Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- Gümrü
- gümrük
- gümrük beyan namesi
- gümrük bildirimi
- gümrük dairesi olan liman. free port serbest liman
- gümrük kapısı
- gümrük muayene belgesi
- gümrük muhafaza gemisi. revenue office maliye tahsil şubesi. revenue stamp damga pulu. public revenue devlet geliri.
- gümrük müfettişi.
- gümrük müsaadesi
- gümrük resmi
- gümrük tarifesi yapmak
- gümrük vergisi
- gümrüksüz
- gümrükten kaçırmak. smuggler gümrük kaçakçısı. smuggling gümrük kaçakçılığı.
- gümrükten çekmek
- gümrüğe tabi.
- gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu
- Gümülcine
- gümüş
- gümüş eşya
- gümüş gibi
- gümüş gibi beyaz ve parlak olmak.
- gümüş gibi parlatmak
- gümüş kaplama eşya
- gümüş kaplamak
- gümüş madalya
- gümüş martı
- gümüş nitrat
- gümüş nitratı.
- gümüş para
- gümüş rengi
- gümüş sofra takımı
- gümüş yağmurcun
- gümüşe ait
- gümüşe benzer
- gümüşe benzer şey
- Gümüşhane
- gümüşi
- gümüşi akasya
- gümüşi çamurcun
- gümüşle ilgili.
- gümüşselvi
- gümüşsırt
- gümüşten yapılmış
- gümüşten yapılmış boş
- gümüşçü
- gümüşçün
- gün
- gün ağarması
- gün batım
- gün batımı
- gün bilgisi
- gün boyu
- gün doğması
- gün doğusu
- gün dönümü
- gün gibi açık
- gün günden
- gün tutulması
- gün çiçeği
- gün ışıgı
- gün ışığı
- gün-tün eşitliği
- günah
- günah cezası. retrib'utive
- günah işleme
- günah işlemek
- günah işlemek. errancy hataya düşme
- günah işlemekten uzak
- günah işleyerek
- günah kabilinden
- günah keçisi
- günah çıkarma
- günah çıkarmak
- günah çıkartma. confession of faith iman ikrarı. judicial confession mahkeme önünde yapılan itiraf.
- günah çıkartmak
- günah.
- günaha girmek
- günaha teşvik edici şey veya kimse
- günaha teşvik etme veya olunma
- günahkar
- günahkar kimse
- günahkar olmak
- günahkar. uncleanly pis durumda. uncleanness pislik
- günahkâr
- günahkâr kimse.
- günahkâr. godlessly Allahsızca. godlessness Allahsızlık
- günahkâr. verdict of guilty jürinin verdiği mahkumiyet kararı. guiltily suçlu olarak
- günahkârane.
- günahkârlar şehri.
- günahkârlık
- günahkârlık.
- günahkârlıkla. guiltiness suçluluk
- günahsız
- günahsızlığı
- günahtan temizlenmiş.
- günaydın
- günaydın.
- günaydınlar
- günbatımı
- günbatımında gök renkleri
- günce
- günce. diarist hatıra defteri tutan kimse.
- güncek
- güncel
- güncelleme
- güncellemek
- güncelleştirmek
- güncellik
- günde
- gündegün
- gündelik
- gündelik gazete
- gündelikçi
- gündem
- günden güne
- gündoğumu
- gündoğusuna bakan
- gündöndü
- gündönümü
- gündüz
- gündüz feneri
- gündüz yırtıcı kuş
- gündüz.
- gündüzleri
- gündüzleyin
- gündüzsefası
- gündüzün
- günebakan
- güney
- Güney Afrika
- Güney Afrika Cumhuriyeti
- Güney Afrika'da bulunan ve karınca yiyen bir hayvan.
- Güney Afrika'da konuşulan Hollanda lehçesi.
- Güney Afrika'da öküz arabası ile göç etmek
- Güney Afrika'da ırk ayırımı.
- Güney Afrikalı
- Güney Amerika
- Güney Amerika ve Antil adalarına mahsus iri
- Güney Amerika'da giyilen baştan geçme kepenek
- Güney Amerika'ya mahsus agaç üzerinde yaşayan üç parmaklı bir hayvan .
- Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit ağaç
- Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit büyük akbaba.
- Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan
- Güney Amerika'ya mahsus yaprakları kokainli bir bitki
- Güney Amerika'ya mahsus üç parmaklı devekuşu
- Güney Amerika.
- Güney Amerikalı
- Güney Asya
- Güney Atlantik
- Güney Atlantik Okyanusu
- Güney Atlas Okyanusu
- Güney Avrupa
- Güney Avrupa'ya mahsus beyaz şarap.
- Güney Avrupalı
- Güney Bölgesi
- Güney Carolina
- Güney Dakota
- Güney Eyaleti
- Güney ingiltere'de yüksek meralar.
- Güney İtalya
- Güney Kafkas dili
- Güney Karolina
- güney kelaynağı
- güney kocabaş kanaryası
- Güney Kore
- Güney Kore wonu
- Güney Koreli
- Güney Kutbu
- Güney Kutbu ve civarı
- Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.
- Güney Kıbrıslı
- Güney Makedonya
- güney memleketi
- Güney Okyanusu
- Güney Sudan
- Güney Sudan Cumhuriyeti
- Güney Tirol
- Güney Valiliği
- Güney ve Kuzey Amerika.
- Güney Yarım Küre
- Güney Çin Denizi
- Güney çin dili.
- güneybatı
- Güneybatı Afrika.
- Güneybatı Asya
- Güneybatı Bölgesi
- Güneybatı İran dili
- güneyde
- güneyden gelen
- güneydoğu
- Güneydoğu Asya
- Güneydoğu Asya Uluslar Birliği
- Güneydoğu Avrupa
- Güneydoğu Bölgesi
- güneye doğru
- güneye yönelmek
- Güneyli
- güneysel
- güneğik
- Güneş
- güneş almak
- güneş banyosu
- güneş banyosu yapmak
- güneş batması
- Güneş Dil Teorisi
- güneş doğması
- güneş doğuşu
- güneş dışı gezegen
- güneş enerjisi
- güneş etkisiyle meydana gelen
- Güneş fırtınası
- güneş gibi
- güneş giren eve doktor girmez
- güneş gözlüğü
- güneş kremi
- güneş lekesi
- güneş lekesi.
- güneş paneli
- Güneş rüzgârı
- güneş saati
- Güneş saati ile zamanı ölçme
- güneş saatinin mili
- güneş siperliği
- Güneş Sistemi
- Güneş tacı
- Güneş tutulması
- güneş ve gezegenlerin hareketlerini gösteren aygıt.
- güneş yanığı
- güneş yanığı.
- güneş yılı
- güneş yılı.
- güneş zamanı
- güneş çarpması
- güneş çarpması.
- güneş ışını
- güneş ışığı
- güneş ışığı.
- güneş şemsiyesi
- güneşe göre hesaplanan
- güneşe göstererek karartmak
- güneşe sermek
- güneşin doğuşu
- güneşin ısıtıcı ışığı
- güneşle ilgili
- güneşlendirmek
- güneşlenmek
- güneşli
- güneşli yer