Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- başbakan. premiership başbakanlık.
- başbakanın özel danışmanlar grubu. kitchen garden sebze bahçesi. kitchen stuff yemek için pişirilecek malzeme
- başbuğ
- başdan yukarıda
- başdüşman
- başeğme
- başfiyat
- başgarson
- başhekim
- başka
- başka balıkları yutan büyük ağızlı ve boynuzlu bir çeşit balık
- başka başka
- başka bir deyişle
- başka bir şekilde ifade etmek.
- başka bir şeyin yerine kullanma
- başka birisiyle karıştınlmış mistakable yanlış anlaşılabilir.
- başka devletin hükmü altında bulunan memleket
- başka devletin idaresinde bulunan devlet.
- başka dile çevirmek
- başka dilin alfabesiyle yazmak. translitera'tion transkripsiyon.
- başka eve nakletmek
- başka güne bırakmak
- başka insanlarla ilişkide incelik
- başka işe vakti olmamak. in hand elde
- başka kalıba sokmak
- başka kelimelerle izah etme
- başka kimse
- başka kişileri veya şeyleri kendi durumuna göre düşünen
- başka konuya geçmek
- başka madenleri altına çevir diği farzolunan tılsımlı taş.
- başka renkten tahları ensiz ve uzun parça
- başka suretle
- başka tarafa çevirmek
- başka türlü
- başka türlü.
- başka türlü: yahut
- başka vakte bırakmak
- başka yer başka zaman
- başka yerde.
- başka yerden gelmiş
- başka yere
- başka yere gitmişolmak. becarriedaway sürüklenrnek
- başka yere nakletmek
- başka yere yerleştirilen şey
- başka yere yerleştirme. heart transplant kalp nakli. transplanta'tion doku nakli.
- başka yere yerleştirmek
- başka yolu yok
- başka zaman
- başka zaman veya muayyen bir kimse için saklanılmış
- başka çare kalmayınca kullanmak.
- başka ülkelere ait olanları benimseme eğilimi.
- başka Irktan olan kimse
- başka şeyin üzerine binen kısım
- başkahraman
- başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası
- başkaları ile ilişkide ince
- başkaları ile ilişkide incelik gösteren kimse.
- başkalarına ayak uyduramayan .take a step adım atmak
- başkalarına gizlice tesir etmek
- başkalarına güveni olmayan.
- başkalarına iyilik etmek isteyen
- başkalarına kolay geçebilir şekilde.
- başkalarından yüksek olmak
- başkalarını geçmek
- başkalarını seven
- başkalarının ahlâki davranışlarını kontrol eden kişi
- başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse
- başkalarının hislerine katılmak
- başkalarının söz ve davranışlarını düşünmeden taklit eden veya tekrarlayan kimse
- başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse
- başkalarının sırtından geçinen kimse
- başkalarının sırtından geçinen kimse.
- başkalarının sırtından geçinen kişi
- başkalarının sırtından geçinerek lüks bir hayat sürmek
- başkalarının sırtından geçinmek
- başkalarıyla ilgilenen kimse.
- başkalaşma
- başkalaşma. alterative değiştirici
- başkalaştırmak
- başkalaşım
- başkaldırma
- başkaldırıcı
- başkalık
- başkalık. discrepant farklı
- başkan
- başkan ve yardımcıları
- başkan yardımcısı
- başkan yardımcısı.
- başkan yardımcısı. vice regent kral naibi vekili.
- başkanlık
- başkanlık etmek
- başkanlık sandalyesi
- başkanlık süresi
- başkanlığa ait.
- başkansız
- başkanın göreve başlarken yaptığı konuşma.
- başkası
- başkası ile aynı evde oturan kimse
- başkası için nutuk metni yazan kimse.
- başkası zannetmek
- başkasına benzemeyiş
- başkasına bırakmak
- başkasına fenalık eden kendine etmiş olur
- başkasına nispetle vaki olan
- başkasına verme
- başkasına vermek. hand out dağıtmak. hand over vermek
- başkasından daha çok bağırmak
- başkasından fazla yaşamak
- başkasından para sızdıran adam
- başkasını aday olarak göstermek
- başkasını düşünür
- başkasını gölgede bırakmak
- başkasını temsil eden kimse
- başkasının elinde oyuncak veya alet olan kimse. puppet play
- başkasının eline geçmek. clean hands suçsuzluk
- başkasının eserini izin almadan yayımlamak. piracy korsanlık
- başkasının hakkına tecavüz
- başkasının hakkına tecavüz etmek. tread out ayakla ezip özünü çıkarmak. tread the boards
- başkasının hesabına alçakça iş gören kimse.
