LexiTurk← Dictionary

Turkish words: T

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • tamamen: sonuna kadar
  • tamamlama
  • tamamlama.
  • tamamlamak
  • tamamlamak. followup takip etme
  • tamamlamak. fulfillment nail olma
  • tamamlamak. round out tamamlamak
  • tamamlanma
  • tamamlanma. follow up takip etmek
  • tamamlanmamış
  • tamamlanmış
  • tamamlayan
  • tamamlayan. supplementa'tion ekleme
  • tamamlayıcı
  • tamamlayıcı herhangi bir şey
  • tamamlayıcı şey
  • tamamlayıcı. perfectively tamamlayıcı olarak
  • tamamlık
  • tamamı
  • tamamı tamamına
  • tamamıyla
  • tamamıyle
  • tamamıyle bırakmak
  • tamamıyle dolmuş. repletion dolgunluk
  • tamamıyle düz
  • tamamıyle haklı olmak. on the right side doğru tarafta
  • tamamıyle.
  • tamanından
  • Tamaulipas
  • Tamaulipas kargası
  • tambur
  • tambur majör
  • Tamil
  • Tamilce
  • tamim
  • tamim etmek
  • tamim etmek. universally her zaman ve her yerde.
  • tamir
  • tamir etmek
  • tamir etmek .patchedup derme çatma
  • tamir etmek. Do tell ! Öyle mi ? Sahi mi ? do well işi iyi gitmek
  • tamir etmek. put out of commission işlemez hale getirmek
  • tamir olunamaz
  • tamir olunmuş yer. on the mend iyileşmekte
  • tamirat
  • tamirci
  • tamirci.
  • tamircilik
  • tamire muhtaç olma
  • tamirhane
  • tamirli. in bad repair fena halde
  • tamirsiz.
  • tamiya
  • tamkatlama
  • tamkatlı bileşikler
  • tamkatsız bileşikler
  • tamlama
  • tamlamak. modifiable değiştirilebilir.
  • tamlanan
  • tamlayan
  • tamlayan durumu
  • tamlayan hâli
  • tamlık
  • tampon
  • tampon bölge
  • tampon ile tıkamak.
  • tampon vazifesi gören herhangi bir şey
  • tampon. packing box
  • tamponlama
  • tamtam.
  • tamu
  • tan
  • tan vat debbağhane kuyusu. tan yard debbağhane
  • Tanah
  • tanatofobi
  • tandans
  • tandır
  • tandır ekmeği
  • tane
  • tane olarak.
  • tane. individually ayrı ayrı.
  • tanecik
  • tanelemek
  • taneli
  • tanen
  • tanga
  • Tanganika Gölü
  • tangibleness tutulabilme. tangibly gerçek olarak
  • tango
  • tango.
  • Tangut
  • tangırdamak
  • tanjant
  • tanjant. go off at a tangent birden konu değiştirmek. tangency teğet geçme
  • tank
  • tanker
  • tanker.
  • tanklamak
  • tanksavar
  • tanlmlanamaz
  • tanmlamak
  • Tann
  • tannan.
  • tanner
  • tanrı
  • tanrı bilimi
  • Tanrı ile ilgili tanrı bilime ait
  • Tanrı korusun
  • tanrı seni kutsasın
  • Tanrı uludur
  • Tanrı vergisi
  • Tanrı vergisi olan.
  • tanrı vergisi. innately doğuştan olarak. innateness doğuştan olma.
  • Tanrı yarasın
  • Tanrı.
  • Tanrı. omnipotence her şeye gücü yetme. omnipotently her şeye gücü yeterek.
  • tanrıbilim
  • tanrıbilimsel kuramlar meydana getirmek.
  • tanrıcı
  • tanrıcılık
  • Tanrıdan aşağı insandan üstün göksel yaratık
  • tanrılaştırma
  • tanrılaştırmak
  • tanrılık vasfı
  • Tanrının kutsal ismi
  • tanrısal
  • tanrısal heybete sahip kimse.
  • Tanrısız
  • tanrıtanımaz
  • tanrıtanımazlık
  • tanrıya şükür
  • tanrıça
  • tanrıça Venüs'ün çirkin ve topal kocası
  • tansiyometre
  • tansiyon
  • tansiyon aleti
  • tansiyonum düştü
  • tansiyonum çıktı
  • tansık
  • tantal
  • tantana
  • tantana. pageantry debdebeli tören veya gösteri.
  • tantanalı
  • tantanalı: fevkalade
  • tanto
  • tantuni
  • Tanzanya
  • Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti
  • Tanzanya tohumculu
  • Tanzanya.
  • Tanzanyalı
  • tanzim
  • tanzim etmek
  • Tanzimat
  • tanı
  • tanıdık
  • tanıdık. speaking likeness aşırı benzeyiş
  • tanık
  • tanık koruma
  • tanık kürsüsü
  • tanık tepe
  • tanıklık
  • tanıklık etmek
  • tanılamak
  • tanılayıcı
  • tanım
  • tanıma
  • tanımak
  • tanımamak
  • tanımlama
  • tanımlama.
  • tanımlamak
  • tanımlanamayan
  • tanımlanan
  • tanımlanmış
  • tanımlık
  • tanımıyorum
  • tanınan
  • tanınan.
  • tanınma
  • tanınma. under the sun dünyada
  • tanınmak
  • tanınmamış
  • tanınmamış kimse
  • tanınmaz hale getirmek
  • tanınmış
  • tanınmış kimse
  • tanısal
  • tanısızlık
  • tanıt
  • tanıtlanabilir
  • tanıtma
  • tanıtma maksadıyle yapılan.
  • tanıtma veya açıklama yoluyle önceden belirtmek
  • tanıtma.
  • tanıtmak
  • tanıtıcı
  • tanıtıcı reklam
  • tanıtım yapmak
  • tanış
  • tanış.
  • tanışmak
  • tanıştırma
  • tanıştırmak
  • tanıştığıma memnun oldum
  • tanıştığımıza memnun oldum
  • tanışıklık
  • tanışıyor muyuz
  • Tao
  • Tao mezhebi. Taoist Taoist.
  • Taoist
  • Taoizm
  • tapa
  • tapa ile tıkamak.
  • tapan
  • tapan kimse.
  • taparcasına sevmek
  • tape player amplifikatörü olmayan teyp. tape recorder teyp. tapeline tape measure metre şeridi
  • tapir
  • tapma
  • tapmak
  • tapmak içinde muhafaza edilen.
  • tapmak. your worship zatıaliniz. worshiper ibadet eden kimse
  • tapon mal
  • taptaze
  • tapu
  • tapu senedi
  • tapyoka
  • tapınak
  • tapınak şövalyesi
  • tapınakta dinsel törenleri yürüten kadın.
  • tapınakçı
  • tapıncak
  • tapınma
  • tapınma perestiş
  • tapınma.
  • tapınmak
  • tapınç
  • tapşın
  • tar
  • tar. eskiden tatar yayı ile atılan ucu dört köşeli ağır ve kısa ok
  • taraf
  • taraf değiştirmek
  • taraf tutan
  • taraf tutma
  • taraf tutmak. take the stand davada şahitlik yapmak.
  • tarafgir
  • tarafgirlik
  • tarafgirlikle
  • tarafindan
← PreviousPage 4 of 20Next →