LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • ayaktopu.
  • ayakucu
  • ayakyolu
  • ayakçı
  • ayar
  • ayar etmek
  • ayar etmek adjustable ayar edilebilir
  • ayar etmek. regula'tion nizam
  • ayarlama
  • ayarlama.
  • ayarlama. timing gears motorun içinde valf ayarını temin eden iki dişli.
  • ayarlamak
  • ayarlamak. change one' tune ağız değiştirmek. in tune akortlu. out of tune akortsuz
  • ayarlanmış
  • ayarlanmış evlilik
  • ayarlayıcı alet
  • ayarlayıcı alet.
  • ayarsızlık
  • ayartma
  • ayartma. enticing ayartan
  • ayartmak
  • ayartmak. enticement kandırma
  • ayartmak. lead away alıp götürmek
  • ayartmaya çalışmak .out of play oyun dışı bırakılmış.
  • ayartı
  • ayartıcı
  • ayartılabilir
  • ayarı bozuk
  • ayarı bozuk.
  • ayaz
  • ayazlı
  • ayağa
  • ayağa ait
  • ayağa kaldırmak
  • ayağa kalkmak
  • ayağa kalkmış
  • ayağa kalkmış. erective kaldırıcı. erectly dikine
  • ayağı hafif hafif yere vurmak
  • ayağı sakat
  • ayağına tez
  • ayağına tez çevik
  • ayağını denk almak.
  • ayağını kaydırmak
  • ayağını yere vurma
  • ayağını yere vurmak
  • ayağını yorganına göre uzatmak .Iose one's head kendinden geçmek
  • ayağını yorganına göre uzatmak. no end sonsuz
  • aybaşı
  • aybaşı kesimi
  • aybaşı olmak. fall on gelmek
  • ayda bir olan
  • ayda bir.
  • ayda iki kere olan
  • ayda iki kere.
  • aydemir
  • aydın
  • aydın. educator eğitmen
  • aydınlanma
  • Aydınlanma Çağı
  • aydınlanmak
  • aydınlanmış
  • aydınlar
  • aydınlatma
  • aydınlatma mermisi. StarSpangled Banner ABD'nin bayrağı
  • aydınlatma.
  • aydınlatmak
  • aydınlatmak.
  • aydınlatmak. civiliz'able uygarlaştırılabilir. civilizer uygarlaştıran kimse.
  • aydınlatmak. enlightened bilgi edinmiş
  • aydınlatmak. throw mud at çamur atmak. throw off üstünden atmak
  • aydınlatıcı
  • aydınlatılmış.
  • aydınllğa kavuşturmak
  • aydınlık
  • aydınlık vazıh
  • aydınlıkölçer
  • aydınlığa çıkarmak
  • aydınlığa çıkarmak.
  • ayet
  • ayet.
  • aygır
  • aygıt
  • aygıtlar
  • aygıtçık
  • AYİKB
  • ayin
  • ayin kabilinden
  • ayin kitabı
  • ayin yapmak
  • ayin yönetmek
  • ayine ait
  • ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz
  • aykırı
  • aykırı olmak
  • aykırı.
  • aykırı. He is against reforms. O adam reform düşmanıdır. over against ona karşı
  • aykırılık
  • ayla
  • aylak
  • aylak aylak dolaşmak
  • aylak kimse
  • aylaklık
  • aylaklık etmek
  • aylakça
  • aylakça dolaşmak
  • aylakça vakit geçirmek
  • aylandız ağacı.
  • aylarca. for my part kendi hesabıma
  • aylaynır
  • aylrmak
  • aylı
  • aylık
  • aylık bağlamak. pension off emekli aylığı bağlayıp işten çıkarmak.
  • aylık bağlamak. salaried aylıklı
  • aylık dergi
  • aylık, gelir
  • aylıklı
  • aym
  • aym zamanda. at times zaman zaman
  • ayma
  • Aymara
  • Aymaraca
  • aymaz
  • aymazlık
  • ayn
  • ayna
  • ayna gibi göstermek
  • ayna gibi hayalini göstermek
  • ayna sırı
  • aynak
  • aynakgaga
  • aynakgiller
  • aynalı
  • aynalık
  • aynasız
  • aynasız. John Smith alelade adam
  • aynasızlar
  • aynca
  • aynen
  • aynen according to göre
  • aynen karşılığını yapma. retaliative
  • aynen öyle
  • aynen. for cash peşin para ile. for good bütün bütün
  • ayni
  • ayniyat
  • ayniyet identity card kimlik belgesi
  • aynlma
  • aynntıları ile yazmak veya kaydetmek
  • Aynuca
  • aynı
  • aynı adı olan kimse.
