilginçlik
- ilgisi kesilmek
- ilgisi olmak. respecter of persons kişilere rütbesine göre değer veren kimse.
- ilgisi olmayan
- ilgisini kesmek
- ilgisini kesmek.
- ilgisini çekmek
- ilgisiz
- ilgisiz. lukewarmly ılık olarak
- ilgisiz. obliviously ilgisizce
- ilgisizce. lukewarmness il ılıklık
- ilgisizlik
- ilgisizlik.
- ilgâ etmek
- ilhak
- ilhak etmek
- ilham
- ilham almak
- ilham edici. inspir'atory nefesin içeri çekilmesine ait.
- ilham etmek
- ilham olmamış