Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- güneşli.
- güneşlik
- güneşlik.
- güneşte esmerleşme.
- güneşte yakmak
- güneşte yanmış ten rengi
- güneşte yanıp esmerleşmek
- güneşteki fırtınalar sonucu meydana gelip kutuplarda geceleri görülen renkli ve hareket eden ışıklar
- güneşten kavrulan: çok sıcak kızgın
- güneşten yanmak.
- güneşten yanmış
- güneşten yanmış. swarthiness esmerlik
- günlem
- günlemeç
- günlük
- günlük ağacı
- günlük besin
- günlük dil
- günlük emir. in applepie order çok düzenli bir şekilde
- günlük gazete
- günlük giderler. current history bugünün tarihi. currently halen
- günlük iş-ev gidiş gelişi
- günlük olaylann bir birini hızla takip etmesi. whirl'ing dervish semazen.
- günlük tutmak
- günlükçü
- günnük
- günorta
- günâhkarlık.
- günöte
- günü
- günü yakala
- günü yaşa
- günücü
- günümüz
- günümüz …-i
- günümüzde
- günümüze ait. contemporary with ile çağdaş.
- günümüze uygun şekle sokmak
- günümüzün.
- günün esas yemeği
- günün esas yemeğini yemek veya yedirmek
- gür
- gür. bushiness çalı gibi oluş.
- gürbüz
- gürbüz. bonnily güzel bir şekilde. bonniness güzel oluş.
- gürbüzlük.
- Gürcistan
- Gürcistan'a ait
- Gürcistan.
- Gürcistanlı
- Gürcü
- Gürcü diline ait.
- Gürcü-Zan dili
- Gürcüce
- güre
- güreş
- güreş etmek
- güreş meydanı
- güreş.
- güreşme
- güreşmek
- güreşte birbirine sanlma
- güreşte birkaç çeşit yakalama usulü
- güreşte düşüş
- güreşçi
- gürgen
- gürleme
- gürlemek
- gürleyen
- gürleyen. rolling mill hadde fabrikası
- gürlük
- gürlük .vibrantly titreşimle
- güruh
- güruh.
- güruh. Golden Horde Altınordu.
- gürultü
- gürz
- gürül gürül akmak
- gürül gürül akmak.
- gürültulü ve neseli
- gürültü
- gürültü et- mek
- gürültü etmek
- gürültü etmek. din into tekrar tekrar söyleyerek kafasına sokmak.
- gürültü ile kapatmak
- gürültü ile kırılmak
- gürültü ile söylemek
- gürültü ile çiğnemek
- gürültü ile. loudmouthed ağzı kalabalık. loudspeaker hoparlör
- gürültü patırtı çıkarmak.
- gürültü yapmak
- gürültü.
- gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak
- gürültücü
- gürültülü
- gürültülü bir ses çıkarmak
- gürültülü bir şekilde
- gürültülü munakaşa
- gürültülü ve hoşa gitmeyen sesler çıkarmak.
- gürültülü.
- gürültülü. riotously gürültü ile. riotousness kargaşalık.
- gürültüsüz
- gürültüyle
- gürültüyle veya hızla bir yere dalmak
- gürültüyle. loudness gürültü
- gürüşmek.
- gütmek
- güve
- güve ilacı
- güve otu
- güve. moth ball güveden korumak için elbiseler arasına konulan naftalin topu. clothes moth güve
- güvem
- güven
- güvence
- güvence altına almak
- güvence vermek
- güvende
- güvene layık
- güvenerek. trust'less güvenilmez
- güvenilebilecek şekilde. author'itativeness yetkili oluş
- güvenilebilen.
- güvenilebilir olma. credibility gap belirtilenle gerçek arasındaki tutarsızlık. credibly güvenilir şekilde.
- güvenilemeyen. irresponsibil'ity sorumsuzluk
- güvenilemez
- güvenilen şahıs veya şey
- güvenilir
- güvenilir biçimde
- güvenilir olma.
- güvenilir. confidentially güvenerek
- güvenilir. trustworthiness güvenilirlik.
- güvenilir. turn an honest penny namusuyla para kazanmak. honestly sahiden
- güvenilirlik
- güvenilmez
- güvenilmez şekilde. slipperiness kayganlık
- güvenilmez. unsteadily sallanarak
- güvenini sarsmak
- güvenini sarsmak. good faith samimiyet
- güvenini sarsmayarak. in hopes ümidi ile.
- güvenini tazelemek
- güvenle
- güvenle bekleme
- güvenli
- güvenlice
- güvenlik
- güvenlik bekçisi
- güvenlik duvarı
- güvenlik güçleri
- güvenlilik
- güvenme
- güvenmek
- güvenmek itimat etmek emniyet etmek: güvenerek vermek
- güvenmek. bank acceptance banka kabulü
- güvenmek. confide to teslim etmek
- güvenmemek
- güvenmez
- güvensiz
- güvensizlik
- güvenç
- güvercin
- güvercin sürüsü
- güvercin yavrusu
- güvercingiller
- güvercinlik
- güverte
- güverte gibi yer
- güvertenin kalabalığını boşaltmak
- güvey
- güveyfeneri
- güveyi
- güveç
- güya
- güya.
- güya. apparentness açıklık
- güya. as to
- güya. So be it olsun öyle olsun. to be sure muhakkak. Be kls
- güz
- güzden kaybolmak
- güzel
- güzel bir kimse
- güzel bir şekil verilmiş
- güzel bir şekilde. fineness incelik
- güzel bir şekilde. niceness incelik
- güzel duyu
- güzel güzel
- güzel kadın. beauty shop
- güzel koku
- güzel koku saçmak
- güzel kokulu
- güzel kokulu bir çeşit siyah çay.
- güzel latif
- güzel manzaralı yer.
- güzel olmayan taraflarını saklamadan. wart hog Afrika yaban domuzu
- güzel sanat
- güzel sanatlar
- güzel sanatlar düşkünü kimse
- güzel sanatlar meraklısı kimse. virtuosity virtüözlük
- güzel sanatlara ait. artistically sanatkârca
- güzel sanatlara karşı kabiliyet.
- güzel söz söylemeye ait
- güzel tat
- güzel ve hoş kokulu şey
- güzel ve sevimli çocuk
- güzel çütre
- güzel. agreeableness tatlılık
- güzel. favorably Lehinde
- güzelavrat otu
- güzelce
- güzellestirmek
- güzelleşmek
- güzelleştirici
- güzelleştirme salonu
- güzelleştirmek
- güzelleştirmekç in full bloom tamamen çiçek açmış
- güzellidiyle tanınan kadın veya kız
- güzellik
- güzellik bakanın gözündedir
- güzellik in all fairness doğruyu söylemek gerekirse.
- güzellik kraliçesi
- güzellik salonu
- güzellik uykusu. broken sleep devamlı olmayan uyku
- güzellik uzmanı.
- güzellik yarışması
- güzelliği ve değeri anlaşılmamış kız.
- güzelliğine halel getirmek
- Güzelyurt
- güzide
- güzideler.
- güç
- güç algılanan
- güç anlayan
- güç belâ
- güç birliği
- güç durum
- güç kaynağı
- güç sağlamak
- Güç seninle olsun
- güç ve zevksiz bir iş.
- güç veya kudret vermek
- güç. lift a hand parmağını kıpırdatmak
- güç. sweatiness terlilik.
- güçbela
- güçbelâ
- güçbelâ. cast it in his teeth yüzüne vurmak
- güçbeğenir
- güçlendirici
- güçlendirilmek
- güçlendirme
- güçlendirmek
- güçlenmek
- güçleştirmek