Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- baştan çıkarmak.
- baştan çıkmak. have bad blood between arada husumet olmak
- baştan. all-purpose her işe yarar. all right pek iyi
- baştankara
- baştankaragiller
- baştanımazlık
- başterim
- başucu
- başucu noktası
- başvuran kimse
- başvurma
- başvurmak
- başvurmak apply a match kibritle tutuşturmak. apply oneself to something kendini bir şeye vermek.
- başvuru
- başvuru yapmak
- başyazar. editorship kitap hazırlama veya yazma
- başyazı
- başyemek
- başçı
- başçık
- başçıl
- başölyelik derecesi
- başörtüsü
- başı belaya girmek. in trouble başı belada
- başı bir tarafa doğru olmak
- başı dertte
- başı dönen
- başı dönme.
- başı dönmek
- başı dönmüş
- başı için
- başı ovalayıp yıkama
- başı sabunlayıp yıkamak
- başı ve sonu olmayan
- başı çekmek
- başı çevrili olmak
- başı önde
- başı örtülü
- başıbozuk
- başıboş
- başıboş adam
- başıboş dolaşan
- başıboş dolaşmak
- başıboş köpek
- başıboş salıvermek. loosely gevşek olarak
- başıboş ve aylak kimse
- başıboş veya sahipsiz hayvanların muhafaza edildiği belediyeye ait yer
- başıboş. deviously çapraşık olarak
- başım ağrıyor
- başın arka tarafından sarkan saç örgüsü
- başın derisini yüzmek
- başın sarkması
- başın sağ olsun
- başın tepesinde bulunan saç tutamı
- başın öne eğilmesi. get the nod ABD
- başın üstünde
- başına
- başına bela kesilmek
- başına bela kesilmek.
- başına buyruk
- başına gelmek
- başına geçip yol göstermek
- başına geçirmek
- başına geçmek
- başına iş açmak
- başına toplanmak
- başında kavak yelleri esmek.
- başında olmak
- başından atmak
- başından atmak.
- başından aşmak.
- başından beri. a long way off çok uzakta. be in the way engel olmak
- başından defetmek
- başından geçmek
- başından savmak
- başını ağrıtmak
- başını derde sokmak. give out takati kesilmek
- başını dik tutmak
- başını diktutmak
- başını döndürmek
- başını eğdirmek
- başını eğerek selamlamak
- başını eğerek yol göstermek
- başını eğme
- başını eğmek
- başını ileriye doğru aşağı eğmiş
- başını kaşıyacak vakti olmayan. the jumps fazla sarhoşluktan ileri gelen titremeli sayıklama hastalığı.
- başını kesmek
- başını kurtarmak
- başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak
- başını çabucak eğip kaldırmak
- başının etini yemek
- başIıca
- başşehir
- başşehirde oturan kimse.
- başşehre ait
- bașkanlik
- BBC
- BDK
- BDT
- be
- be mübarek
- Beatles
- beauty parlor güzellik enstitüsü
- bebek
- bebek arabası
- bebek balık
- bebek bezi
- bebek formülü
- bebek gibi
- bebek gibi.
- bebek karyolası
- bebek maması
- bebek çocuk
- bebek ölümü
- bebekler için süt.
- bebeklik
- bebeksi
- beberuhi. runt'y çelimsiz
- bebeğe ait
- bebeğe meme vermek: itina ile bakmak .
- bebeğe yakışan
- bebeğim
- becayiş
- becereme yiş
- becerememek
- beceremeyiş
- beceri
- becerikli
- becerikli olarak.
- becerikli.
- beceriklilik
- beceriklilik.
- beceriksiz
- beceriksiz.
- beceriksizce
- beceriksizce taklit
- beceriksizce yamamak
- beceriksizlik
- becermek
- bedava
- bedava dağıtılan yiyecek
- bedava. dirt poor yoksul
- bedava. rent roll kiraya verilen mülklerin listesi. rent service kira yerine yapılan hizmet. rental kira bedeli.
- bedavacı
- bedbaht
- bedbaht.
- bedbahtlık
- bedbin
- bedbin kimse
- bedbin olmak
- bedbinlik
- beddua
- beddua etmek
- bedel
- bedel olarak koymak
- bedel. tertium quid üçüncü gelen şey
- bedelini ödemek
- beden
- beden dili
- beden eğitimi
- beden eğitimi.
- beden kuvveti
- beden sağlığı
- beden terbiyesi
- beden veya bitki gözeneklerinden dışarı çıkmak
- beden yapısı
- beden yapısı.
- bedence
- bedenden çıkarılmış
- bedene sürülen yağ
- bedene tam oturmayan kadın veya çocuk ceketi
- bedeneğitimi uzmanı.
- bedeni
- bedeni germek suretiyle işkence yapılan alet veya tertibat
- bedenli
- bedensel
- bedensel by brute force beden kuvveti ve zorla.
- bedevi
- bedhah
- bedhahlık
- bedii
- bedir
- bedmintın oyunundaki top
- beet sugar pancar şekeri
- beet tops pancar yaprağı
- befriend
- beggarhood dilencilik
- begonvil
- begonya
- begonyagiller
- begüm
- beher
- beherine
- behimilik
- Behçet hastalığı
- bej
- bek.
- bek. gas engine gazla işleyen makina. gas fixtures gaz boruları ile muslukları. gas jet gaz alevi
- beka
- Bekabad
- bekar
- bekar anne
- bekarlık
- bekarlığa veda partisi
- bekle mek
- bekle!
- bekleme
- bekleme odası
- bekleme odası.
- bekleme süresi
- bekleme.
- beklemede
- beklemek
- beklemek. bide one' time uygun zamanı beklemek.
- beklemek. hopeless ümitsiz
- beklemek. look forward to beklemek
- beklendik
- beklenen
- beklenen değer
- beklenen şey ümit
- beklenildiği gibi. of late son zamanlarda. of note önemli
- beklenilen tesiri göstermeyen
- beklenilenden daha çoğunu elde etmek. off one' top kafadan çatlak
- beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine.
- beklenilmedik zamanda vaki olan iyi bir şey
- beklenilmedik şey
- beklenilmedik. unexpectedly beklenilmeden
- beklenmedik
- beklenmedik anda yenmek
- beklenmedik bir anda
- beklenmedik olay. contingency fund bir bütçede beklenmedik ihtiyaçlara karşı ayrılan para.
- beklenmedik zamanlarda.
- beklenmek
- beklenti
- beklerken.
- bekletilmek
- bekletmek
- bekletmek. wait for beklemek. wait on hizmetçilik yapmak
- bekleyen
- bekleyen kimse
- bekleyiş
- bekri
- bekrilik
- bektaşi üzümü
- bekâr
- bekâr erkek
- bekâr. solely yalnız
- bekâret
- bekâret kemeri