LexiTurk← Dictionary

Turkish words: B

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • bağişlama
  • bağlak
  • bağlam
  • bağlam erkesi
  • bağlama
  • bağlama demiri
  • bağlama kazığı
  • bağlamak
  • bağlamak yerine tespit etmek
  • bağlamak. lash down bağlayıp muhafaza etmek. lash together iple birbirine bağlamak.
  • bağlamak. tie
  • bağlamaz yörüngeç
  • bağlanma
  • bağlanmak
  • bağlantı
  • bağlantı irtibat
  • bağlantı işareti
  • bağlantı kurmak
  • bağlantı kurmak. get together toplanmak
  • bağlantı levhası
  • bağlantı parçası
  • bağlantı: göğüs göğüse kavga.
  • bağlantıcılık
  • bağlantılı
  • bağlantılı olmak
  • bağlantısını kesmek
  • bağlantısız olarak. separateness ayrılık. separation ayrılık
  • bağlanç
  • bağlanım
  • bağlar
  • bağlar yörüngeç
  • bağlarını çıkarmak
  • bağlayıcı
  • bağlayıcılık
  • bağlayıp kapamak
  • bağlayış
  • bağlaç
  • bağlaşma
  • bağlaşık tepkimeler
  • bağlaşık. unanimously tam ittifakla.
  • bağlaşıklık
  • bağlrsakların işlemesi.
  • bağlı
  • bağlı kalmak
  • bağlı kılma
  • bağlı olma
  • bağlı olmak
  • bağlı olmak.
  • bağlı olmayan
  • bağlılaşık
  • bağlılaşım
  • bağlılık
  • bağlılık tutarlık
  • bağlılıkla
  • bağlılıklı
  • bağnaz
  • bağnaz kimse
  • bağnaz.
  • bağnaz. bigotedly bağnazca bigotry bağnazlık.
  • bağnazlık
  • bağrına basma. embracement kabul etme
  • bağrına basmak
  • bağrına basmak.
  • bağrına basmak: gütmek. cherisher aziz tutan kimse. cherishingly aziz tutarak.
  • bağrına taş basmak.
  • bağrışma. squealer böyle ses çıkaran kimse
  • bağrışmak
  • bağsız ve hafif kadın ayakkabısı.
  • bağönler
  • bağönler yörüngeç
  • bağı
  • bağı çözülmüş
  • bağıl
  • bağıl nem
  • bağıllık
  • bağıllık kuramı
  • bağım
  • bağımlı
  • bağımlı değişken
  • bağımlı kişilik bozukluğu
  • bağımlı kılmak
  • bağımlı olan kimseler
  • bağımlılık
  • bağımlılık enjeksiyonu
  • bağımsız
  • Bağımsız Devletler Topluluğu
  • bağımsız kimse
  • bağımsız olarak
  • bağımsız olarak. in my opinion benim fikrimce
  • bağımsızlık
  • bağımsızlık yanlısı. separator ayırıcı
  • bağıntı
  • bağıntıcılık
  • bağıntılı
  • bağır
  • bağıran
  • bağırarak başkasının sesini bastırmak.
  • bağırarak ilgi çekmek
  • bağırarak ilân etmek
  • bağırarak konuşmak. shout down bağırarak bir kimsenin sesini bastırmak. shout out yüksek sesle bağırmak.
  • bağırarak manasızca konuşmak
  • bağırma
  • bağırmak
  • bağırmak.
  • bağırmak. cry out against karşı çıkmak
  • bağırsak
  • bağırsak gazı
  • bağırsak iltihabı
  • bağırsak kurdu
  • bağırsak solucanı
  • bağırsak. Iarge intestine kalın bağırsak. small intestine ince bağırsak. intestinal bağırsaklara ait.
  • bağırsaklar
  • bağırsakların işlemesi. passage money navlun
  • bağırsaklarını dışarı dökmek
  • bağırsaklarını çıkarmak. bowel movement dışkı çıkarma
  • bağırsakta gaz. in the wind olmakta
  • bağırtlak
  • bağırtı
  • bağırıp çağırmak
  • bağırış
  • bağırış.
