Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical saçma
- anlamsızca
- anlamsızlık
- anlamsızlık.
- anlamı olmak.
- anlamına gelmek
- anlamını değiştirmek.
- anlamıyorum
- anlasıaz
- anlatan
- anlatan kimse: veznedar
- anlatma
- anlatmak
- anlatmak tasvir etmek tanımlamak
- anlatmak.
- anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak
- anlatı
- anlatı bilimi
- anlatıcı
- anlatılabilir accountabil ity sorumluluk
- anlatılamaz
- anlatılamaz. indescribably anlatılamayacak şekilde.
- anlatılan
- anlatılan şey
- anlatılmak
- anlatılmamış
- anlatılmamış.
- anlatılmaz
- anlatılmış
- anlatım
- anlatımsal
- anlatış
- anlayamamak. next to nothing hemen hemen hiç.
- anlayan
- anlayarak.
- anlayıslı
- anlayış
- anlayış görüş
- anlayış.
- anlayış. a long tongue uzun dil
- anlayışla.
- anlayışlı
- anlayışlı olmak
- anlayışlı. understandingly anlayışla.
- anlayışsız
- anlayışsızlık
- anlayışı kıt
- anlaşamamak
- anlaşllamayacak bir surette.
- anlaşllamaz
- anlaşlması imkansız
- anlaşma
- anlaşma koşullarını görüşmek
- anlaşma metni
- anlaşma veya mukavele yapmak
- anlaşma ümidiyle tartışılabilir
- anlaşmak
- anlaşmak. Go along. Haydi git. Siz gidiniz. along with ile beraber.
- anlaşmak. stipulation şart
- anlaşmalı
- anlaşmaya girmek
- anlaşmaya varmak
- anlaşmaya varmak. during term time ders devresinde
- anlaşmayı müzakere etmek
- anlaşmazlık
- anlaşmazlık.
- anlaşmazlığın halledilmesi
- anlaşılabilir
- anlaşılabilir. ascertainment soruşturma
- anlaşılamaz
- anlaşılan
- anlaşılan.
- anlaşılmak
- anlaşılması güç
- anlaşılması güç söz
- anlaşılması mümkün
- anlaşılması zor hale getirmek
- anlaşılmasını sağlamak get ready hazırlamak
- anlaşılmasını sağlamak. get ahead ilerlemek. get ahead of geçmek
- anlaşılmaz
- anlaşılmaz dil veya söz
- anlaşılmaz okunması güç.
- anlaşılmaz surette. mysteriousness gizemlilik
- anlaşılmaz söz veya ses
- anlaşılmaz veya manasız laf.
- anlaşılmaz şekilde söz söylemek
- anlaşılmaz şey
- anlaşılmaz.
- anlaşılmazlık
- anlaşılmazlık.
- anlaşılmazlık. impenetrably nüfuz edilemez bir şekilde
- anlaşılmış
- anlaşılır
- anlaşılır.
- anlaşılırlık
- anlık
- anlıkçılık
- anlıyor musun?
- anlıyor musunuz?
- anma
- anma töreni
- anma töreni. commemorative anma vesilesi oian
- anmak
- anmak.
- anmalık
- anne
- anne sütü
- anne tarafından gelen. maternal aunt teyze. maternal grandmother anne anne. maternal uncle dayı. maternally anne gibi
- anne tarafından.
- anne tavuğun civcivlerini çağırmak için çıkardığı ses. chuckler kıkırdayan kimse.
- anne veya baba
- anne-baba
- anneanne
- Anneler Günü
- annelik
- annelik etmek
- annelik hali. maternity dress. hamile elbisesi maternity hospital doğumevi
- anneliğe ait
- annen
- annesi olmak
- anneye yakışır
- anoksiya
- anomali
- anonim
- Anonim Alkolikler
- anonim şirket
- anonim şirkete ait
- anonim şirketi
- anonim.
- anons
- anorak
- anorganik
- anormal
- anormal. unnaturally garip bir şekilde. unnaturalness anormallik
- anormallik
- anot
- anot.
- ansiklopedi
- ansiklopedik
- ansız
- ansızın
- ansızın vaki olan şey
- ansızın yerinden fırlamak
- ansızın.
- ansızın. suddenness birdenbire vaki olma.
- ansızın. unexpectedness ansızın olma.
- ant
- ant içirmek. take an oath yemin etmek
- ant içmek
- ant içmek.
- ant içmek. take occasion fırsattan faydalanmak. take off çıkarmak: kopya etmek
- antagonizma
- Antakya
- Antalya
- antant
- Antares
- antarktik
- Antarktika
- Antarktika Okyanusu
- Antarktika.
- anten
- anten yükselteci
- Antep fıstığı
- anter
- anterlin
- antet
- antiasit
- antibiyotik
- antibiyotik.
- antidepresan
- antienflamatuvar
- antifon
- antifriz
- antifriz.
- Antigua
- Antigua ve Barbuda
- antihistamin
- antihistaminik
- antijen
- antijenik
- antik
- Antik Mısır
- Antik Roma
- Antik Yunanca
- Antik Yunanistan
- Antik Çağ
- antika
- antika.
- antikahraman
- antikalar.
- antikalık
- antikomünizm
- antikor
- antikor.
- Antiller
- Antiller isketesi
- antilop
- antimadde
- antimon
- antinomi
- antioksidan
- antipati
- antipsikotik
- Antique
- antisemitizm
- antisepsi
- antiseptik
- antiseptik. antiseptically antiseptik suretiyle. antisepsis antisepsi.
- antisiklon
- antisiyonizm
- antisosyal kişilik bozukluğu
- antitez
- antlaşma
- antlaşma, akit
- antlaşmak
- antmak
- antoloji
- antoloji. antholog'ical antolojiye ait. anthologist antoloji düzenleyen kimse.
- antonim
- antraks
- antrakt
- antrasit
- antre
- antreman
- antrenman
- antrenör
- antrenörlük etmek
- antrepo
- antrikot
- antropofaji
- antropojen
- antropolog
- antropolog.
- antropoloji
- antropomorfizm
- antroposantrizm
- anturaj
- Antümi
- anus
- Anvers
- anyon
- anzarot
- anüs
- anı
- anı yaşa
- anık
- anıklama
- anıklamak
- anıklaşma
- anıklaşmak