LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • dalma havuzu
  • dalmak
  • dalmak için kullanılan
  • dalmak.
  • dalmak.catch up to üstüne almak. catch-as-catch-can serbest güreş
  • Dalmaçya
  • Dalmaçya pelikanı
  • Dalton hastalığı.
  • dalya
  • dalyan
  • dalyan köfte
  • dalyan.
  • dalâlet
  • dalâlete sürüklemek
  • dalıcı kuş. Great Dipper
  • dalıcı ördek
  • dalıcımartıgiller
  • dalınç
  • dalış
  • dalış elbisesi
  • dam
  • dam koruğu
  • dam penceresi
  • dam taşı
  • dam up kapatmak
  • dama
  • dama benzer şey
  • dama gibi bir oyunda oyuncunun taş veya el kaybetmesini hedef tutan oyun.
  • dama haneleri sırası. pull rank ABD
  • dama olan taş
  • dama oyunu. check list kontrol listesi.
  • dama sırt yapmak
  • dama taşı
  • dama ve satrançta oynama sırası
  • dama ve satrançta taş sürme
  • dama şekilleriyle süslemek
  • damacana
  • damak
  • damak eteği.
  • damaksıl
  • damaksıllaşma
  • damalı
  • damar
  • damar damar
  • damar tabaka
  • damar teşkil etmek
  • Damara kanaryası
  • damardan
  • damarlarla kaplamak
  • damarlı
  • damarlı akik.
  • damarsız
  • damasko
  • damat
  • damat.
  • dambıl
  • dambıra
  • damga
  • damga basmak. impressible etkilenebilir.
  • damga pulu
  • damga vurmak
  • damga. magic marker ispirtolu kalem.
  • damga: teminat
  • damgacı
  • damgalama
  • damgalamak
  • damgalamak. brander dağlayan kimse.
  • damgası olan. a marked difference belli bir fark. a marked man süpheli adam
  • damla
  • damla bir hizada. get even with intikam almak
  • damla damla
  • damla damla akan şey
  • damla damla akan şey.
  • damla damla akmak veya akıtmak
  • damla damla akmak. drip with blood kanı akmak. dripping wet sırsıklam.
  • damla damla akıtmak
  • damla damla akıtmak damlatmak
  • damla damla içine akıtmak. instilla'tion fikir aşılama.
  • damla hastalığı
  • damla sakızı
  • damla taş
  • damlacık
  • damlalık
  • damlama
  • damlamak
  • damlar cıva kıvılucu
  • damlatma
  • damlatmak
  • damlaya benzeyen herhangi bir şey damla şeklinde küpe
  • damlaya damlaya göl olur
  • damlayan şey. drippings kızartılan etten damlayan yağ ve su.
  • damlayış
  • Damn itl
  • damperli kamyon
  • damping
  • damıtma
  • damıtma dikeci
  • damıtmak
  • damıtık
  • damıtık su
  • damıtılmış öz
  • damızlık
  • damızlık at
  • dan
  • dan dan
  • dan kalma. Mosaic law Musa Seriatı
  • dana
  • dana derisi
  • dana eti
  • danaayağı
  • danaburnu
  • dananın altında buzağı aramak
  • Danca
  • dandik
  • dang humması
  • dangalak.
  • Danimarka
  • Danimarka dili.
  • Danimarka Krallığı
  • Danimarka'ya ait
  • Danimarka.
  • Danimarkalı
  • Danimarkalı. Great Dane Danua cinsi kopek.
  • daniska
  • daniska. thunderingly gürleyerek.
  • dans
  • dans arkadaşı
  • dans eden adam
  • dans eden kimse
  • dans ederken ökçeyi yere basmak
  • dans eteği
  • dans etmek
  • dans ettirmek
  • dans figürü yapmak
  • dans müziği çalan orkestra
  • dans orkestrası combination lock şifreli kilit.
  • dans pisti
  • dans salonu
  • danseden bir çifte gidip erkekten damını almak
  • danslı oyun
  • dansta aksi istikametlerde hareket etmek.
  • dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figurehead sözde mevki sahibi
  • dansçı
  • dansör
  • dansör. belly dancer oriyantal dansöz
  • dansöz
  • dansöz. ballet dancer balerin
  • Dansık
  • dantel
  • dantel ile süslemek
  • dantela
  • dantelci
  • dantelli
  • Danzig
  • danışma
  • danışma bürosu
  • danışma kurulu
  • danışma, istişare
  • danışma.
  • danışma. consulting room muayene odası.
  • danışmak
  • danışman
  • danışman olan
  • danışman öğretmen.
  • danışmanlık
  • danıştay başkanı. do justice to haklı muamele etmek hakkını gözetmek. do oneself justice elinden geleni yapmak
  • danışıklı döğüşte bulunmak.
  • Dao
  • Daoizm
  • dar
  • dar arazi
  • dar açı
  • dar bir sahada çok mahsul yetiştirmeye vesile olan
  • dar boğaz
  • dar boğaz şeklinde ağıl
  • dar düşünceli
  • dar fikirli
  • dar geçit
  • dar görüşlü
  • dar görüşlü kimse. bigoted mutaassıp
  • dar kafalı
  • dar kafalılıkla.
  • dar sokak
  • dar ve derin dağ geçidi
  • dar ve derin dere.
  • dar ve pis.
  • dar ve uzun bayrak
  • dar ve uzun delik
  • dar ve uzun kumaş parçası
  • dar ve uzun yiv veya delik açmak
  • dar yer
  • dar yol
  • Dar- Saâdet
  • dara
  • daralmak
  • daralmış
  • daraltmak
  • daraltı
  • darağacl
  • darağacı
  • darağacı platformu: yapı iskelesi kurmak. scaffolding yapı iskelesine mahsus kereste
  • darbe
  • darbe indirmek
  • darbe izi
  • darbe modülasyonu
  • darbe tesiri yapan şey
  • darbe vuran şey veya kimse .
  • darbe vurma
  • darbeden ileri gelen ses
  • darbetmek
  • darbuka
  • darbımesel
  • darbımesel.
  • darda
  • dargın
  • dargın. out of spirits canı sıkkın
  • dargınlık
  • dargınlık.
  • Darice
  • Darius
  • darlaşma
  • darlaşmak
  • darlık
  • darlık içinde
  • darlık. nar row escape darı darına kurtulma
  • darlıkta olmak. die hard şiddetle karşı koymak
  • darmadağın etmek
  • darmadağın olmak
  • darmadağın olmuş.
  • darmadağınık
  • darmadağınık. waywardly inatçılıkla
  • darmstadtiyum
  • darphane
  • dart
  • Darvincilik
  • Darvinizm
  • darülaceze
  • darülacezede yaşayan kimse
  • darülfünun
  • darı
  • darı darına
  • darı darına.
  • darı.
  • darılgan
  • darılma
  • darılmak
  • darılmak .take after benzemek: yolunu tutmak
  • darılmak. take an examination sınava girmek. take apart ayırmak
  • darılmış
  • darılmış. offender suçlu.
← PreviousPage 2 of 19Next →