LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • ağzı kulaklarına varmak
  • ağzı köpeğinkine benzeyen kısa kuyruklu bir maymun türü
  • ağzı olan ağızlı.
  • ağzı slkı
  • ağzı sulanmak
  • ağzı sıkı
  • ağzım tlkamak
  • ağzın alabildiği miktar
  • ağzına almak
  • ağzına ağızlık geçirmek
  • ağzına gem vurmak
  • ağzına kadar doldurmak
  • ağzına kadar doldurmak. brimful ağzına kadar dolu. brimmer ağzına kadar dolu kadeh veya kâse.
  • ağzına kadar dolu kadeh veya bardak
  • ağzına kadar dolu olmak
  • ağzına kadar dolu.
  • ağzına kadar dolu. cram it down his throat ağzına tıkmak
  • ağzına çalmak
  • ağzından kaçırmak
  • ağzını bağlamak
  • ağzını bozmak.
  • ağzını kapamak
  • ağzını kapatma
  • ağzını kapatmak
  • ağzını tıkamak
  • ağzının tadını bilen kimse.
  • ağı
  • ağı ağacı
  • ağı otu
  • ağıl
  • ağıl.
  • ağıla gütmek.
  • ağıla kapamak
  • ağıla kapamak.
  • ağıla koymak.
  • ağıla veya ine istirahat için girmek
  • ağılamak
  • ağılanma
  • ağılı
  • ağılı böcek
  • ağım
  • ağımlı
  • ağıncık
  • ağınma
  • ağınma ısısı
  • ağıotu
  • ağır
  • ağır adım ve sesi
  • ağır adımlarla yürü- mek
  • ağır adımlarla yürümek
  • ağır araç
  • ağır ağır
  • ağır ağır azalmak veya telef olmak. wast'ing zayıflatıcı
  • ağır ağır dolaşmak
  • ağır ağır hareket eden kimse
  • ağır ağır hareket etmek
  • ağır ağır ilerlemek
  • ağır ağır kaynayarak azalmak.
  • ağır ağır konuşma.
  • ağır ağır kürek çekmek
  • ağır ağır ve ayaklarını sürüyerek yürümek
  • ağır ağır.
  • ağır ağır. slowness yavaşlık.
  • ağır basmak
  • ağır başlı
  • ağır bir işe koşarak takatini kesmek
  • ağır bir yükü köşeleri üzerinde yürüterek taşımak
  • ağır cezaya ait
  • ağır cezaya lâyık. grievously fena surette
  • ağır cisim
  • ağır darbe
  • ağır davranmak
  • ağır devirli
  • ağır düşme sesi. thumper vurucu. thumping vuran
  • ağır düşüş
  • ağır etkileşim
  • ağır hareket eden ve beceriksiz kimse
  • ağır hidrojen
  • ağır iş
  • ağır iş için elverişli
  • ağır iş. manual training elişi eğitimi. manually el ile.
  • ağır kokulu
  • ağır küre
  • ağır metal
  • ağır sanayi
  • ağır scornfully istihfafla
  • ağır silâhlar
  • ağır su
  • ağır su. heavyweight ağlr sıklet
  • ağır suç.
  • ağır suçla ilgili.
  • ağır söz
  • ağır söz veya tehdit savurmak
  • ağır süvari
  • ağır sıklet
  • ağır topla oynanan bir oyun. bowling alley bu oyuna mahsus dar yol. bowling green bu oyunun oynandığı yeşil saha.
  • ağır ve adi işte çalışan kimse. ditchwater hendekte biriken pis su.
  • ağır ve devamlı ilerlemek. forge ahead yarışta başa geçmek
  • ağır ve düzenli adımlarla yürümek
  • ağır ve ihtiyatlı hareket etmek
  • ağır ve kesin.
  • ağır ve sıkıcı iş.
  • ağır ve tehlikeli teşebbüs. big-hearted eli açık
  • ağır ve yavaş parça.
  • ağır ve yumuşak bir şeyin düşmesi
  • ağır yaralanmak
  • ağır yük asansörü. be hoist with veya by one's own petard kendi kazdığı çukura düşmek
  • ağır yük vagonu
  • ağır yükleri yerinden kaldırmaya özgü makina
  • ağır yürür
  • ağır yürür veya hareket eder
  • ağır çan sesi.
