LexiTurk← Dictionary

Turkish words: I

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • ihtiyaçtan fazla
  • ihtiyaçtan fazla para ile yer veya zaman
  • ihtiyolog
  • ihtiyoloji
  • ihtizaz
  • ihtişam
  • ihtişam.
  • ihtişam. pompously gururla.
  • ihtişamla.
  • ihtişamlı
  • ihtişamlı.
  • ihvan
  • ihya
  • ihya etmek
  • ikamat
  • ikame
  • ikame etmek
  • ikamet
  • ikamet eden veya oturan
  • ikamet edilmemiş
  • ikamet etmek
  • ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi.
  • ikamet.
  • ikamete elverişli habitabil'ity
  • ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.
  • ikamete yarar
  • ikametgah
  • ikametgâh
  • ikaz
  • ikaz edici veya yol gösterici herhangi bir şey
  • ikaz etmek
  • ikbal
  • ikbal ve saadetle.
  • ikbal.
  • ikebana
  • iken
  • iken as... so oldugu gibi
  • iken. in any case her halde
  • iki
  • iki adet
  • iki adımlık mesafe
  • iki akarsuyun birbirlerine karıştıklarl nokta
  • iki anlama gelebilen
  • iki anlamlı
  • iki arada bir derede
  • iki ayaklı.
  • iki ayağını bir pabuca sokmak
  • iki ayda bir
  • iki ayda bir vaki olan
  • iki ayda bir yayımlanan dergi
  • iki ayrı dilden alınmış kelimelerle yapılan bileşik kelime
  • iki başlı
  • iki başlı uyluk kası
  • iki başlı çivi
  • iki başlı üst kol kası
  • iki bileşkenli dizge
  • iki bin
  • iki bira lütfen
  • iki buklum etmek veya olmak
  • iki buçuk
  • iki canlı
  • iki celse arasındaki müddet.
  • iki cepheli. bilateralism
  • iki cinsiyetli
  • iki cisim arasındaki ortak yüzey
  • iki dağ arasındaki geçit
  • iki defa
  • iki defa olan.
  • iki defa. twice-told iki defa söylenmiş
  • iki dili aynı derecede konuşabilen kimse.
  • iki dilli
  • iki dillilik
  • iki direkli randalı kabasorta gemi
  • iki duvarı birbirine tutturan demir
  • iki dönemden her biri
  • iki eklem arasındaki kısım
  • iki elle kullanılmaya mahsus. doubleheaded çift başlı. doubleheader iki lokomotifle çekilen tren
  • iki elli
  • iki evcikli
  • iki eş
  • iki eşit kısma ayırmak
  • iki günde bir. from day to day günden güne. in days to come ilerde
  • iki hafta
  • iki haftada bir vaki olan
  • iki haftada bir yayınlanan dergi veya bülten.
  • iki ile böIünemeyen
  • iki ile çarpmak
  • iki kara parçasını birleştiren dil
  • iki kat
  • iki kat olarak
  • iki kat yapmak
  • iki kavşak arasındaki mesafe
  • iki kelime arasını açmak için kullanılan maden parçası
  • iki kemiğin birleştiği yer
  • iki kenarlı
  • iki kere
  • iki kerestenin ucunu birbirine geçirerek eklemek
  • iki kimse veya şey
  • iki kimse veya şeyin küçüğü.
  • iki kişiden küçük olanı
  • iki kişilik
  • iki kişilik oda
  • iki kişinin yaşça daha büyüğü
  • iki kişiyle evli olma.
  • iki kollu
  • iki kulplu eski bir cins küp
  • iki kutuplu.
  • iki kötü ihtimalden nispeten az kötü olanı. evilly şeytanca
  • iki küçük parçadan ibaret mayo.
  • iki kısımdan meydana gelen
  • iki lafın belini kırmak
  • iki manalı söz
  • iki misli
  • iki misli kıymeti olmak
  • iki misli olarak.
  • iki misli olmak
  • iki misli tesiri olan. double agent iki taraflı çalışan casus. doublebanked den kürekçileri çift çift oturan
  • iki misli yapmak
  • iki misli. doubleacting iki taraflı çalışan
  • iki mislini ihtiva etmek
  • iki mıknatıs kutbuna ait veya benzer
  • iki nokta
  • iki nokta üst üste
  • iki parti arasında her ikisine de taraftar görünmek
  • iki partili
  • iki pencere veya kapı arasında bulunan duvar.
  • iki renkli atmaca
  • iki senelik ömrü olan bitki. biennially iki yılda bir olarak.