  • aynı amaç veya sonuca yönelen birbirine paralel doğru veya düzeyler
  • aynı anda
  • aynı ayarda. out of step adımları birbirine uymayan
  • aynı bir
  • aynı cemiyette üye. brotherhood kardeşlik
  • aynı cinsten olan kimse veya şey
  • aynı derecede.
  • aynı düzeyde
  • aynı eğilimde ve etkide olan
  • aynı fikirde
  • aynı fikirde olmak
  • aynı halde veya vasıfta kalan. permanent press ütü istemez. permanent wave permanant
  • aynı harf veya işaretlerle birden fazla ses ifade etme.
  • aynı hikaye
  • aynı hizada
  • aynı huyda
  • aynı irtifada
  • aynı istikameti haiz
  • aynı konuyu değişik yollardan bıktırıncaya kadar anlatmak.
  • aynı maldan
  • aynı matbaada basılan ve aynı türden kitaplar serisi
  • aynı meslek taraftan kimseler.
  • aynı mevsimde veya aynı zamanda doğan kuzular
  • aynı miktarda para koyarak bahse girişmek. cover up örtmek
  • aynı müessesede çalışan kimselerden her biri
  • aynı olduğunu ispat etmek
  • aynı perdeden ses
  • aynı perdeden ses çıkarma. monotonous yeknesak
  • aynı seslere sahip olan
  • aynı seviyede
  • aynı seviyede.
  • aynı seviyeye getirmek
  • aynı sonuca yönelen
  • aynı soydan
  • aynı soydan gelen.
  • aynı soydan veya cinsten olan şey. cogna'tion aynı soydan veya kökten gelme.
  • aynı sınıf veya meslekten olan erkekler.
  • aynı sınıftan veya aynı sanattan kimseler
  • aynı tas aynı hamam
  • aynı vasıfta olmayan.
  • aynı yapılamaz
  • aynı yaşta olan
  • aynı yerde veya aynı şartlar altında yaşayan insan topluluğu
  • aynı yoldan geri dönmek
  • aynı zamanda
  • aynı zamanda birden fazla karısı olma sistemi veya geleneği
  • aynı zamanda her yerde bulunan
  • aynı zamanda her yerde mevcut
  • aynı zamanda iyi ve kötü olan
  • aynı zamanda meydana gelmek
  • aynı zamanda vaki olan
  • aynı zamanda vaki olma
  • aynı zamanda.
  • aynı zamanda. save one's breath boşuna nefes tüketmemek. out of breath soluğu kesilmiş
  • aynı çiçekte hem erkeklik hem dişilik uzvu olan
  • aynı şekilde
  • aynı şekilde karşılık vermek.
  • aynı şekilde olan
  • aynı şekilde ve de
  • aynı şekilde.
  • aynı şeyi hissetmek
  • aynı.
  • aynı. cinsten olan
  • aynı. one after another birbiri arkasından
  • aynılık
  • aynılık.
  • aynını yetiştirmek
  • aynısefa
  • aynıyle ödemek. They differ in kind Ceşitleri aynı.
  • aynştaynyum
  • ayran
  • ayran.
  • ayraç
  • ayraçlama
  • ayrı
  • ayrı ayrı
  • ayrı ayrı kısımlardan ibaret
  • ayrı ayrı. They went to their respective homes. Her biri kendi evine gitti. respectively zikredildikleri sıra ile
  • ayrı bir cisim teşkil etmek
  • ayrı cinsten
  • ayrı koyma. isolationism tecrit politikası. isolationist kendi memleketinin diğerlerinden ayn hareket etmesi taraftarı
  • ayrı koymak
  • ayrı seçi yapmayarak
  • ayrı tutma
  • ayrı tutmak
  • ayrı tutulan
  • ayrı. sporadically ara sıra
  • ayrıca
  • ayrıca furthermost en ötedeki
  • ayrıcalık
  • ayrıcalık gösterme.
  • ayrıcalık gözeten. eliquishly belirli bir grubun dışındakilere yüz vermeyerek. eliquishness klik meydana getirme
  • ayrıcalık tanımak
  • ayrıcalık.
  • ayrık
  • ayrık deniz
  • ayrık konoluşum
  • ayrık otu
  • ayrık. cleft foot çift tırnaklı ayak. cleft palate yarık damak.
← PreviousPage 21 of 26Next →