Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- bakaç
- baki
- baki kalmak
- baki olmak
- baki reye yakışır
- baki. surplusage fazla olan meblâğ
- baking powder. baking soda sodyum bikarbonat
- bakir
- bakir alan
- bakir orman
- bakir. virgin forest bakir orman. Virgin Queen ingiltere kraliçesi 1. Elizabeth. virgin soil işlenmemiş toprak.
- bakire
- bakire kız
- Bakire Meryem
- bakirelik
- bakirlik
- bakiye
- bakkal
- bakkal.
- bakkalın sattığı eşya .
- bakla
- baklagil
- baklagiller
- baklagiller familyasından bitki
- baklagiller familyasından bitkinin tanesi veya tohumu
- Baklahorani
- baklamsı meyva.
- baklanın dış kabuğu veya zarfı ile içinde bulunan tohum
- baklava
- baklava biçimi
- baklava biçimindeki şekillerden ibaret süsleme.
- baklava şeklinde benekli pike
- baklava şeklinde pencere camı.
- baklavalar
- baklayı ağzından çıkarmak. rain cats and dogs şiddetli yağmak.
- bakliyat
- bakma
- bakmak
- bakmak. inspection muayene
- bakmak. supervi'sion denetleme
- bakmamak
- bakmayarak
- bakteri
- bakteriler
- bakterisit
- bakteriyel
- bakteriyofaj
- bakteriyolog
- bakteriyoloji
- bakteriyostatik
- baktırmak
- Bakü
- Baküs şenliği
- bakı
- bakıcı
- bakıcılık.
- bakılmakta
- bakılmamış
- bakım
- bakım evi
- bakım işi
- bakım ve tamir.
- bakım ünitesi
- bakım. from the standpoint of bakımın dan
- bakımlı
- bakımlık
- bakımsız
- bakımsız kalmış fidan
- bakımsızlık
- bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç
- bakımından
- bakımını sağlamak
- bakın
- bakıncak
- bakıp büyütme
- bakıp büyütmek.
- bakıp keşfetmek
- bakır
- bakır kaplamak
- bakır kelebeği
- bakır pası
- bakır rengi
- bakır rengi vermek
- bakır renginde
- bakır takımı
- bakır taşı
- Bakır çağı
- bakıra benzer
- bakırcı
- bakırdan yapılmış
- bakırlı
- bakırlı.
- Bakırsokum
- bakırımsı
- bakıvermek
- bakıye
- bakıışımszlık.asymmetrıc simetrik olmayan
- bakış
- bakış açısı
- bakış açısı.
- bakış açısı. with a view to maksadı ile
- bakış nazar
- bakışları üzerine toplamak
- bakışma yarışması
- bakışık
- bakışım
- bakışımlama
- bakışımlı
- bakışımlı topaç
- bakışımsız
- bakışımsız.
- bakışımsızlık
- bakşı
- bal
- bal arısı
- bal ilâve ederek tatlılaştırmak
- bal kabağı
- bal mumu
- bal peteği
- bal porsuğu
- bal rengi
- bal yapmayan iğnesiz bir cins erkek arı
- bal özü
- balaban
- balaban kuşu
- balad
- Balaka
- balaklava
- balalayka
- balance of trade ticaret dengesi
- balanik
- balanit
- balanopostit
- balar
- Balasagun
- balast
- balayı
- balayı.
- balayına gitmek
- balbal
- balcı
- baldpate kel kimse
- baldır
- baldır kemiği
- baldıran
- baldırgan
- baldırıkara
- baldız
- baldız. elder sister abla. half sister üvey kızkardeş . lay sister rahibe namzedi. sisterly kız kardeş gibi
- bale
- bale dansçısı
- bale direktörü.
- bale eserleri yazma sanatı
- bale sanatı.
- bale trupu.
- bale | dansçı
- Balear Adaları
- balen
- balerin
- balerin.
- balgam
- balgam atmak
- balgam salgılayan
- balgam taşı
- balgam türünden
- balgam çıkarmak.
- balgamlı
- balina
- balina avlama gemisi. whal'ing balina avı
- balina avlamak. a whale of a hayli
- balina avlanan yer. whale oil balina yağı .whal'er .balina avcısı
- balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.
- balina köpek balığı
- balina yağı
- balinalar
- balinanın suda sıçraması
- balistik
- balistik ilmi
- balkabağı
- Balkan
- Balkan Dağları.
- Balkan devletlerine veya bu memleketlerde oturanlara ait
- Balkan vilayeti
- Balkan Yarımadası
- Balkan yarımadasına veya dağlarına ait. the Balkans Balkan Devletleri
- Balkanlar
- balkon
- balkon. balconied balkonlu.
- ballandırmak.
- ballı
- ballıbaba
- ballıbabagiller
- balmumu
- balmumu ile cilalamak.
- balmumu sürmek
- balmumuna benzer herhangi bir madde
- balneoterapi
- balo
- balo salonu.
- balon
- balon balığı
- balon gibi şişip kabarmak
- balon ile uçmak
- balon lastik. trial balloon kamuoyunu ve yabancı devletlerin fikirlerini yoklamak maksadıyle ortaya atılan fikir veya havadis
- baloncuk
- balsam
- balta
- baltacı
- baltalama
- baltalamak
- baltalık
- Baltık
- Baltık Denizi
- Baltık.
- balya
- balya yapmak
- balyoz
- balyoz.
- balzamik sirke
- balçak
- balçık
- balık
- balık adam
- balık avlama
- balık avlamak
- balık avlayan hayvan veya kuş. fisherman baIıkçı. fishery balıkçılık
- balık avı
- balık ağı
- balık ağı atma
- balık baykuşu
- balık baştan kokar
- balık bilimi
- balık boyu
- balık burcu
- balık eti
- balık gibi
- balık işleme
- balık kargası
- balık kartalı
- balık kavağa çıkınca
- balık kepçesi
- balık kulağı
- balık oltası
- balık pazarı
- Balık pullarından elde edilen ve sahte inci yapımında kullanılan gümüşümsü bir madde
- balık pulu
- balık puluna benzer kabuk
- balık satan kadın
- balık satan kimse. fish out of water yerini yadırgayan kimse
- balık sürüsü