LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • darıltmak
  • darıltmak.
  • data
  • date
  • datif
  • daughter
  • daughter amca oğlu
  • daughter hala oğlu
  • daughter teyze oğlu
  • Dauria kargası
  • dava
  • dava açmak
  • dava açmak.
  • dava dahili olmak. intervention aracılık
  • dava etmek. lay down the law diktatörlük etmek. take the law into one' own hands hakkını kendi eli ile almak
  • dava hukuk davası
  • dava muamelesi
  • dava vekili
  • dava vekili.
  • dava vekili. pleading dava açma
  • dava.
  • dava. in great demand çok revaçta
  • dava. theoremat'ic teorem kabilinden.
  • davacı
  • davacı.
  • davadan vaz geçme. with drawn çekilmiş
  • davalı
  • davalı.
  • davanın esası.
  • davanın görulmesi için gün tayin edilmesi
  • Davao Bölgesi
  • davar
  • davar sürüsü
  • davasından vaz geçmemek. insistence ısrar
  • davasından vazgeçmek. relinquishment terk
  • davasını görmek
  • davayı daha yüksek bir mahkemeye devretme.
  • davet
  • davet edici bakış.
  • davet edilmemiş.
  • davet etmek
  • davet etmek. on the rise artmakta
  • davetiye
  • davetkâr
  • davetli
  • davetli konuşma. reversed-charges call ödemeli konuşma. station to station call normal konuşma
  • davetname
  • davetsiz
  • davetsiz gitmek
  • davetsiz misafir
  • davetsiz olarak sokulma
  • davetçi
  • davlumbaz
  • davranlş
  • davranmak
  • davranış
  • davranış bilgisi
  • davranış değiştirme
  • davranış hareket.
  • davranış örüntüsü
  • davranış.
  • davranışlar
  • davranışlarda riyakârlık gösteren.
  • davranışsal
  • davranışsal iktisat
  • davranışçılık
  • davul
  • davul sesi ile bir araya toplamak
  • davul sesi veya ona benzer ses
  • davul sesi çıkarmak
  • davul çalmak
  • davulcu
  • davulla tempo tutmak
  • davulun sesi uzaktan hoş gelir
  • Davut
  • Davutoğlu
  • day
  • day by day günden güne. day camp gündüz kampı. day in
  • day deciare.
  • dayak
  • dayak atmak
  • dayak atmak.
  • dayak.
  • dayak. corporally bedenen
  • dayalı olmak
  • dayamak
  • dayanacak şekilde. sturdiness kuvvetlilik
  • dayanacak şey
  • dayanak
  • dayanak noktası
  • dayanak noktası. anchor ground gemi demirleyecek yer
  • dayanaksız
  • dayanamamak
  • dayanamayıp baş eğmek
  • dayanarak.
  • dayanarak. make terms uyuşmak
  • dayandırmak.
  • dayandırmak. preservable korunabilir
  • dayangaç
  • dayanma
  • dayanma gücü
  • dayanma kuvveti.
  • dayanma müddeti
  • dayanma noktası
  • dayanmak
  • dayanmak.
  • dayanmak. calcula'tion hesaplama
  • dayanmak. figure out hesaplamak
  • dayanmak. predicate on dayandırmak
  • dayanmak. take it easy işin kolayına bakmak
  • dayanmak. Take it or leave it ister al
  • dayanç
  • dayançlı
  • dayanıklı
  • dayanıklı olmayan herhangi bir şey
  • dayanıklı.
  • dayanıklık
  • dayanıklılık
  • dayanıklığı kaybetme
  • dayanıksız
  • dayanıksızlaşmak
  • dayanıksızlaştırmak
  • dayanıksızlık
  • dayanılabilir
  • dayanılabilir.
  • dayanılmayacak kadar. Iose ground gerilemek
  • dayanılmaz
  • dayanılmaz derece. Last Supper Hazreti İsa'nın şakirtleriyle yediği son yemek. last word son söz
  • dayanılmaz.
  • dayanılmış.
  • dayanışma
  • dayanışmak
  • dayatmak
  • days
  • DAYZD
  • dayı
  • dayı kızı. mother' sister' son
  • dayıerki
  • dayılık
  • DAZD
  • dazlak
  • dazlak başlı adam. baldly kel olarak
  • dazlaklık
  • daça
  • dağ
  • dağ adamı
  • dağ aslanı
  • dağ ayısı
  • dağ babası
  • dağ baştankarası
  • dağ başı
  • dağ bisikleti
  • Dağ Bölgesi
  • dağ cılıbıtı
  • dağ eriği
  • dağ eteği.
  • dağ gelinciği
  • dağ gelinciği.
  • dağ geçidi
  • dağ gibi
  • dağ gölü
  • dağ hastalığı
  • dağ hastalığı. balloon tire otomobil veya bisiklet için büyük lastik
  • dağ horozu
  • dağ iklimi
  • dağ incir kuşu
  • dağ ispinozu
  • dağ kadar büyük şey
  • dağ kanaryası
  • dağ kargası
  • dağ kavağı
  • dağ kedisi
  • dağ keçisi
  • dağ koyunu
  • dağ kuyruksallayanı
  • dağ kırlangıcı
  • dağ lalesi
  • dağ mayasıl otu
  • dağ mukallidi
  • dağ servisi
  • dağ serçesi
  • dağ silsilesi
  • dağ silsilesi gibi.
  • dağ sıçanı
  • dağ tapiri
  • dağ tavuğu
  • dağ yamacı
  • dağ yeli
  • dağ yolu
  • dağ zirvesi
  • dağ çamı
  • dağ çayı
  • dağ çileği
  • dağarcık
  • dağcı
  • dağcılık
  • dağdağa
  • dağlama
  • dağlama demiri
  • dağlamada kullanılan demir
  • dağlamak
  • dağlamak için hayvanı yere yatırmak
  • dağlar arasındaki dar dere yatağı
  • dağlara tırmanmak.
  • dağlık
  • dağlık bölge
  • Dağlık Karabağ
  • Dağlık Karabağ Cumhuriyeti
  • dağsı
  • dağılan
  • dağılma
  • dağılma.
  • dağılmak
  • dağılmak adjournment ertelenme
  • dağılmış
  • dağılım
  • dağılıp gözden kaybolmak
  • dağılış
  • dağımsı
  • dağınık
  • Dağınık Disk
  • Dağınık Disk cismi
  • dağınık olmak
  • dağınık topuz
  • dağınıklık
  • Dağıstan
  • Dağıstanlı
  • dağıtma
  • dağıtmak
  • dağıtmak. fritter away boşuna sarfetmek
  • dağıtmak: bölmek
  • dağıtıcı
  • dağıtılmak
  • dağıtım
  • dağıtım miktarı
  • dağIık memleket
  • DDA
  • DDC
  • DDİ
  • de
  • de .
  • de bagat etmek
  • dead
  • deadline
  • deadlock
  • Deaş
  • debagat
  • debbağ
  • debdebe
  • debdebe. magnificently fevkalade olarak
← PreviousPage 3 of 19Next →