LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • anahtarın kilide giren kısmı
  • anakart
  • anakent
  • anakonda
  • Anakreon
  • anakronik
  • anakronizm
  • anal
  • anal seks
  • analar.
  • analist
  • analitik
  • analitik felsefe
  • analitik fonksiyon
  • analitik geometri
  • analitik kimya
  • analiz
  • analiz etmek: psikanalize tabi tutmak
  • analiz.
  • analizci
  • analizör
  • analjezi
  • analjezik
  • anallk
  • analog
  • analog veri
  • analoji
  • analojik
  • analık
  • analık izni
  • analık. foster parents çocuğu kendi evinde evlâdı gibi büyüten ana baba.
  • anamak
  • anamal
  • anamalcı
  • anamalcılık. capitalist kapitalist
  • anamalcıIıkla ilgili.
  • anamnez
  • anamnezi
  • anan
  • ananas
  • ananasgiller
  • anane
  • ananevi
  • ananevi. traditionalism ananeye bağlılık
  • anaokulu
  • anaokulu. kindergartner anaokulu öğretmeni veya öğrencisi.
  • anapara
  • anarşi
  • anarşist
  • anarşizm
  • anasanlılık
  • anasayfa
  • anason
  • anası bir babası ayrı.
  • anasını siktiğim
  • anasını siktiğimin
  • anasınıfı
  • anasız
  • Anatidea familyasından ördek
  • anatomi
  • anatomik
  • anatomist
  • anavatan
  • anayasa
  • anayasa ile ilgili
  • anayasacı
  • anayasacılık
  • anayasal
  • anayasaya uygun
  • anayol
  • anayurt
  • anaç koyun
  • ancak
  • ancak geçerli olan
  • ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.
  • ancak ve ancak
  • ancak yetecek kadar
  • ancak yeterli
  • ancak yetişecek kadar. slenderly ince uzun olarak
  • ances'tral ecdada ait
  • Anchorage
  • and bobtail ayak takımı.
  • And Dağları
  • And isketesi
  • And martısı
  • andaval
  • andaç
  • andaç.
  • andaç. in memory of hatırasına
  • andezit
  • Andhra Pradeş
  • Andican
  • andiç
  • Andorra
  • Andorra Prensliği
  • Andorra.
  • Andorralı
  • Android
  • androjen
  • Andromeda
  • andık
  • andıran
  • andırmak
  • andırmak. resemblance benzeyiş
  • andız
  • andız otu
  • Ane
  • anekdot
  • anele bağı
  • anemi
  • anemik
  • anemometre
  • anemon
  • aneroit
  • anestetik
  • anestezi
  • anestezide kullanılan gaz karışımı
  • anestezik
  • anestezist
  • anesteziyoloji
  • anevrizma
  • aneyy
  • anfizem.
  • angaje etmek
  • angajman
  • Angara
  • angarya
  • Angkor Vat
  • Anglikan
  • Anglikanizm
  • Anglosakson
  • Anglosakson.
  • Angola
  • Angola Cumhuriyeti
  • Angolalı
  • Angren
  • angstrom
  • Anguilla
  • Anguillalı
  • angut
  • anhidrit
  • ani
  • ani alev
  • ani bir gayretle yapılan şey
  • ani bir şekilde dışarı atmak
  • ani darbe. coup d'etat hükümet darbesi.coup de theatre başarılı bir piyes
  • ani düşüş
  • ani düşüş.nose out özellikle koklayarak arayıp bulmak
  • ani esen rüzgâr
  • ani gelen bela
  • ani hareket
  • ani hareket veya hamle
  • ani hareket. flirta'tion flört etme
  • ani hava soğuması.
  • ani kesiş
  • ani korku
  • ani olan
  • ani olarak
  • ani olarak ortaya çıkan güç durum
  • ani olarak söylenen söz
  • ani olarak zuhur eden geçici hal
  • ani ve hızlı hareket
  • ani ve şiddetli korku
  • ani yükseliş
  • ani ısırma
  • ani. sudden death ani ölüm
  • aniden
  • aniden yönünü değiştirmek
  • aniden. suddenly birdenbire
  • anilin
  • anilinden çıkarılan mor boya.
  • animalia
  • animasyon
  • animato
  • animatör
  • anime
  • animizm
  • animizmle ilgili.
  • aniolarak. all out elinden geleni yapma. all over tamamen: bitmiş
  • Anişinaabe
  • anjin
  • anjiyografi
  • anjiyoloji
  • Anka
  • Ankara
  • Ankara kedisi
  • Ankara keçisi
  • Ankara tavşanı
  • Ankara.
  • ankastre
  • anket
  • anket formu
  • anket yapan kimse.
  • anket yapmak
  • anketçi
  • anketör
  • ankiloz
  • anklav
  • Ankober kanaryası
  • ankor
  • anksiyete
  • anksiyete bozukluğu
  • anksiyolitik
  • anladım
  • anladın mı?
  • anladınız mı?
  • anlak
  • anlam
  • anlam ayrımı
  • anlam bilimi
  • anlam bilimsel
  • anlam daralması
  • anlam karşıtı
  • anlam kümesi
  • anlam mana
  • anlam taşıyan
  • anlam vermek
  • anlam çıkarmak
  • anlama
  • anlama gelmek
  • anlama kabiliyeti
  • anlama kabiliyeti olan
  • anlama yeteneği olan.
  • anlama.
  • anlamadım
  • anlamak
  • anlamak.
  • anlamak. find wanting kusurlu bulmak
  • anlamak. get married evlenmek. get near yaklaşmak. get nowhere başarısız olmak. get off inmek
  • anlamamakta direnen
  • anlamasını sağlamak. get tired yorulmak. get to başlamak
  • anlamazlıktan gelmek
  • anlambilim
  • anlambirim
  • anlambirimcik
  • anlamdaş
  • anlamdaş kelime. synonym'ic anlamdaş
  • anlamdaş. synonymously anlamdaş olarak.
  • anlamdaşlık
  • anlamlı
  • anlamlı. meaningly manalı manalı.
  • anlamlılık
  • anlamsal
  • anlamsallık
  • anlamsız
  • anlamsız laf etmek
  • anlamsız olarak. senselessness şuursuzluk
  • anlamsız söz
  • anlamsız söz.
  • anlamsız yazı ve çizgiler.
← PreviousPage 12 of 26Next →