  • ağır çaplı toplar
  • ağır çekiç
  • ağır şekilde hakaret etmek. the spit and image of
  • ağır.
  • ağır. deliberately kasten
  • ağır. sogginess sırsıklam bir halde olma.
  • ağır. strenuously çok emek sarf ederek yoğun faaliyetle. strenuousness yorucu faaliyet.
  • ağırayak
  • ağırbaşlı
  • ağırbaşlı.
  • ağırbaşlılık
  • ağırca
  • ağırdan alan
  • ağırdan almak
  • ağırkanlı
  • ağırlama
  • ağırlama.
  • ağırlamak
  • ağırlaşmak
  • ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde
  • ağırlaşmış
  • ağırlaştırmak
  • ağırlıgını koymak. weight'less ağırlıksız.
  • ağırlık
  • ağırlık basmış ağır
  • ağırlık koyup bastırmak
  • ağırlık merkezi
  • ağırlık ve miktara göre alınan gümrük vergisine ait
  • ağırlık verici
  • ağırlık vermek
  • ağırlık. lumpy yumrularla dolu
  • ağırlıklı iğne ile balık tutmak
  • ağırlıksızlık
  • ağırlığında olmak
  • ağırlığını vererek basmak
  • ağırşak
  • ağıt
  • ağıtsal
  • ağıtçı
  • ağız
  • ağız aramak
  • ağız aramak. fish for a compliment kendisine kompliman yapılmasını istemek
  • ağız açıklığı
  • ağız bakım suyu
  • ağız bozukluğu
  • ağız boşluğu
  • ağız dalaşı
  • ağız gibi şey
  • ağız hijyeni
  • ağız kalabalığı
  • ağız kavgası etmek
  • ağız kavgası etmek.
  • ağız kokusu
  • ağız kopuzu
  • ağız kuşağı
  • ağız mızıkası
  • ağız sulandırıcı. juiciness özlülük
  • ağız sıkılığı
  • ağız tamburası. jew' mallow bir tür ebegümeci
  • ağız tüfeği
  • ağız yoklamak
  • ağız yıkamak için kullanılan antiseptik bir sıvı.
  • ağıza ait
  • ağıza alınabilir.
  • ağıza alınmaz
  • ağıza alınmaz.
  • ağıza güzel koku vermek için kullanılan sıvı
  • ağızcıl
  • ağızda kalan lezzet .
  • ağızda çiğnenen tütün parçası.
  • ağızdan
  • ağızdan alınan
  • ağızdan kaçırmak
  • ağızdan çıkan buhar
  • ağızdolusu
  • ağızlama
  • ağızlaşmak
  • ağızlı
  • ağızlık
  • ağızlık takmak
  • ağızotu
  • AIDS
  • aş
  • aşacak
  • Aşai Rabbani
  • aşai rabbani sofrası. altar-piece mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik
  • aşama
  • aşama sırası
  • aşar vergisi
  • aşar vergisini vermek
  • aşağı
  • Aşağı Almanca
  • aşağı alt
  • Aşağı Avusturya
  • aşağı bir derecede
  • aşağı derecede olan
  • aşağı derecede olan kimse veya şey.
  • aşağı indirmek
  • aşağı inmek
  • aşağı kat.
  • aşağı kata
  • aşağı katta
  • aşağı mevki veya halde
  • Aşağı Mısır
  • Aşağı Saksonya
  • Aşağı Sorbça
  • aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
  • aşağı yukarı
  • aşağı yukarı sallanmak
  • aşağı yukarı.
  • aşağıda
  • aşağıda gösterildiği şekilde. It follows from this that... Bundan da anlaşıldığı gibi
  • aşağıda olan
  • aşağıdaki
  • aşağılama
  • aşağılamak
  • aşağılanmış
  • aşağılayıcı
  • aşağıllk
  • aşağılık
  • aşağılık adam
  • aşağılık duygusu
  • aşağılık kimse
  • aşağılık kompleksi
  • aşağılık.
  • aşağılık. pitifully merhamet uyandırarak. pitifulness acınacak hal.
  • aşağısama
  • aşağısına
  • aşağısında
  • aşağıya
  • aşağıya yönelen
  • aşağıya yönelme
  • aşağıya yönelmiş
  • aşevi
  • aşhane
  • aşikar
  • aşikar olarak
  • aşikar olarak.
← PreviousPage 25 of 26Next →