LexiTurk← Dictionary

Turkish words: G

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • güçlü
  • güçlü etkileşim
  • güçlü haklıdır
  • güçlü kuvvetli
  • güçlü nükleer etkileşim
  • güçlü olan haklıdır
  • güçlük
  • güçlük içinde
  • güçlük veya felâket getiren şey
  • güçlük zorluk
  • güçlük çıkarmak. embarrassingly mahcubane
  • güçlük.
  • güçlük. for'midably korkulacak surette
  • güçlükle
  • güçlükle geçinmek
  • güçlükle gitmek
  • güçlükle ilerlemek
  • güçlükle söylemek
  • güçlükle taşımak
  • güçlükle ve acemice ilerlemek
  • güçlükle yürümek.
  • güçlükle. arduousness güç oluş
  • güçlükle. scarce'ness
  • güçlükler karşısında filozof gibi kendine hâkim olabilen kimse. philosopher' stone. simyada iksir
  • güçlükler ve yanlışlıklar içinde sürüklenip gitmek
  • güçlüklere karşı uğraşmak.
  • güçlüklerle dolu
  • güçsüz
  • güçsüz.
  • güçsüzleşmek
  • güçsüzleştirmek
  • güçsüzlük
  • güççe. tough'ly güçlükle. tough'ness dayanıklılık
  • güçIü avcı Nemrud
  • güçIük
  • güğüm
  • güImektenkatılmak
  • gıcık
  • gıcık etmek
  • gıcıklamak
  • gıcır
  • gıcırdama
  • gıcırdamak
  • gıcırdamak. creaky gıcırtıIı
  • gıcırdatmak
  • gıcırtı
  • gıcırtılı
  • gıcırtılı. squeakily gıcırdayarak. squeakiness gıcırdama.
  • gıda
  • gıda alerjisi
  • gıda almak
  • gıda endüstrisi
  • gıda maddesi. food for thought düşünülecek şey.
  • gıda vermek
  • gıda zehirlenmesi
  • gıda ürünleri
  • gıda, besin
  • gıda.
  • gıdaklama
  • gıdaklamak
  • gıdalı
  • gıdaslzlık.
  • gıdası olmak
  • gıdasızlıktan kurumuş
  • gıdık
  • gıdıklama
  • gıdıklamak
  • gıdıklanma
  • gıdıklanma. tickle one' fancy hoşuna gitmek. tickle the palm of rüşvet vermek. tickle grass çayırgüzeli
  • gıdıklanmak
  • gıdım
  • gına getirmiş
  • gıpta
  • gıpta edilen
  • gıpta edilen kimse veya şey. be green with envy aşırı derecede kıskanmak.
  • gıpta etmek
  • gırgır
  • gırgır geçmek. dupery aldatma
  • gırlamak
  • gırtlak
  • gırtlak çıkıntısı. bitter apple hanzal
  • gırtlaksı
  • gırtlağa kadar borç içinde. deep in thought derin düşünceye dalmış. deep -rooted uzun köklü
  • gırtlağına kadar
  • gıyaben
  • gıyabi
  • gıyabında. flat on one' back hasta
  • gıyap
  • gıybet
  • gışa
← PreviousPage 14 of 14