Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- arama tezkeresi
- aramak
- aramak. He is spoiling for a fight. dövüşmek için kaşınıyor.
- aramak. miss fire ateş almamak. miss out atlamak
- Arami
- Arami dili.
- Aramice
- aramızda kalsın
- aranabilir
- aranamaz
- aranan.
- aranje etmek
- aranjman
- aranjör
- Arap
- Arap alfabesi
- Arap atı
- Arap atı. street Arab köprü altı çocuğu.
- Arap babunu
- Arap Baharı
- Arap Birliği
- arap bülbülü
- arap bülbülügiller
- Arap dadı
- Arap darısı
- Arap dünyası
- arap saçı gibi bir birine dolaşmış yığın
- arap saçına çevirmek
- Arap tavşanı
- Arap Yarımadası
- Arap yarımadasında Umman ülkesi. Gulf of Oman Umman körfezi.
- Arap zamkı
- arap zamkı. gum juniper ardıç sakızı. gum mastic sakız
- araplar
- Araplaştırma
- Araplaştırmak
- Araplık
- arapsaçı
- Arapça
- Ararat İli
- ararot
- ararot kamışı
- Aras
- arasmdan geçmek. cleavable yarılabilir.
- arastırmak. check out otelden hesabını görüp ayrılmak
- arasöz
- arasöz. digressive konu dışı
- arası kesilme.
- arasına
- arasına lavanta çiçeği koymak
- arasına sıkıştırmak
- arasında
- arasında bulunmak
- arasında.
- arasında; ortasında
- arasından
- arasını kesmek
- arasıra
- arasıra. Here goes! işte başlıyorum. Here you are. Buyur
- araya
- araya girme
- araya girmek
- araya mesafe koyma.
- araya mesafe koymak
- araya sıkıştırmak. work into zorlamak
- arayan kimse
- arayan kimseye telefon etmek. call down niyaz etmek
- arayüz
- arayüz.
- arayüzey
- arayüzey gerilimi
- arayı açmak
- arayıcı
- arayıp bulmak
- arayıp bulmak.
- arayışında
- araz
- araz.
- arazi
- arazi açma
- arazi için verilen imtiyaz
- arazi parçası
- arazi sahibi
- arazi, alan
- arazi.
- arazi. land agent emlak simsarı
- araziden ibaret. land property gayri menkul mülk
- arazinin gösterdiği kabarıklık
- arazisi olan
- arazöz
- araç
- araç durumu
- araç gereç
- araç hâli
- araç hırsızlığı
- araç kamerası
- araç yıkama yeri
- araç çubuğu
- araç, taşıt
- araç.
- araçlar
- araçlar. the media gazete
- araçsız
- araşit
- araşmak
- araştırma
- araştırma konusu veya sahası
- araştırma projesi
- araştırma yapmak
- araştırma.
- araştırmacı
- araştırmak
- araştırmak. investigable incelenebilir
- araştırman
- araştırıcı
- araştırılmamış.
- araştırıp bulmak
- arbalet
- arbalet.
- arbede
- arbitraj
- arboretum
- archaeopteryx
- archaism
- architect.
- Ardahan
- arday
- Ardeşen
- ardiye
- ardiye ücreti
- ardiyede muhafaza etme
- arduvaz
- arduvaz kaplamasında kullanılan çekiç.
- arduvaz sırtlı atmaca
- arduvaz sırtlı martı
- arduvaz. slat'y taş tahtaya benzer
- ardı ardına
- ardı arkası kesilmeden.
- ardı arkası kesilmeyen. incessantly sürekli olarak
- ardı arkası kesilmez
- ardı sıra
- ardıl
- ardıllık
- ardına
- ardında
- ardından
- ardından gelmek
- ardıç
- ardıç bülbülü
- ardıç kuşu
- ardıç rakısı.
- ardıç reçinesi
- ardıç zamkı
- ardışık
- ardışıklık
- ardışım
- are not
- arefe
- arena
- areografi
- areola
- areoloji
- Ares
- argali
- argaç
- argaç aralığı
- argo
- argo deyim
- argo konuşmak
- argon
- argonot
- Argos
- argoyla ilgili
- argüman
- argın
- argın. be down on kızgın olmak
- argınlık
- argınlık.
- argıt
- Arhangelsk
- Arhangelsk Oblastı
- Ari
- Ariadne
- aridness kuraklık
- arif
- arife
- arife gecesi
- arife.
- arioso
- Aristo
- Aristo.
- aristokrasi
- aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic aristokrasiye ait
- aristokrasi.
- aristokrat
- aristokrat sınıfı.
- aristokratlık
- Aristoteles
- aritmetik
- aritmetik ortalama
- aritmetiksel
- aritmetikte sayıları kullanmak
- aritmi
- aritmik
- Arizona
- Arjantin
- Arjantin Cumhuriyeti
- Arjantin. Argentine Arjantinli.
- Arjantinli
- arjör
- ark
- arka
- arka arka
- arka arkaya
- arka kapak
- arka kapı
- arka lamba
- arka lamba.
- arka olmak
- arka plan
- arka plan gürültüleri
- arka planda
- arka taraf
- arka çıkmak
- arkabahçe
- arkada
- arkadaki
- arkadaki.
- arkadan
- arkadan gelmek. fall down düşmek. fall flat bekleneni elde edememek
- arkadan vuran
- arkadas olan
- arkadaş
- arkadaş canlısı
- arkadaş edinmek
- arkadaş grubu
- arkadaş olmak
- arkadaş olmak.
- arkadaşlar
- arkadaşlar.
- arkadaşlık
- arkadaşlık edilmesi zor olan
- arkadaşlık etmek
- arkadaşlık etmek.
- arkadaşlık. good for -e yarar
- arkadaşlığa yakışmayan
- arkadaşsız
- arkadaşça
- arkadaşına ihanet eden kimse. Judas tree erguvan
- arkaizm