  • bağıt. come to an agreement bir karara varmak
  • bağış
  • bağışlama
  • bağışlama.
  • bağışlamak
  • bağışlamak. forgivable affedilebilir. forgiveness af
  • bağışlanma
  • bağışlayıcılık
  • bağışta bulunan kimse
  • bağışçı
  • bağışık
  • bağışıkkılmak. immuniza'tion baışıklama
  • bağışıklık
  • bağışıklık sistemi
  • bağışıklık tanımak
  • baIıklama dalış
  • baIıkçı takımı.
  • baş
  • baş ağrısı
  • baş ağrıtmak
  • baş aşagı.
  • baş aşağı
  • baş aşağı etmek
  • baş bağlamak
  • baş başa
  • baş belası
  • baş belası.
  • baş belâsı
  • baş belâsı.
  • baş biti
  • baş denizleri
  • baş döndüren
  • baş döndürücü
  • baş dönmesi
  • baş düşman
  • baş eğerek selamlama
  • baş gösterme
  • baş göstermek
  • baş hareketi
  • baş harf
  • baş kalaştırmak
  • baş kaldlrma
  • baş kaldıran
  • baş kaldırma
  • baş kalfa
  • baş karakter
  • baş kesen.
  • baş koyma.
  • baş koymak
  • baş kâsesi
  • baş kısmı önde
  • baş meleklerden biri
  • baş müddeiumumi power of attorney vekâlet
  • baş nota
  • baş olmak
  • baş parmak yukarıda
  • baş piskopos
  • baş rahibeye verilen unvan
  • baş rôlde oynamak
  • baş sıkılması
  • baş tacı
  • baş taraf
  • baş uşak.
  • baş vermek. come to blows yumruk yumruğa gelmek. come to grief başı darda olmak
  • baş vuracak yer
  • baş vurmak
  • baş yapmak
  • baş yer
  • baş yönetici
  • baş zırhı
  • baş çanağı
  • baş örtüsü
  • baş üstüne. certainty katiyet
  • baş1ık
  • başa baş
  • başa gelmek
  • başa geçmek. lead on götürmek
  • başa koymak
  • başa takılan çelenk
  • başa çıkmak
  • başa çıkılmaz
  • başak
  • başak burcu
  • başak demetleri kümesi
  • başak demetleri kümesi dokurcun
  • başak demetlerini küme haline getirmek.
  • başaklanmak
  • başakçı
  • başan
  • başaracağı tahmin edilmeyen. unlikelihood
  • başaramamak
  • başaramamak. Iick the dust ölmek
  • başarma
  • başarma isteği olan
  • başarmak
  • başarmak. be browned off ing.
  • başarmak. fall out kavga etmek
  • başarmak. get the upper hand kazanmaya yüztutmak. get through bitirmek
  • başarmak. pull oneself together kendine gelmek
  • başarı
  • başarı kazanamaması imkansız olan.
  • başarı kazanamayan kimse veya şey.
  • başarı kazanmak
  • başarı.
  • başarılarından ötürü şeref payesi vermek için seçilen
  • başarılı
  • başarılı olmak
  • başarılı sene. vintager üzüm toplayan kimse.
  • başarılı sonuç. threering circus üç sahneli sirk
  • başarılı şey veya kimse.
  • başarılı. enviably gıpta edilecek kadar.
  • başarılı. on top of en tepede
  • başarılılık
  • başarım
  • başarının sönmesi
  • başarısız
  • başarısızlık
  • başarısızlık .general strike genel grev on strike grev halinde. sympathy strike sempati grevi.
  • başarısızlık işareti. writing pad bloknot
  • başarısızlık. A miss is as good as a mile Fırsatı kaçırdlktan sonra
  • başarısızlıkla bitmek.
  • başarısızlıkla: kusurlu olarak
  • başarısızlığa uğramak. come to grips with ciddiyetle ele almak. come to hand gelmek
  • başarısızlığa uğrayan politikacı.
  • başarıya ulaşmak muvaffak olmak .
  • başarıyla.
  • başağrısı
  • başağırlık
  • başbakan
← PreviousPage 6 of 27Next →