  • iki sesli harfin birleşmeden iki hece veya iki kelime arasında yan yana gelmesi
  • iki sokak arasında mesafe
  • iki taraf için bahse girişmek
  • iki taraflı
  • iki tarafı ağaçlık geniş cadde.
  • iki tarafı ağaçlıklı yol.
  • iki tarafı da temsil eden.
  • iki tarafı da tutan
  • iki tekerlekli el arabası
  • iki tekerlekli tek atlı hafif araba
  • iki terimli
  • iki ucu boklu değnek
  • iki veya daha fazla parçadan ibaret kadın kostümü
  • iki veya daha çok satırı birbirine bağlayan işaret
  • iki yana sallamak.
  • iki yana sallanmak
  • iki yana veya ileri geri sallanmak
  • iki yaşamlı
  • iki yaşamlı, amfibi
  • iki yollu.
  • iki yüz
  • iki yüzlü
  • iki yüzlülük etmek. fast asleep derin uykuya dalmış. hold fast sıkıca tutmak
  • iki yüzü değişik dokunmuş.
  • iki yılda bir olan
  • iki çatı direğini bağlayan direk
  • iki ölç, bir biç
  • iki üç. a couple of dollars aşağı yukarı iki dolar. a couple of minutes birkaç dakika.
  • iki şeyden biri
  • iki şeyin enli uçlarını birbiriyle birleştirmek.
  • iki şeyin karışımı. binary star çiftli yıldız. binary system çiftli sistem.
  • iki şeyin ortası
  • iki şıktan birini seçme imkanını gösteren
  • ikicilik
  • ikide bir. once or twice bir iki kere. once upon a time bir varmış bir yokmuş. at once hemen
  • ikidurumlu
  • ikil
  • ikilem
  • ikileme
  • ikilenme
  • ikili
  • ikili kod
  • ikili sayı sistemi
  • ikili önekler
  • ikilik
  • ikilikte kalmak
  • ikimiz
  • ikinci
  • ikinci defa gösterilen filim veya piyes.
  • ikinci derecede
  • ikinci derecede olan
  • ikinci derecede oyuncuların oynatıldığı taklm.
  • ikinci derecede önemi olan
  • ikinci derecede. feel small mahcup olmak. in a small way gösterişsiz şekilde
  • ikinci derecedeki
  • ikinci dereceye koymak
  • ikinci Dünya Savaşında Japonların uyguladıkları intihar hücumları
  • ikinci el
  • ikinci gelen
  • ikinci gelen kimse veya şey
  • ikinci kaptan
  • ikinci kere yapmak
  • ikinci kuvvetten kök. take root kök salmak
  • ikinci mevki.
  • ikinci nesne. Money is no object. İş parada değil. objectless gayesiz
  • ikinci nüsha
  • ikinci olarak secondariness ikinci derecede olma.
  • ikinci pilot.
  • ikinci planda bırakmak. post ponement erteleme
  • ikinci sınıf
  • ikinci sınıf nesne
  • ikinci veya üçüncü gelmek
  • ikinci ısıldevimbilim yasası
  • ikincil
  • ikincil başlık
  • ikincil sürüm
  • ikincisi
  • ikindi
  • ikindi namazı
  • ikindi çayı
  • ikircikli
  • ikircil
  • ikircim
  • ikircimli
  • ikisi de
  • ikisi ortası
  • ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk
  • ikisinden sonuncusu
  • ikiuzay
  • ikiye ayırmak
  • ikiye bölme
  • ikiye bölmek
  • ikiyuzlü
  • ikiyüzlü
  • ikiyüzlü kimse. hypocrit'ical mürai
  • ikiyüzlü. hypocrit'ically riyakârlıkla.
  • ikiyüzlülük
  • ikiz
  • ikiz doğurmak
  • ikiz olarak doğmak
  • ikizkenar üçgen
  • ikizleşme
  • ikizuç
  • ikiözdecikli
  • ikişer
  • ikişer.
  • ikişerli toplanırlık
  • iklim
  • iklim bilimi
  • iklim değişikliği
  • iklimleme
  • iklimlendirme
  • ikmal
  • ikmal etmek
  • ikmal etmek accomplished ikmal edilmiş
  • ikmal etmek eksiğini doldurmak
  • ikna
  • ikna edici
  • ikna edici olmayan
  • ikna edici sözler. line engraving çizgilerle hakkedilmiş resim kalıbı
  • ikna edici.
  • ikna edici. persuasively ikna edici şekilde. persuasiveness ikna edebilme gücü.
← PreviousPage 3 of 16Next →