LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • anıklık
  • anıklık.
  • anılmak
  • anılmaya layık. memorably hatırlanacak şekilde.
  • anımsama
  • anımsamak
  • anımsatan
  • anımsatmak
  • anımsatıcı
  • anında
  • anında olan
  • anında uyduran ve çare bulan kimse.
  • anırma
  • anırmak
  • anısına.
  • anıt
  • anıt mezar
  • anıtlaştırma
  • anıtlaştırmak
  • anıtsal
  • anız
  • anızlık
  • anıştırmak
  • ao dai
  • Aomori
  • aort
  • apak
  • Apalaş Dağları
  • apandis
  • apandisit
  • apansız
  • apart otel
  • apartheid
  • apartman
  • apartman dairesi
  • apartman dairesi.
  • apartman dairesi. apartment house apartman.
  • apartman topuk
  • apati
  • apatit
  • apayrı
  • apaçık
  • apaçık gerçek
  • apaçık. written law kayda geçmiş kanun
  • apaçıklık
  • apaş
  • Ape Belediyesi
  • Apenin Dağları
  • Apenin Yarımadası
  • Apeninler
  • aperitif
  • aplik
  • aplike
  • apoje
  • apokaliptik
  • apolet
  • apolitik
  • Apollo
  • Apollo kelebeği
  • Apollon
  • apostol
  • apostrof
  • app
  • appassionato
  • apraksi
  • apriori
  • apron
  • apse
  • apse.
  • apsent
  • apsis
  • aptal
  • aptal kimse.
  • aptal kimse. innocent emusement zararsız eğlence. innocently masumca
  • aptal matı
  • aptal sarışın
  • aptal veya budala kimse
  • aptal. lumpishness topak hali
  • aptal. Simple Simon saf ve aptal kimse. simpleness sadelik
  • aptalca
  • aptalca yapılan hata
  • aptallaştırmak
  • aptallık
  • aptalık
  • aptes
  • aptesane
  • apteshane
  • aptness uygun oluş
  • apış arası
  • apışlık
  • apışma
  • aquavit
  • ar
  • AR-GE
  • ara
  • ara ara
  • ara açmak
  • ara açılması
  • ara açılması: yarmak
  • ara bellek
  • ara bulmak
  • ara bulucu
  • ara eleman
  • ara frekans
  • ara hafıza
  • ara kat
  • ara kesit.
  • ara liman
  • ara olay gibi. parenthetically parantez olarak.
  • ara seçim
  • ara söz
  • ara sınav
  • ara sıra
  • ara sıra meydana gelen
  • ara sıra olan
  • ara sıra.
  • ara sıra. be worth while zahmetine değmek
  • ara sıra. behind time geç
  • ara vermeden
  • ara vermek
  • ara vermek.
  • ara yerde bulunan
  • ara yol
  • ara öğün
  • ara.
  • arab saçı
  • arab saçına benzetmek
  • araba
  • araba falakası
  • araba farı
  • araba gezintisi
  • araba ile gitmek
  • araba ile gitmek veya götürmek. drive back geri dönmek
  • araba ile gitmek: at ile atılmak
  • araba ile götürmek
  • araba ile katedilen mesafeyi ölçen alet.
  • araba ile taşımak
  • araba korteji
  • araba kullanmak
  • araba kullanmayı bilmiyorum
  • araba lastiği
  • araba oku
  • araba okunun içinden geçtiği meşin halka.
  • araba park edecek yer
  • araba radyosu
  • araba sürmek
  • araba sürmek.
  • araba teybi
  • araba vapuru
  • araba veya kayık tentesi.
  • araba veya saban oku
  • araba yarışçısı
  • araba yarışı
  • araba yolu
  • arabacı
  • arabalar
  • arabalı tren
  • arabalık
  • arabam bozuldu
  • arabanın koşum kayışı
  • arabası
  • arabasız
  • arabaya binmek
  • arabaya koşulmuş bir veya birkaç at
  • arabaya yerleştirilen ve kuru ot taşımaya mahsus kafes
  • arabellek
  • arabesk
  • arabesk müzik
  • arabinoz
  • Arabistan
  • Arabistan a ait. Arabian Nights Binbir Gece Masalları. Arabian Sea Umman Denizi.
  • Arabistan-a veya Araplara ait. Arabic League Arap Birligi. Arabic numerals Arap rakamları
  • Arabistan. Arabia Felix Yemen.
  • Arabistanlı
  • arabozan
  • arabozanlık
  • arabozucu
  • arabulucu
  • arabulucu aracı
  • arabulucu.
  • arabuluculuk
  • aracı
  • aracı olan
  • aracı olmadan
  • aracılık
  • aracılık etme
  • aracılık etmek
  • aracılık yapmak
  • aracılığıyla
  • arada
  • arada bir. every once in a while arada bir. every other day iki günde bir
  • arada bir. since then o zamandan beri. the then president o zamanın başkanı.
  • arada bulunmak
  • arada haber götürmek
  • arada kesilen
  • arada olan olay
  • aradaki
  • aradaki bağlantıyı kesmek
  • aradaki farkı göstermek üzere karşılaştırmak
  • aradaki mesafeyi kapatmak gain the ear of birine söz geçirmek gain the upper hand ustün gelmek
  • aradaki noktaları birleştirerek çizgi çizmek
  • aradaki olay
  • aradaki zaman müd- detince. in the interim aradaki zamanda .
  • aradan
  • aradizi öğeleri
  • araduru kuramı
  • araf
  • Aragon
  • Aragonca
  • arak
  • arakalımlı duru
  • Arakanlı
  • arakasyon
  • araklamak
  • Araklı
  • araknofobi
  • aral
  • aralannda bağlantı olmak
  • aralannda iliski kurmak
  • aralarında
  • aralarında anlaşma olan
  • aralarında ilgi kurmak
  • aralarında mutabakat olan
  • aralarında uygunluk sağlamak
  • aralarında uyuşmazlık bulunan
  • aralarında uyuşmazlık olan iki kişinin arasını bulan kimse
  • aralarından
  • aralarını açmak
  • aralarını bozmak
  • aralarını bulmak
  • aralık
  • aralık açmak
  • aralık etmek
  • aralık koymak
  • aralık meydana getirmek
  • aralık verme
  • aralık vermek
  • aralık.
  • aralık. at intervals aralarla
  • aralıklara bölmek.
  • aralıklarla düzenleme
  • aralıklı
  • aralıksız
  • aralıksız süre
  • aralıksız.
  • Aram veya eski Suriye'ye ait
  • arama
  • arama emri
  • arama kararı
  • arama motoru
← PreviousPage 14 of 26Next →