Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- balık sütü
- balık tarlası
- balık tutan kimse
- balık tutkalı
- balık tutma
- balık tutmak
- balık veya hayvan avlamak için yasak olan bölgeye girmek
- balık yağı
- balık yemi
- balık yumurtası
- balık yumurtası.
- balık çomağı
- balık çorbası
- Balıkesir
- balıketinde
- balıketli
- balıkgözü
- balıkgözü objektif
- balıklar
- balıklava
- balıklı sebze çorbası.
- balıknefesi
- balıksırtı
- balıksız
- balıktan ibaret
- balıkçı
- balıkçı gemilerinde içine balık konulan ufak tahta tekne.
- balıkçı gemisi
- balıkçı sansar
- balıkçı teknesi
- balıkçık
- balıkçıl
- balıkçıl familyasından bir kuş
- balıkçılgiller
- balıkçılık
- balıkçılık endüstrisi
- balıkçılık ve matbaacılıkta kullanılan bir çeşit enli bıçak
- balıkçın
- balım
- balığl tuzlayıp tütsülemek veya kurutmak.
- balığı çok
- balığın gizlendigi yer. lie down yatmak
- bam teli
- Bambara dili
- bambaşka
- bambu
- bambu ayısı
- bambudan yapılmış.
- bamya
- bana
- bana göre
- bana kalırsa. for my sake hatırım için. for once bir kerecik
- bana kalırsa. in order that diye
- bana ne
- bana veriniz
- bana yardım edebilirmisiniz?
- bana yardım eder misiniz?
- bana yardım et, lütfen
- bana öyle geliyordu ki impressionable aşrı duygun
- bana. Ah me ! Aman
- banadura
- banak
- banal
- banal ya da klişe
- banallik
- banağacı
- banda almak
- banda almak.
- banda almak. tape deck
- bandaj
- bandana
- bando
- bando arabası
- bando veya koro şefi
- bando. music book nota kitabı. music box latarna. music hall müzik salonu
- bandrol
- bandıra
- bandırmak
- Banggai kargası
- Bangkok
- Bangladeş
- Bangladeş Halk Cumhuriyeti
- Bangladeşli
- bani
- banjo
- bank
- banka
- banka akseptansı
- banka cüzdanı. bank discount banka iskontosu
- banka hesabı
- banka hesabından çekmek
- banka kartı
- banka soyguncusu
- banka veya bankacılık vazifesini yapmak
- bankacı
- bankacılık
- bankadan toplu talep
- bankamatik
- bankaya para yatırmak
- bankaya yatırmak
- banket
- banknot
- banko
- bankınot
- bankınot. paper profits kağıt üzerindeki tahmini kazanç. blotting paper kurutma kağıdı
- banlamak
- banliyö
- banliyö treni
- banliyö. suburban varoşta olan
- banliyöde oturan halk.
- banliyöye ait. suburban train banliyö treni.
- banmak
- banotu
- bant
- bant .
- bant.
- Bantu
- Bantu dil grubu.
- banyo
- banyo dairesi
- banyo edilmek üzere film postalamaya elverişli ufak torba.
- banyo etmek
- banyo küveti
- banyo odası
- banyo yapmak
- banyo yaptırmak
- banyo ördeği
- banço
- baobap
- baobap meyvası. monkey business maymun işi
- bap
- baptistler
- bar
- Bar Belediyesi
- baraj
- baraj yapmak
- baraka
- baran
- baras
- Barbados
- Barbadoslu
- barbakan
- barbar
- barbar kimse
- barbarlık
- barbarlık.
- barbarlık. Gothicize Gotik tarza uydurmak .
- Barbaros
- barbekü
- barbet
- Barbie
- Barbuda
- barbunya
- barbunyagiller
- bardak
- bardak dolusu.
- bardak eriği.
- bardak veya fincan gibi çukur bir kabın ağzı
- bardak veya vazo altllığı
- bardak çekme
- bardaktan boşalırcasına yağmak
- bardaktan boşanırcasına yağmak
- bardağı taşıran son damla
- bardo
- baret
- barfiks
- bargir
- bari
- barikat
- barikatla önünü kesip müdafaa etmek. barricader barikat yapan kimse.
- barisfer
- barista
- barit
- bariton
- bariyer
- bariyer resifi
- bariz
- barkan
- barkarol
- barkod
- barlam
- barmen
- barmen.
- barmeyd
- baro
- barok
- barok müzik
- barometre
- barometredeki civayı bir pus yükseltecek hava basmcı
- barometrenin yüksek olduğu bölge
- barometric
- baron
- barones
- barones.
- baronluk
- baroreseptör
- barosansibl
- barosinüzit
- baroskop
- Barr testi
- barrel.
- Barrett sendromu
- barsak intolaransı
- Barselona
- Barselona ili
- bartolinit
- Bartın
- barudi
- barut
- barut ağacı
- barut fıçısı
- barut hakkı
- barut kabağı
- barut.
- baruthane
- barutluk
- baryon
- baryum
- barço bağı.
- barın
- barınak
- barınak.
- barınaksız
- barındırma
- barındırmak
- barınmak
- barınmak.
- barınılmaz
- barış
- barış anlaşması
- barış antlaşması
- barış görüşmeleri
- barış sembolü olarak kullanılan herhangi bir şey.olive brown yeşilimsi kahverengi.olive drabzeytuni
- barış yapmak
- barış yapmak.
- barış çubuğu
- barış.
- barış. Pax vobiscum selâmün aleyküm.
- barışma
- barışmak
- barışseverlik
- barışta
- barıştıran kimse
- barıştırma
- barıştırmak
- barıştırıcı kimse
- barıştırılamaz
- barıştırılamaz kimse
- barışçı
- barışçılık. pacifist barışçı kimse.