- başkasının işine burnunu sokmak
- başkasının işine burnunu sokmak. meddler herkesin işine karışan kimse
- başkasının mülküne haksız olarak ayak basmak
- başkasının para veya eşyasını alıp soymak
- başkasının sorumluluğunu üzerine almak .
- başkasının sırrını açıklamak.
- başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse
- başkasının yazdığı bir yazıyı basılmak üzere hazırlamak
- başkasının yeri
- başkasının yerine söz söylemek
- başkasının zevklerini bozan kimse.
- başkasının ölümünden sonra hayatta kalma
- başkasının ölümünden sonra sağ kalan kimse
- başkent
- Başkent Bölgesi
- başkeşiş
- başkilise
- başkomutan
- Başkurdistan
- Başkurt
- Başkurtça
- başlahana
- başlak
- başlaklar
- başlama
- başlama işareti
- başlama işareti. go all the way tamamıyle anlaşmak
- başlama kabiliyeti veya hevesi
- başlama vuruşu
- başlama yetkisi
- başlama çizgisi
- başlamak
- başlamak.
- başlamak. embarka'tion gemiye binme veya bindirme.
- başlamak. fall under altına düşmek
- başlamak. set to music bestelemek. set to rights düzeltmek
- başlamak. the goahead izin
- başlanan
- başlangıç
- başlangıç noktası.
- başlangıç noktası. starting post yarışta başlangıç çizgisini işaret eden direk.
- başlangıç olan
- başlangıç yapmak. break a habit kötü alışkanlıktan kurtulmak. break in zorla girmek
- başlangıç.
- başlangıç. inceptive başlayan
- başlangıçta bir işe verilen kuvvet ve yardım
- başlangıçta. starting point hareket noktası
- başlanmak
- başlanmış.
- başlatan
- başlatma
- başlatmak
- başlatıcı
- başlayan
- başlayan veya başlatan kimse
- başlayıcı.
- başlayış
- başlayış. initiator başlatan kimse.
- başlı
- başlı başına
- başlıca
- başlıca bir mevzu takip etmek.
- başlıca dayanak.
- başlıca iş. on a line aynı hizada
- başlıca.
- başlıca. make the most of azami derecede istifade etmek
- başlık
- başlık giydirmek.
- başlık koymak
- başlık parası
- başlık sayfası. title role piyese adını veren karakter. a just title haklı tasarruf
- başlık sorguç
- başlık şeklindeki kapak
- başlıklı karga
- başlıkçı
- başmakale. editorialize haber naklederken yorum yapmak.
- başmakçı
- başnokta
- başpapaz
- başpapazın evi.
- başparmak
- başparmak tırnağı
- başparmak tırnağı kadar
- başpiskopos
- başpiskopos. archbishopric başpiskoposluk makamı veya bölgesi.
- başpiskoposa ait
- başpiskoposluk
- başrahibe
- başrahip
- başrolde göstermek.
- başrolde oynamak
- başsavcı
- başsağlığı
- başsağlığı dilemek.
- başsız
- başsızlık
- başta
- başta gelen
- başta gelmek
- başta gelmek. order of precedence kıdem sırası.
- başta olan
- başta olan kepek
- başta olan kimse
- başta olan. in chief baş
- başta olmak
- başta olmak üzere
- başta. first and foremost en başta
- baştan
- baştan ayağa
- baştan aşağı
- baştan aşağı.
- baştan başa
- baştan başa olan
- baştan başa.
- baştan başa. thoroughly tamamen
- baştan başlamak
- baştan savma
- baştan savma cevap
- baştan savma olarak
- baştan savma yapmak
- baştan savma. perfunctoriness formalite icabı yapma
- baştan savmak
- baştan sona
- baştan yukarı
- baştan yukarıda olan
- baştan çıkanp ortada bırakmak. betrayal hıyanet
- baştan çıkaran.
- baştan çıkarma
- baştan çıkarma seducer ayartan adam iğfal eden adam. seducible baştan çıkarılabilir
- baştan çıkarma.
- baştan çıkarmak